YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15711
KARAR NO : 2015/27434
KARAR TARİHİ : 10.11.2015
MAHKEMESİ : İzmir 6. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 07/04/2015
NUMARASI : 2015/48-2015/223
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1- İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına, HUMK’nun 438. ve İİK’nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi:
2- Borçlu tarafın temyiz dilekçesinin incelenmesinde;
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı, borçlunun ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğu, tebliğ tarihinin 22.12.2014 olarak düzeltilmesi, yetki ve borca itiraz talepleriyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece ödeme emri tebligatının usulüne uygun olduğu, buna göre yapılan itirazların 5 günlük süreden sonra olduğu gerekçesiyle borçlunun itirazlarının reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun gerçek kişilere işyerinde tebliğe ilişkin 17. maddesinde, “Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda borçlu adına çıkartılan ödeme emri tebligatının incelenmesinde; borçlunun işyeri adresine çıkartıldığı ve sekreter C.. E.. imzasına tebliğ edildiği görülmüştür. Tebliğ işlemleri bu hali ile Tebligat Kanunu’nun 17. maddesine göre yapılmış ise de; tebliğ anında muhatabın orada bulunmadığı hususu tespit edilmeden doğrudan çalışan olduğu belirtilen kişiye yapılmış olduğundan tebligat, anılan madde hükmüne aykırı olmakla usulsüzdür.
O halde mahkemece, usulsüz tebligat şikayetinin kabul edilerek Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca borçlunun tebliğe muttali olduğunu beyan ettiği tarihin (22.12.2014) tebliğ tarihi olarak kabul edilmesine, kabul edilecek tebliğ tarihine göre yetkiye ve borca itirazlarının esası yönünden inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.