YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5804
KARAR NO : 2015/9323
KARAR TARİHİ : 16.09.2015
MAHKEMESİ : YOZGAT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/12/2014
NUMARASI : 2013/473-2014/1168
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18/12/2014 tarih ve 2013/473-2014/1168 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya Köln Eyalet (Asliye Hukuk) Mahkemesi tarafından verilen 29.04.2009 tarih 22 O 416/08 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın ve masraf tespit kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK’un 54. maddesinde düzenlenen tenfiz şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar vermiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. Yabancı bir mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için yabancı mahkeme kararının usulüne uygun olarak kesinleşmiş olması gerekmektedir. 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’nde sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak tebligatların hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiş olup, hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Almanya anılan sözleşmeye taraftır. 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden biri de doğrudan posta yolu ile tebligattır. Bu yönteme, sadece sözleşmenin 10. maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmak mümkündür. Türkiye, 10. maddedeki tebligat yöntemini kabul etmeyeceğini bu maddeye koyduğu çekince ile belirtmiştir. O halde, yabancı bir mahkeme ilamının kesinleşmesi, ilamın yukarıda anılan Sözleşme hükümlerine uygun biçimde tebliğ edilmiş olmasına bağlıdır.
Somut olayda, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının kesinleşip kesinleşmediğinin yabancı mahkeme kararı dosyasının getirtilmesi veya bu hususun yabancı mahkemeden sorulması suretiyle araştırılması gerektiğine değinilerek karar bozulmuş, mahkemece, bozmaya uyularak Adalet Bakanlığı kanalıyla adli yardımlaşma yoluyla yabancı mahkemeye yazı yazılmış, yazıya verilen cevapta kararın davalıya posta yoluyla gönderildiği, 13.05.2009 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 30.09.2009 tarihinde karara itiraz ettiği, itirazının süre aşımı nedeniyle reddedildiği açıklanmış olup, dosyadaki karar tebliğine dair belgelerden kararın Adalet Bakanlığı kanalıyla davalılar vekiline 17.09.2009 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakla, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında diplomatik yolla yapılan tebliğe itibar edilmeyerek yabancı mahkemenin iç hukuk kuralları gereği posta yoluyla yapılan tebliğe itibar edilerek süre aşımı nedeniyle davalıların karara itirazı reddedildiğine göre artık ortada kesinleşmiş bir karardan bahsedilemeyeceğinden, tenfiz şartlarının oluşmaması nedeniyle davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.