Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2014/17827 E. 2015/27837 K. 02.07.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/17827
KARAR NO : 2015/27837
KARAR TARİHİ : 02.07.2015

Tebliğname No : KYB – 2014/284003

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 22.07.2014 gün ve 2014-15125/50753 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03.09.2014 gün ve KYB. 2014/284003 sayılı ihbarnamesi ile;
Mühür bozma suçundan sanık Ş.. U..’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 203/1 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı Kanun’un 231/8. maddesine göre 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına ilişkin Kütahya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/04/2010 tarihli ve 2009/867 Esas, 2010/290 sayılı kararını müteakip, sanığın aynı eylemleri dolayısıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 203/1 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı Kanun’un 231/8. maddesine göre 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına dair Kütahya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/04/2010 tarihli ve 2009/876 Esas, 2010/343, 03/06/2010 tarihli ve 2009/983 Esas, 2010/451 sayılı kararlarını kapsayan dosyaların incelenmesinde;
Sanığın … Mahallesi … Caddesi … Kent … Blok K:.. adresindeki ikametgahında borçtan dolayı kesilerek mühür altına alınan elektrik sayacının mührünü kopartmasından dolayı tanzim edilen 01/06/2009 tarihli ve …, 12/06/2009 tarihli ve … sayılı tespit tutanaklarına istinaden hakkında açılan kamu davası sonucunda Kütahya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/04/2010 tarihli ve 2009/867 Esas, 2009/290 sayılı kararı ile cezalandırılmasına karar verilmiş olunması karşısında, bu davaya ilişkin 30/09/2009 tarihli iddianamenin tanziminden önce sanığın aynı ikametgahta ve eşi adına kayıtlı işyerinde borçtan dolayı kesilen elektrik sayacının mührünü kopartması sebebiyle düzenlenen 08/05/2009 tarihli ve … sayılı, 07/05/2009 tarihli ve … sayılı, 08/06/2009 tarihli ve … sayılı tespit tutanaklarının ayrı bir suç oluşturmayacağı, iddianame tanziminden önce düzenlenen tespit tutanaklarının bir suç işleme kararının icrası kapsamında değerlendirilmesi ve sanığa tek bir ceza verilerek, cezanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca artırılması gerektiği gözetildiğinde, aynı sanık hakkında aynı eylem nedeniyle açılan ikinci ve üçüncü davaların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkumiyet kararı olmadığı gibi, davayı esastan sonuçlandıran bir hüküm de değildir. Ceza Genel Kurulu’nun 19.02.2008 gün ve 346-25 sayılı kararında belirtildiği gibi, bu karar “koşullu bir düşme kararı” niteliğinde olup, CMK’nun 231. maddesinin 10 ve 11. fıkraları uyarınca, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, kamu davası aynı Yasanın 223. maddesi uyarınca düşürülecek, aksi halde ise açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanacaktır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz vaki olduğunda, merciince ne şekilde inceleme yapılacağı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.04.2009 gün ve 2009/64 Esas, 2009/83 Karar sayılı içtihadında açıklanmıştır. Buna göre; İtiraz mercii, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesinin koşullarının (suça ve sanığa ilişkin) olup olmadığını, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında hukuka aykırılık (denetim süresinin doğru belirlenip belirlenmediği, denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmiş ise, belirlenen yükümlülüklerin yasada düzenlenen yükümlülüklere uygun olup olmadığı) bulunup bulunmadığı yönünden inceleme yapacaktır. İtiraz merciinin, suçun sübutu ve nitelendirilmesi gibi esasa ilişkin hususlarda değerlendirme yapması olanaklı olmadığı gibi açıklanmayan mahkûmiyet hükmü içeriğindeki hukuka aykırılıkları da denetlemesi mümkün değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.01.2013 gün ve 2012/10-534, 2013/15 sayılı kararında ise, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına itiraz vaki olduğunda merciince, CMK’nun 231. maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığının yanı sıra suçun sübutuna ve vasıf değişikliğine ilişkin de inceleme yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Açıklanan kararlarda, itiraz merciince yapılacak şekli incelemenin kapsamı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Bununlu birlikte, esasa müessir incelemenin çerçevesinin belirlenmesi gerekmektedir.
5271 sayılı CMK’nun 231/5 fıkrasında, sanığa “yüklenen suçtan” dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise, mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceğinin öngörülmüş olması karşısında; merciin öncelikle, sanığa yüklenen eylemin kanunda suç olarak tanımlanıp tanımlanmadığını incelemesi gerekmektedir. Kanunun lafzında “yüklenen suçtan” dolayı yapılan yargılamadan bahsedilmiş olması nedeniyle sanığa yüklenen eylemin kanunda suç olarak tanımlanması zorunludur. Bunun gibi, kanunda suç olarak tanımlanan eylemin cezası da, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sınırları içerisinde kalmalıdır. Vasıflandırmada hata yapılmak suretiyle uygulanma imkanı bulunmayan suçlar için hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar verilmesi de merciin inceleme kapsamı içinde kabul edilmelidir. Esasen her iki inceleme bir yönünüyle esasa müessir olarak kabul edilebilirse de, kanunun lafzı karşısında bu incelemenin aynı zamanda, şekli bir inceleme olduğunu söylemek mümkündür. Aksinin kabulü, kanunda suç olarak tanımlanmayan, tanımlanıp da kapsam dışında kalan eylemler için, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi ve bunun da herhangi bir incelemeye tabi tutulmaması sonucunu doğuracaktır ki, bu kanun koyucunun öngördüğü bir sonuç değildir. Bunun dışında, merciin, suçun sübutu ya da ceza miktarı itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması sınırları içerisinde kalan eylemin vasıflandırması ile ilgili bir değerlendirme yapması mümkün değildir. Zira, bu tür aykırılıklar hükmün açıklanması durumunda temyiz ya da kanun yararına bozma yasa yollarının konusunu oluşturacaktır.
Açıklanan nedenlerle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının itiraz edilmeksizin kesinleşmiş olması halinde, merciince itirazen incelenebilecek aykırılıkların kanun yararına bozma konusu yapılabileceği, itiraz incelemesine konu olamayacak hususların ise, ancak hükmün açıklanmasından sonra yasa yollarına konu edilebileceği kabul edilmelidir.
İncelenen dosya içeriğine göre; Sanığın suç teşkil eden mühür bozma eylemlerinin asgari cezasının hükmün açıklanmasının geri bırakılması sınırları içerisinde kalması nedeniyle Kütahya 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29.04.2010 tarih, 2009/876 esas, 2010/343 karar; 03.06.2010 tarih, 2009/983 esas, 2010/451 sayılı kararlarının kanun yararına bozmaya konu edilemeyeceği; kaldı ki, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları verildikten sonra, denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suç nedeniyle ihbarda bulunulması üzerine duruşma açılmak suretiyle bu hükümlerin açıklandığı, açıklanan hükümlerin sanığın, Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/204-870 sayılı kararında yazılı olan, bilinen son adresi yerine mernis adresine tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediği anlaşılmakla, bu kararların usulünce tebliğ üzerine temyiz edilebileceği cihetle, kanun yararına bozma istemine istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden CMK’nun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 02.07.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.