YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/16929
KARAR NO : 2015/22801
KARAR TARİHİ : 09.12.2015
Hırsızlık suçundan sanık 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b ve 31/3. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İSTANBUL 2. Çocuk Mahkemesinin 02/10/2013 tarihli ve 2011/205 esas, 2013/602 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 08/09/2015 gün ve 18464/59071 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/10/2015 gün ve 2015/312140 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 168/1. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerine göre, kovuşturma başlamadan önce mağdurun zararının giderilmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarının indirilmesi, 2. fıkra uyarınca da etkin pişmanlığın kovuşturma başlandıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde ise, verilecek cezanın yarısına kadarının indirilmesi gerektiği nazara alındığında, somut olayda sanık ve müdafiinin alınan beyanlarında hırsızlığa konu cep telefonunun satıldığı yerin ve kişinin bizzat sanık tarafından polislere gösterildiğinin, bu telefonu satın alan kişinin de zararının karşılandığını beyan ettikleri, telefonun yerinin sanık tarafından gösterildiği hususunun 02/08/2011 tarihli İlçe Emniyet Müdürlüğünce hazırlanan fezleke ile doğrulandığı, bu kapsamda telefonun satıldığı 3. kişi beyanına başvurularak zararının karşılanmış olması halinde sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma, kesinleşmiş kararlara karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yolu olup, bu yolla kanunların aynı şekilde uygulanması, Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.
Kanun yararına bozmanın konusu hukuka aykırılıkların giderilmesi olunca, ayrıntıları 26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı içtihadı birleştirme kararında açıklandığı üzere, yasaya aykırılık halleri uygulamadaki yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarından ibarettir.
Olayla ilgili tüm kanıtlar toplanıp değerlendirildikten sonra verilen kararlarla ilgili olarak, kanıtların takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünden ya da eksik kovuşturma yapıldığından söz edilerek kanun yararına bozma yasa yoluna başvurma olanağı bulunmayıp, suça konu cep telefonunu satın alan kişinin dinlenmesi ve sonucuna göre TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin kanun yararına bozma istemi yerinde görülmediğinden, (İSTANBUL) 2. Çocuk Mahkemesi’nin 02.10.2013 gün ve 2011/205, 2013/602 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 09.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.