Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2015/3607 E. 2015/31779 K. 15.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/3607
KARAR NO : 2015/31779
KARAR TARİHİ : 15.06.2015

Tebliğname No : KD – 2014/275124
İtiraz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İtiraz Yazısının Tarihi- Sayısı : 15.05.2015 – 2014/275124
İtiraz Edilen Daire Kararı : Dairemizin 13.01.2015 tarihli 2014/12161 esas ve
2015/64 karar sayılı onama ilamı
İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 24.06.2014 tarihli
2014/181 esas ve 2014/192 karar sayılı kararı
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma

İtiraz yazısı ile dava dosyası incelendi.
A) KONUYLA İLGİLİ BİLGİLER
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık hakkında, Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonucu 24.06.2014 tarihinde 2014/181 esas ve 2014/192 karar sayı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş, hüküm sanık tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizce 13.01.2015 tarihinde 2014/12161 esas ve 2015/64 karar sayı ile hükmün Başkan vekili Ali Kınacı’nın karşı oyu ve oyçokluğuyla onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Dairemizin bu kararına itiraz edilmiştir.
B) İTİRAZ NEDENLERİ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz yazısında özetle; “Devletin temel görevlerinden biri de “suç işlenmesini önlemektir.” Devlet görevlisinin bir kişinin daha fazla ceza almasını sağlamak için onu bazı hareketleri yapmaya yönlendirmesi ve ona bunun için fırsat vermesi kabul edilemez. Aksi halde gerek Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesi gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde öngörülen “adil yargılama” hakkı ihlâl edilmiş olur. Esas olan gizli soruşturmacı olan görevlinin bir suç işlendiğini tespit ettiğinde suç işleyeni yakalayıp yargı önüne çıkarmasıdır. Oysa somut olayda, gizli soruşturmacılar sanıktan 13/01/2014 tarihinde MDMA içerikli iki adet hapı 30 TL karşılığında almalarından sonra, bu kez aynı şekilde 04/01/2014 tarihinde 2 adet AM- 2201 içerir bonzaiyi ve aynı gün AB- FUBİNACA içerir bonzaiyi 20’şer TL karşılığında satın almışlardır. Gizli soruşturmacının sanıktan ilk uyuşturucu madde satın almasıyla sanığın “satmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde bulundurma” suçu belirlenmiş ve delili elde edilmiştir. Buna rağmen görevlilerin sanığı yakalamayıp eylemine devam imkanı sağlanarak gizli soruşturmacı tarafından tekrar uyuşturucu made alınması hem gereksizdir hem de görevi kapsamında değildir. Açıklanan nedenlerle gizli soruşturmacının sanıktan uyuşturucu madde satın almasından sonra tekrar uyuşturucu madde alması suç oluşturmayacağından, zincirleme suç hükümleri uygulanarak sanığa fazla ceza verilmesi yerinde olmadığı” belirtilerek, Dairemizin sanık hakkındaki onama kararının kaldırılması, yerel mahkeme hükmünün belirtilen nedenle bozulması istenmiştir.
C) İTİRAZIN VE KONUNUN İRDELENMESİ
Keşan Sulh Ceza Mahkemesi’nce 27.12.2013 tarihinde 2013/910 değişik iş sayı ile “gizli soruşturmacı” görevlendirme kararına istinaden 03.01.2014 tarihinde gizli soruşturmacıların sanık Barış’tan 30 TL karşılığında 2 adet MDMA içerir hap aldıkları, aynı gizli soruşturmacıların 04.01.2014 tarihinde saat 11.25’de sanıktan 20 TL karşılığında 2 adet AM-2201 içerir madde ve aynı gün 14.45’de sanıktan 20 TL karşılığında 2 adet AB-FUBİNİCA içerir madde aldıkları; kolluk görevlilerinin gerçek iradelerinin uyuşturucu madde satın alma değil, suç delilini elde etme olduğu, somut olayda “uyuşturucu madde satma”nın gerçekleşmediği; sanığın hareketlerinin bütünüyle “uyuşturucu maddeyi satışa arzetme” suçunu oluşturduğu anlaşılmış ve sanık hakkındaki itirazın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
D) KARAR: Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İTİRAZININ KABULÜNE,
2- Dairemizin 13.01.2015 tarihli 2014/12161 esas ve 2015/64 karar sayılı ONAMA KARARININ KALDIRILMASINA, 3- Sanık hakkındaki hükmün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içerisindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenin dışındaki yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın uyuşturucu madde sattığına ilişkin edinilen bilgiler üzerine, sivil giyimli iki kolluk görevlisinin 03.01.2014 tarihinde sanık Barış’tan 30 TL karşılığında 2 adet MDMA içerir hap aldıkları, aynı görevlilerin 04.01.2014 tarihinde saat 11.25’de sanıktan 20 TL karşılığında 2 adet AM-2201 isimli etken maddesi içeren sentetik uyuşturucu madde ve aynı gün 14.45’de sanıktan 20 TL karşılığında 2 adet AB-FUBİNİCA etken maddesi içeren sentetik uyuşturucu madde aldıkları; kolluk görevlilerinin gerçek iradelerinin uyuşturucu madde satın alma değil, suç delilini elde etme olduğundan, somut olayda “uyuşturucu madde satma”nın gerçekleşmediği; böylece sanığın hareketlerinin bütünüyle “uyuşturucu maddeyi satışa arzetme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, birden fazla kez uyuşturucu madde sattığı kabul edilerek sanık hakkında zincirleme suçla ilgili TCK’nın 43. maddesinin uygulanması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 15.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.