Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/2305 E. 2015/17630 K. 11.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/2305
KARAR NO : 2015/17630
KARAR TARİHİ : 11.11.2015

Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 1-Kişisel verilerin kaydedilmesi, 2-Tehdit, 3-Şantaj,

Kişisel verileri kaydetme, hakaret, tehdit ve şantaj suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
06/08/2010 tarihli iddianame ile katılan ve sanığın bir süre arkadaşlık yapıp ayrıldıkları, daha sonra sanığın katılanın isim ve soyismini kullanarak sahte facebook profil hesabı oluşturduğu, bu hesabı kullanarak katılanın akrabalarını arkadaş olarak ekledikten sonra, katılanın akrabalarına katılana iletilmek üzere farklı tarihlerde iki kez, hakaret, tehdit ve şantaj içeren mesajlar gönderdiğinin iddia edildiği olayda;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı CMK’nın 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşı oy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Ceza Muhakemesi Kanununun 230. maddesinde ise hükmün gerekçesinde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, Ceza Kanununda öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkûmiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 1412 sayılı Kanunun 308/7 ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır.
Buna göre, kişisel verilerin kaydedilmesi, hakaret, şantaj ve tehdit suçlarından, sanığın hangi eylemlerinin hangi suçu oluşturduğu belirtilmeden ve herhangi bir gerekçe gösterilmeden, TCK’nın 44.maddesinde düzenlenen fikri içtima hükmü ile TCK’nın 43.maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulama yeri olup olmadığı, sanığın tek bir eylemiyle, birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet verip vermediği tartışılmaksızın, atılı suçlar sabit kabul edilmek suretiyle ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, isteme kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 11/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.