Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/9891 E. 2015/9370 K. 16.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9891
KARAR NO : 2015/9370
KARAR TARİHİ : 16.09.2015

MAHKEMESİ : SİVEREK 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/07/2014
NUMARASI : 2013/474-2014/468

Taraflar arasında görülen davada Siverek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/07/2014 tarih ve 2013/474-2014/468 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, davalılar ile müvekkili banka arasında Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Ortaklar Sözleşmesi uyarınca kredi sözleşmesi imzalandığını, davalıların borçlarını ödemediklerini ileri sürerek, her bir davada 12.294 TL’nin faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davalarda davalılar, sözleşmede yer alan imzanın kendilerine ait olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, borca konu kredi sözleşmelerindeki imzaların davalıların eli ürünü olmadığı, dolayısıyla davalıların anılan sözleşmeler nedeniyle davacı Banka’ya herhangi bir borçlarının bulunmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı Banka vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen davalar, taraflar arasında akdedilen muhtelif tarihli kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, yapılan imza incelemesinde imzaların davalılara ait olmadığının tespiti üzerine yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
İmza incelemesi usulünde, inkar edenin atılış tarihi itibariyle, inkar edilen imzası ile yakın tarihte atılmış, uygulamaya elverişli imzalarının temin edilmesi gerekir. Uygulamaya elverişli (tatbike medar) belgeler, HUMK 309/3 maddesinde “ancak iki tarafın ittifak ettikleri her nevi evrak ile senedatı resmiyeden olan ve bir kimse tarafından hasbelmemuriye veya mahkeme huzurunda tahrir veya imza edilen evrakı tatbika esas addedebilir.” şeklinde tahdidi olarak sayılmıştır. Vurgulamakta yarar vardır ki, anılan belgelerin tamamlanması konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.04.2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle “imzanın borçluya ait olduğunu” kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir. ( Hukuk Genel Kurulu’nun 06.02.2008 gün ve 2008/12-77 E. 2008/90 sayılı kararı) Özetlemek gerekir ise, imza incelemesinde öncelikle sözleşmenin tanzim tarihinden öncesine ilişkin borçlunun uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır. Sözleşmenin tanzim tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa, daha sonraki tarihli belgeler, uygulamaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise de borçlunun duruşmada alınan medari tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir.
Somut olayda, hükme esas alınan D.Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu 20.05.2014 günlü bilirkişi raporunda, asıl ve birleşen davaya konu sözleşme tarihlerinden oldukça ileri dönemlere (19.06.2013, 13.09.2012, 27.03.2014 …) ait mukayese belgelerin esas alındığı görülmüş olup, bu rapor hükme esas alınarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve birleşen davalarda verilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 16/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.