Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/9721 E. 2015/11574 K. 04.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9721
KARAR NO : 2015/11574
KARAR TARİHİ : 04.11.2015

MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/12/2014
NUMARASI : 2014/356-2014/769

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.12.2014 tarih ve 2014/356-2014/769 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullandığını, 09/07/2013 tarihli kredi sözleşmesinde faiz oranının %9,12 olarak belirlendiğini ve davalı tarafından tapu senedi üzerine ipotek tesis edildiğini, ipotek bedelinin 100.000,00 TL olduğunu, davalının kredi sözleşmesindeki faiz oranının sehven %9,12 olduğunu beyan ederek ipotek tesisini sağlamış olmasına rağmen krediyi serbest bırakmadığını ve ipotek bedelinin ödenmediğini, davalının kendi yaptığı hatalar nedeni ile %11.50’nin üzerinde bir faizi kabul ettirmeye çalıştığını ileri sürerek, müvekkili tarafından tüm yükümlülükleri yerine getirilmesine rağmen sözleşmeye göre ipotek tesis eden davalının kredi ödemesini yapmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili bankaya müracaat ederek 100.000,00 TL’lik iş yeri kredisi talebinde bulunduğunu, kredinin uygun görülmesi üzerine başvuru tarihindeki %0,76 faiz oranı üzerinden ipotek evraklarının düzenlenerek ilgili satış elemanına teslim edildiğini, davacının daha sonra kredinin ilk taksit gününün 15/09/2013 olmasını talep ettiğini ancak, sistem gereği bu talebin kabul edilmemesi üzerine davacıya durumun iletildiğini, davacının da kredinin bekletilmesini talep ettiğini, kendisine kredi faiz oranlarının değişken olduğunun, kredinin verileceği günkü faiz oranı üzerinden işlem yapılacağının belirtildiğini ancak, 09/07/2013 tarihindeki evrakların işleme konularak taşınmaz üzerine banka lehine ipotek tesis edildiğini, davacının iddia ettiği faiz oranının ilk işlemin yapıldığı tarih itibariyle geçerli olduğunu, dava konusu kredinin 16/09/2013 tarihinde kullandırıldığını ve bu itibarla davanın konusuz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, gerek taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesi ve gerekse ipotek belgesinin akdi faiz oranı olan yıllık %9,12 (aylık 0,76) üzerinden imzalandığı, davacının talebinin de bu doğrultuda olduğu, kredinin dava açıldıktan sonra, 16/09/2013 tarihinde davalı tarafça sözleşme ve ipotek belgesinde yazılı olan işbu oran üzerinden davacıya kullandırıldığından davanın konusu kaldığı ve davalının, davacının talebine uygun şekilde kredi sözleşmesi ve ipotek belgesinde yazılı faiz oranı üzerinden krediyi kullandırmayı başta kabul etmeyerek davanın açılmasına sebebiyet verip, daha sonra krediyi aynı faiz oranı üzerinden kullandırdığından yargılama giderlerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili vekalet ücreti yönünden temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanmakta olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Ancak, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.’nin 6. maddesine göre, “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tatamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanamaz.” Dosya kapsamı itibariyle 18/09/2014 tarihli ön inceleme celsesinden önce 16/09/2013 tarihinde kredinin kullandırıldığı ve bu itibarla davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından yukarıda da belirtildiği üzere kendisine vekil ile temsil ettiren davacı lehine Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin yarısına hükmetmek gerekirken tamamına hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının 4. bendinde yer alan “…10.400,00 TL…” ibaresinin çıkarılması ile yerine “…5.200,00 TL…” ibaresinin yazılmak sureti ile kararın davalı yararına bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.