Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/4404 E. 2015/11573 K. 04.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4404
KARAR NO : 2015/11573
KARAR TARİHİ : 04.11.2015

MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/12/2014
NUMARASI : 2014/293-2014/405

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/12/2014 tarih ve 2014/293-2014/405 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı T. Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2006 yılında ticaret siciline tescil ve ilan olunan ticaret unvanının “T. Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.” biçiminde olup, iştigal mevzuunun tekstil ürünlerine ilişkin olduğunu, ülke içinde ve dışında “T. TEKSTİL” ibareli ticaret unvanı ve tanıtım işaretiyle ticari faaliyette bulunduğunu, tanınmış bir marka olduğunu, müvekkili adına 25 ve 35. sınıflarda tescilli “a. o.t.” ibareli, 2007/24383 no’lu ve 3, 9, 14, 18, 25, 26 ve 35. sınıflarda tescilli “t. f.a.” ibareli, 2007/19664 no’lu marka tescil belgeleri olup, müvekkilinin anılan işaret üzerinde önceye dayalı hak sahipliğinin bulunduğunu ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, nitekim dava dışı firmaya ait 2010/48704 sayılı “T.” ibareli marka tescil başvurusuna yaptıkları itirazın reddine dair kararın Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2013/167 E. sayılı dosyasında verilen kararla iptal edildiğini, davalının kötüniyetli olarak, müvekkilinin tescilli ticaret unvanı ile tanınmış tescilli ve tescilsiz markalarına iltibas ve tecavüz oluşturup, haksız rekabet yaratacak, onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp, itibar ve ayırt edici karakterini zedeleyecek biçimde 2011/92809 no’lu, 35. sınıf hizmetleri içeren “t. mağazaları+şekil” ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, başvuruya itirazın reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin 2005/45566 no’lu ”T. TEKSTİL” ibareli 25 ve 35. sınıf ürün ve hizmetleri içeren marka tescil başvurusunun dava dışı firmaya ait “T.” ibareli 25, 26 ve 35. sınıf mal ve hizmetleri içeren 2003/11345 no’lu marka mesnet alınarak 556 s. KHK’nın 7/1-b maddesi uyarınca re’sen reddedildiğini, redde mesnet marka nazara alınarak davalının başvurusunun da bu nedenle reddedilmesi gerektiğini, “T.” ibaresinin bilinen bir yer ismi olduğunu, 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi uyarınca marka olarak tescil olunamayacağını, müvekkilinin 2011/96924 no’lu marka tescil başvurusunun da devam ettiğini ileri sürerek, TPE YDİK kararının iptali ve davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, YDİK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin ticaret unvanının 2001 yılında tescil edildiğini, “T. MAĞAZALARI” ibareli 24, 25 ve 26. sınıf malları içeren 06/10/2000/21329 no’lu markanın da adına tescilli olduğunu, “T. MAĞAZALARI” ibareli tanıtım işareti ile Eskişehir’de ticari faaliyette bulunduğunu, kullanımlarının davacıdan evvel başladığını, markaların benzer olmadığını, kullanımın gerçekleştiği 2001 yılından bu yana iltibas doğmadığını, başvurunun herhangi bir kötüniyet veya davacı markalarından yararlanma kastı taşımadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının tescilsiz ve tescilli markaları ile davalı markası arasında bir benzerlik bulunmadığı gibi, her birinin bütünü itibariyle bıraktığı etkinin de farklı olması nedeniyle iltibasa sebebiyet vermeyeceği, hemen herkes tarafından bilinen coğrafi bir mahal yahut semt ismi olan ”T.” sözcüğünün bir kişinin tekeline bırakılmasının mümkün olmadığı, davalı markasındaki ”TAKSİM” ibaresinin, davacıya ait markanın ayırt ediciliğini sağlayan imaj devrini temin edecek biçimde değil, diğer sözcük ve şekillerle birlikte bambaşka bir anlam, kompozisyon ve içerikte bulunduğu, karşılaştırma esnasında, davalı markasının parçalara bölünmesi mümkün olmadığı gibi, aynı yasak davacıya ait marka için de geçerli olduğundan iltibasın söz konusu olmadığı, davacının daha baştan zayıf karakterli bir sözcük olan ”T.” ibaresini markasına koyarken, sonradan üçüncü kişiler tarafından başka bazı sözcüklerle birlikte aynı kelimenin markaları içerisine konulabileceğini öngörmesi ve katlanması gerektiği, ortalama tüketici kitlesinin davacıya ait markayı taşıyan emtialardan almak isterken, davalıya ait markayı taşıyan emtiaları satın alma olasılığının bulunmadığı zira, alıcıya sunulan hizmetlerin taşıdığı “T.MAĞAZALARI+ŞEKİL” ibareli markanın, alıcının yararlanmayı düşündüğü hizmetleri simgeleyen tescilsiz ”T.TEKSTİL” ve tescilli “angels of taxim” ile “takxımdust fon angels” ibarelerinin alıcının belleğinde bıraktığı görsel, anlamsal, şekilsel izlenim ve kulağında kalan sesle aynı etkiyi doğurmadığı, davalının başvurusunun tescilinin, davacıya ait belli bir bilinirlik elde etmiş markanın itibarından haksız yararlanma teşkil etmeyeceği, davacı tararfça bu hususun ispat da edilmediği, kaldı ki davalının ”T. MAĞAZALARI” tanıtım işaretini mağazacılık hizmetinde kullanımı davacıdan daha eski tarihte başladığından öncelik hakkının davalıya ait olduğu davalı şirketin unvanının ayırıcı unsuru da olan ”T. MAĞAZALARI” işaretini oluşturduğu logo ile birlikte markasal olarak da 35. sınıf hizmetlere tekabül eden hizmet ve ürünler için kullandığı, davacının ”T. TEKSTİL” ve ”T.” işaretini unvansal ve markasal olarak kullanımının davalıdan daha sonraki tarihte başladığı, her iki tarafın anılan tanıtım işaretlerini marka ve ticaret unvanı olarak farklı logolarla eş zamanlı kullanımları sırasında bir iltibas doğmadığı, bunun davacı markaları ile davalı işareti arasında fiilen iltibasın gerçekleşmesinin ve birbirlerinin bilinirliğinden yararlanmalarının imkânsız olduğunu gösterdiği, davalı başvurusunun 556 s. KHK’nın 7/c maddesi veya başkaca herhangi bir ret sebebi taşımadığı ve anılan mal ve hizmetler için marka olabilme vasfının bulunduğu, incelemenin tescil belgelerinde bulunan işaretin orijinal hâline göre gerçekleştirilmesinin gerekmesi ve tescilden sonra fiili kullanıma konu edilecek işaret ve ambalaj kompozisyonlarını içermemesi, davacı ile dava dışı firmalar arasındaki davalara konu işaretlerin farklı olması ve tarafların hukuki durumlarının birbirleriyle benzeşmemesi karşısında, davacı itirazlarının reddine dair kurum kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK’nın 8/1-b koşullarının gerçekleşmemiş bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.