Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/7875 E. 2015/9188 K. 14.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7875
KARAR NO : 2015/9188
KARAR TARİHİ : 14.09.2015

MAHKEMESİ : GEBZE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/12/2012
NUMARASI : 2010/256-2012/621

Taraflar arasında görülen davada Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/12/2012 tarih ve 2010/256-2012/621 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı bankaca kullandırılan teminat mektubu kredisinin borçlusu ve kefili olduklarını, müvekkili Salih’in faiz indirimi teklifinin davalı yanca kabul edildiğini, böylece bankanın BK’nın 84’üncü maddesi uygulamasından feragat ettiğini, çıkarılan borcun %110 temerrüt faizi ile birlikte 3.112,30 TL olarak Salih tarafından ödendiğini, davalının neye göre belirlendiği belli olmayan bir borç daha çıkararak müvekkilinden ödeme yapmasını istediğini, müvekkilinin ihtirazi kayıtla 3.288,02 TL ödediğini, davalının buna rağmen ihtiyati haciz kararı aldığını, icra tehdidi altında müvekkili Salih’in 23.08.2000 tarihinde 5.776,38 TL daha ödemek zorunda kaldığını, temerrüdün oluşmadığını, faize faiz işletildiğini, hesaplamaların doğru yapılmadığını, önceki ödemelerin BK’nın 84’üncü maddesi uygulamasından ve %110 faiz isteminden feragat niteliğinde olduğunu ileri sürerek icra takibinden önce yapılan 3.288,02 TL ve icra takibinden sonra yapılan 5.776,38 TL ödemenin ödeme tarihlerinden itibaren bankaca yürütüldüğü faiz oranları üzerinden faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ödemelerin icra takibi sırasında yapılmamasından dolayı istirdat davasının koşullarının oluşmadığını, borçluların teklif mektuplarıyla %110 temerrüt faizi, BSMV ve takip giderlerini ödemeyi kabul ettiklerini ancak ödeme taahhüt ve tekliflerine uymadıklarını, yapılan ödemelerin bu sebeple BK’nın 84’üncü maddesi gereği faize mahsup edildiğini, bakiyenin de rıza ile ve ihtirazi kayıtsız ödendiğini, temerrüt koşulunun sağlandığını, hesaplamanın doğru olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada, davacı banka vekili, asıl davada da dava konusu edilen kredi ilişkisi nedeniyle davalıların halen müvekkiline borçlu olduklarını ileri sürerek 8.929,85 TL’nin 23.08.2000 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiz ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada, davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada davacı Salih yönünden davanın sübuta erdiği, birleşen davada ise davalı Mustafa’nın sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davada, davanın, davacı Salih yönünden kabulü ile 3.288,00 TL’nin 13.04.2001 dava tarihinden itibaren %180 temerrüt faizi ile birlikte ve işlemiş faiz miktarı olan 5.776 TL’nin davalıdan tahsiline, birleşen davada, davalı Salih’e yönelik davanın reddine, davalı Mustafa yönünden davanın kabulü ile, 8.929,85 TL’nin 23.08.2000 tarihinden itibaren %180 temerrüt faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Asıl dava istirdat, birleşen dava kredi sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl ve birleşen davalarda yazılı şekilde hüküm tesis edilmişse de alınan bilirkişi raporlarının birbirlerini doğrulamadığı, hangi rapora neden itibar edilip hükme esas alındığı kararın gerekçesinden anlaşılamamaktadır. Bu durumda, mahkemece yeni bir bilirkişi heyetinden raporlar arasındaki çelişkiyi giderici ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, asıl ve birleşen davalarda eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Kabule göre de, asıl davada davacı vekili, talep ettiği alacağa bankaca yürütülen faiz oranlarının uygulanmasını istemiş ve mahkemecede hükmedilen asıl alacağın %180 temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Ancak, istirdat davasında sözleşme faizinin uygulanması mümkün olmadığından davacı alacağına ticari faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. Yine asıl davada verilen 27.11.2007 tarihli hüküm sadece asıl davanın davalısı tarafından temyiz edilmiş, asıl davacılar bu davada verilen hükmün onanmasını talep etmişlerdir. Bu durumda asıl davada verilen hükmün davalı yararına müktesep hak oluşturduğu nazara alınmaksızın 27.11.2007 tarihli kararda hükmedilen miktarın üzerine çıkılması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.