Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2013/5657 E. 2015/27824 K. 02.07.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5657
KARAR NO : 2015/27824
KARAR TARİHİ : 02.07.2015

Tebliğname No : 11 – 2011/56563
MAHKEMESİ : Alanya 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 16/09/2010
NUMARASI : 2009/122 (E) ve 2010/460 (K)
SUÇ : Özel belgede sahtecilik

Katılan adına sahte cep telefonu hattı abonelik sözleşmesi düzenledikleri iddia olunan sanıklardan A.. Y..’in, deniz malzemeleri satışına ilişkin ve cep telefonu üzerine çalışan iki iş yeri olduğunu, katılanı deniz malzemeleri satan işyerinde çalıştırmakla birlikte,
işlerin az olduğu dönemlerde cep telefonu üzerine çalışan işyerine kaydırdığını, elemanlarının prim almak için kendi kimlikleriyle hat açtırıp müşterilere sattıklarını bu olaydan sonra öğrendiğini; N.. A..’ın kovuşturmada, deniz malzemeleri üzerine çalışan katılanın aynı zamanda ek iş olarak … İletişim Merkezi isimli işyerinde kendi adına açılmış olan hatların satışını gerçekleştirdiğini, bu yüzden kimliğini kendisine vermiş olduğunu ve onu rızası doğrultusunda abonelik sözleşmelerini imzaladığını ileri sürmesine rağmen, soruşturma aşamasında, bu iddialarından bahsetmeksizin A.. Y..’in talimatıyla O.. D.. adına hat açtıklarını savunması, tanık İ.. V.. ve E.. H..’nin kendi adlarına … şirketinden hat alıp bu hatları sattıklarını ileri sürmeleri, sanık A.. Y..’in bir başka çalışanı A.. T.. adına sahte abonelik sözleşmesi düzenlendiğinden bahisle Alanya 2. Aliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/658 esas, 2009/28 karar sayılı dosyası üzerinden sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilebilmesi için, tanıklar İ.. V.. ve E.. H.. adına rızaları dahilinde GSM hattı alınıp satılması iddiaları araştırılıp, bu işlemin işyerinin mutad uygulaması olup olmadığının belirlenmesi, Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin anılan dosyası ile sanıklar hakkında benzer suçlardan açılmış başkaca kamu davaları varsa getirtilip, derdest olmaları halinde birleştirilmesi, aksi takdirde bu davayı ilgilendiren kısımlarının onaylı örneklerinin alınmasından sonra; suçun sübutu halinde; belgelerde sahtecilik suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu ve suç tarihleri ile zaman aralığı birlikte dikkate alınarak; sanıkların fiillerinin her biri yenilenen kastla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararının yerine getirilmesi amacıyla kanunun aynı hükmünü, kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme tek suçu mu oluşturduğunun tartışılması ile, hükümden sonra 19.02.2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanunun 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik
Haberleşme Kanunu’nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 4. fıkrasındaki “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt
işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz” ve 5. fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” hükmü karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56. maddesindeki düzenleme de gözetilerek, sanıklara önödeme önerisinde bulunulması suretiyle hukuki durumlarının takdirini gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.