Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/14906 E. 2015/27714 K. 12.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14906
KARAR NO : 2015/27714
KARAR TARİHİ : 12.11.2015

MAHKEMESİ : Ankara 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/04/2015
NUMARASI : 2015/286-2015/287

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İİK.nun 38. maddesi gereğince icra dairesindeki kefaletler ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabidir. Ayrıca, ihtiyati haciz sırasında verilen icra kefaleti de geçerli olup, asıl borçlu hakkında takip iptal edilmediği sürece kefaletin geçerliliği devam eder. Ancak, usulüne uygun icra kefaleti olsa dahi, hakkında takip yapılan borçlu yönünden takip kesinleşmedikçe icra kefiline icra emri çıkarılamayacağı gibi, borç miktarının kesinleşmemesi halinde takibin devamı da mümkün değildir.
Somut olayda, icra takibinin borçlularının D.. Medikal Temizlik İnş. Taah. San ve Tic. Ltd. Şti ve C.. B.. olduğu, borçlu şirkete örnek 10 numaralı ödeme emrinin 04.06.2008 tarihinde tebliğ edildiği, adı geçenin itiraz etmemesi nedeniyle hakkındaki takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. İhtiyati haciz kararına dayalı olarak icra müdürlüğünce 07.08.2008 tarihinde yapılan haciz işlemi sırasında şikayetçi S.. I..’ın dosya borcuna icra kefili olduğu, ancak kefaletini herhangi bir borçluya hasretmediği görülmüştür. İcra kefaletine ilişkin tutanakta şikayetçinin; “…dosya borcunun tamamına, fer’ilerine, avukatlık ücretine, faizine,icra masraflarına,ihtiyati haciz masraflarına şahsım olarak kefil oluyorum…” diyerek tutanağı imzaladığı, herhangi bir borçlu adını dile getirmediği, durum bu olunca kefaletin tüm dosya borcuna yönelik olup; bu kefaletin borçlulardan sadece Cengiz için verildiğini kabule olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle icra kefaletinin her iki borçlu yönünden verildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, asıl borçlulardan D..Medikal Temizlik İnş. Taah. San ve Tic. Ltd. Şti. yönünden takip kesinleştikten sonra icra kefili S.. I..’a 19.08.2008 tarihinde icra emri tebliğ edilmesinde yasaya aykırılık yoktur (HGK’nun 2010/12-22 Esas ve 2010/60 Karar sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.).
Diğer taraftan, icra kefaleti kambiyo senedinden ayrı bir taahhüdü içerdiğinden mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunun 125. ve aynı hükme karşılık yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 146. maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, kambiyo takibinin asıl borçlular hakkında zamanaşımı yönünden icranın geri bırakılmasına veya takibin durdurulmasına karar verilmesi dahi icra emrinin iptalini gerektirmez.
O halde mahkemece; asıl borçlu yönünden takip kesinleşmeden icra kefiline icra emri gönderilemeyeceğine yönelik icra emrinin iptali istemine ilişkin şikayetin reddine karar vermek gerekirken icra emrinin iptaline yönelik yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.