Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/12618 E. 2015/9391 K. 17.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12618
KARAR NO : 2015/9391
KARAR TARİHİ : 17.09.2015

MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/12/2013
NUMARASI : 2013/3-2013/762

Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/12/2013 tarih ve 2013/3-2013/762 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15.09.2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. M. B.ve davalı vekili Av. Z. U.dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin temsilcisi olduğu LC İ. Mermer LTD ŞTİ’ nin davalı bankadan kredi kullandığını, dava dışı şirketin alacakları tahsil edemediğinden faizleri dahil 20.000,00 TL’ yi bulan kredi burcunu 2010 yılı ve sonrasında ödeyemediğini, müvekkilinin dava dışı şirkete ayırca şahsen de kefil olduğunu ve dairesini ipotek ettirdiğini, kredi taksitlerinin ödenmemesi sebebiyle davalı bankanın ipoteğin paraya çevrilmesini talep etttiğini ve ilamsız icra takibine giriştiğini, aynı alacak için usule aykırı olarak iki ayrı takip yapıldığını, dairenin 11/10/2010 tarihinde satışa çıkarıldığını, satışa ilişkin tebligat geldiğinde borcun tamamının satış gününden önce 04/10/2010 tarihli belge ile banka şubesine tüm fer’ ileri ile birlikte yatırıldığını, ancak şube tarafından borcun ödendiğinin avukatlarına bildirilmediğini, müvekkilinin de banka müdürü ve şefinin avukatlara haber vereceklerine dair sözlü beyanlarına istinaden mazkbuzları icra dosyasına sunma gereği duymadığını, evin icra yolu ile satıldığını, müvekkilinin alıcılar tarafından eşyaları ile dışarı atıldığını, bu durumun kendisinde derin üzüntülere yol açtığını, banka avukatlarının daha sonra icra takiplerinden feragat ettiklerini, ayrıca bankanın mükerrer olarak açtığı icra dosyalarına tahsilde tekerrür etmeme şartı koymadığını ve tahsilatları icra dosyasına bildirmeyerek zararın büyümesine yol açtığını ileri sürerek, 50.000,00 TL manevi tazminatın, şimdilik 20.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu taşınmaz satışının 11/10/2010 tarihinde yapıldığını, davanın 1 yıl içinde açılmayarak zamanaşımına uğradığını, yapılan icra takiplerinin mükerrer sayılamayacağını, 04/10/2010 tarihli belgede avukatlık ücretleri hariç olarak 2212-145555 nolu taksitli ticari krediden kaynaklanan alacağın 3.855,72 TL tahsilatla tahsil edildiğinin yazıldığını, vekalet ücreti tahsil edilemediğinden satışın düşürülmediğini, davacıdan avukatlık ücreti ve tahsil harcı olarak toplam 3.450,00 TL’ sinin 19/09/2012 tarihinde tahsil edildiğini ilamsız takip dosyasına 860,20 TL tahsil harcı ödenerek dosyanın kapatıldığı, gayrimenkul satış işleminde hiçbir kötüniyet bulunmadığını, manevi tazminat isteme şartlarının da oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının kredi borcunu ödemediğinden bahisle davalı banka tarafından hakkında yapılan icra takipleri sırasında davacının taşınmazının satışı hususunda ihale yapıldığı, satış ilanı borçlu davacıya tebliğ edildiğinde davacı tarafından vekalet ücreti hariç olarak ödeme yapıldığı, ödemeye icra ilk masraflarının ve tahsil harcının dahil olduğu, dolayısıyla asıl alacak ve fer’ ileri ödenmiş ise de, davalı bankanın vekalet ücreti ödenmediğinden takibe ve icra işlemlerine devam ettiği, faiziyle birlikte 69.072,99 TL olan ihale ücretinden davalının 2.589,49 TL (21.772,61 TL takip miktarına oranla tespit edilen) vekalet ücreti ile bu miktara tekabül eden harç ve satış masrafları düşülüp kalan meblağın borçluya ödenmesi gerekeceği, davalı tarafından harici tahsilat bildirilmediğinden dosyadaki tüm alacak yönünden tahsil ve cezaevi harcı kesintisi yapılarak borçluya iade ödeme yapıldığı, kesintiler yapıldıktan sonra 58.894,60 TL satış bedelinin tamamının davacı borçluya ödendiği, davacı tarafından açılan ihalenin feshi davasının yasal süreye uyulmadığından reddine karar verildiği, her alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğu nazara alınarak, zamanaşımı def’ine itibar edilmediği, 3.450,00 TL’ lik vekalet ücretinin tahsili için 150.000,00 TL değerindeki evin satılmasının hakkaniyete uygun olmadığı gibi, vekalet ücreti dışında alacak ve fer’ilerini tahsil etmesine rağmen sadece vekalet ücreti alacağından dolayı vekile bilgi vermeyerek satışın devam edilmesine sebebiyet verilmesinde davalı bankanın ihmali ve kötü niyeti soz konusu olduğu, manevi tazminat isteme koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, davacının yetkilisi olduğu dava dışı şirketin taksitli ticari kredisine ait davalı Banka alacağının avukatlık ücreti hariç 04.10.2010 tarihinde davalı tarafından tahsil edildiği, davalı Banka vekilinin avukatlık vekalet ücreti ödenmediğinden davacıya ait ipotekli taşınmazın satışını sürdürdüğü, dava konu taşınmazın 21.10.2010 tarihinde satıldığı dosya kapsamı ile sabittir. Uyuşmazlık, kredi borcunun tahsil edilmesine rağmen icra takibine devam edilmesinde bir usulsüzlük bulunup bulunmadığı noktasında toplanmakta olup, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, İİK.nun 59 ncu maddesine göre takip masrafları borçluya ait olup, aynı yasanın 138/3 ncü maddesinde de, vekil vasıtasıyla yapılan takiplerde vekalet ücretinin miktarı, alacaklı ile borçlu arasında yapılmış sözleşmeye bakılmaksızın, icra müdürü tarafından avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanacağı ve bu şekilde tayin olunan vekalet ücretinin de takip masraflarına dahil olduğu öngörülmüştür.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacıya ait taşınmazın satış tarihinde dahi davacının yetkilisi olduğu şirketin kredi borcuna ilişkin olarak başlatılan takip nedeniyle vekalet ücreti borcu bulunduğu sabit olup, bakiye icra dosyası alacağı için alacaklı bankanın davacıya ait taşınmazın satış işlemlerini sürdürmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı ilke olarak kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanlış ilkeye ve denetlenebilir bir şekilde yasal dayanağı da gösterilmeyen yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.