Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/2414 E. 2015/9279 K. 15.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2414
KARAR NO : 2015/9279
KARAR TARİHİ : 15.09.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/12/2013
NUMARASI : 2012/1141-2013/515

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/12/2013 gün ve 2012/1141 – 2013/515 sayılı kararı onayan Daire’nin 31/10/2014 gün ve 2014/14450 – 2014/16563 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı B.. U..’in alternatif reklam araçlarının, ürün tanıtılması amacıyla üretici şirketlere kiralanması konusunda ticari faaliyetlerini yürüten müvekkili şirkette 24.02.2009 tarihinde çalışmaya başlayıp 31.01.2011 tarihinde istifa etmek suretiyle iş yerinden ayrıldığını, yaklaşık 2 yıl süren çalışma süresinde davalının görevinin reklam araçlarının tanıtılması, müşterilere teklif sunulması ve bu araçların pazarlanması olduğunu, bu nedenle davalının müvekkili şirketin reklam araçlarının tüm özelliklerine, tescil bilgilerine, müşteri bilgilerine ve hizmet bedellerine vakıf olduğunu, davalının müşterilere mail atarak “R. M.” isimli davalı şirketi kurduğunu söyleyip, müvekkili şirketi kötüleyerek iş teklifinde bulunduğunun öğrenildiğini, davalı B.. U..’in müvekkili şirket ile aynı alanda ticari faaliyet yürütmek üzere ortak şirket kurduğunu, bu şirketin 10.02.2011 tarihinde tescil edildiğini, şirketin internet sitesinin müvekkili şirketin internet sitesi ile tamamen aynı olduğunu, pazarlanan reklam araçlarının müvekkili şirket adına tescilli olan araçlarla birebir aynı olduğunu, verilen tekliflerde müvekkili şirketin kötülenerek daha iyi hizmet sunulacağının belirtildiğini, müvekkili şirket fiyatlarına kıyasla daha düşük fiyat verildiğini, davalının kendi adına TPE’ye yaptığı başvuru tarihinin 17.01.2011 olduğu dolayısıyla bu kötü niyetli eylemin müvekkili şirkette çalışırken yapılmış olduğunun tespit edildiğini, davalının müvekkili şirket müşterilerine kendi adına doğrudan ulaşmasının ve ısrarlı tekliflerde bulunmasının hukuken haklı bir rekabet olarak yorumlanamayacağını ileri sürerek, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 10.000,00 TL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 57,60 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 15/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.