YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15167
KARAR NO : 2015/18074
KARAR TARİHİ : 05.10.2015
Mahkemesi : Mersin 5. İş Mahkemesi
Tarihi : 03/02/2015
Numarası : 2014/561-2015/83
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, 21/05/2009 tarihinde davalı işyerinde erbab işçisi sıfatıyla çalışmaya başladığını, 30/09/2014 tarihinde iş akdinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespitine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı MESKİ vekili, davacının .. Sosyal Hizmetler Ltd. Şirketinde çalıştığını belirterek husumet itirazında bulunmuştur.
Mahkemece, davacının asıl işveren olan davalının alt işverenleri yanında kayden çalıştığı, ancak alt işverene husumet yöneltilmediği, davalı kurumun aleyhine bu şekilde tek başına dava açılması yada alt işverenin sonradan davaya dahil edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkemece verilecek hükmün etkisi bakımından mecburi dava arkadaşlığı, maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ve şekli (usuli)bakımdan mecburi dava arkadaşlığı olarak ikiye ayrılmaktadır. Maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı, maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi zorunlu hallerde söz konusu olur (6100 sayılı HMK.m.59) Şekli (usuli) bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ise, kanunun özel hükümleri ve davanın niteliğinden kaynaklanan, birden fazla kişiye karşı dava açılmasının ve yürütülmesinin zorunlu olduğu hallerde oluşan dava arkadaşlığına denir.(PEKCANITEZ Hakan/ATALAY Oğuz/ Muhammet, Medeni Usul Hukuku, 12.Bası, Ankara 2011,s.223).Şekli dava arkadaşlığı, gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılması ve taraflar arasındaki ilişkinin doğru karara bağlanmasını sağlamak için kabul edilmiştir. Bu durumda, dava konusu hukuki ilişki hakkında bütün dava arkadaşlarına yönelik tek ve aynı doğrultuda bir karar verme zorunluluğu yoktur. Ayrıca dava arkadaşlarının yaptıkları usuli işlemler birbirinden bağımsızdır.
Alt işveren işçisi tarafından feshin geçersizliğine karar verilmesi istemiyle yalnızca alt işveren hakkında veya geçersizlik yahut muvazaa iddiasıyla sadece asıl işveren aleyhine açılan davalarda asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayandığının belirlenmesine bağlı olarak,davalı olarak gösterilen kişinin işçinin gerçek işvereni olmadığının belirlenmesi halinde taraf sıfatı sorunu ortaya çıkmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 2.maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarına göre asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olup olmadığı veya muvazaaya dayanıp dayanmadığına yönelik resen yapılması gereken yargısal denetim, ilişkinin taraflarının yani asıl işveren ve alt işverenin davada yer almalarını ve kendi hukuklarını koruyacak açıklama ve ispat haklarını zorunlu kılmaktadır. Aksince bir düşünce Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27.maddesinde öngörülen hukuki dinlenilme hakkına aykırılık teşkil eder. Buna göre işe iade davalarına özgü olarak, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin söz konusu olduğu davalarda, davalı taraf yönünden bir çeşit şekli (usuli) bakımdan mecburi dava arkadaşlığının mevcut olduğu kabul edilmelidir.
Görüldüğü üzere, bu çözüm tarzı hem işçi hem de işveren yönünde hukuka uygun maddi ve usuli bakımdan her iki tarafın haklarını korumasını sağlayan bir çözümdür.
Böyle olunca, işe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayandığının belirlenmesi halinde mahkemece dava hemen reddedilmemeli, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmeli, verilen süre içinde diğer dava arkadaşına teşmil edilirse davaya devam edilmeli, aksi halde dava sıfat yokluğundan reddedilmelidir.
Taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına yönelik olarak yapılacak inceleme sonucunda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçersiz veya muvazaaya dayanması nedeni ile feshin geçersizliğine yönelik karar gerçek işveren hakkında kurulmalı, geçersiz veya muvazaaya dayalı ilişkinin diğer tarafı işe iadenin mali sonuçlarından sorumlu tutulmalıdır.
Somut olayda dava dilekçesinde dava, M.. İ.. Genel Müdürlüğüne ve taşeron şirket yerine hata ile sadece M.. İ.. Genel Müdürlüğüne yöneltilmiştir. Daha sonra davacı tarihsiz dilekçesinde, davanın taşeron şirket … Sosyal Hizmetler Ltd. Şirketine ihbarını istemiştir.
Yapılacak iş, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda alt işveren … Sosyal Hizmetler Ltd. Şirketi’ne davanın teşmili sağlanıp işin esasına girilerek çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece davanın usulden reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
O halde davacı vekilinin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde, davacıya iadesine 05/10/2015 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.