YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/25930
KARAR NO : 2015/28068
KARAR TARİHİ : 13.11.2015
MAHKEMESİ : Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/06/2015
NUMARASI : 2015/501-2015/625
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakim tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu sair fesih nedenleri yanında satış ilanı tebliğ usulsüzlüğünü de ileri sürmüş, mahkemece şikayetin reddine karar verilmiştir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 17. maddesine göre bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler o yerde bulunmadıkları takdirde, tebliğ o yerdeki daimi memur veya müstahdemlerden birine yapılır. Borçlunun geçici olarak o yerde bulunmadığının tespiti halinde, tebligatın o yerde bulunan yukarıda sayılan kişilere yapılması gerekir. Tebligat Kanunu’nun 17. ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddesi gereğince, ilgilinin o yerde geçici olarak bulunmadığı hususu dağıtıcı tarafından tespit ve tevsik edilmeden muhatap yerine tebligat almaya yetkili kişilere doğrudan yapılan tebligat usulsüzdür.
Somut olayda satış ilanı tebligatı muhatap vekilin tebliğ adresinde bulunup bulunmadığı araştırılmadan daimi çalışan sıfatıyla M.. S..’e tebliğ edildiği görülmüştür. Bu haliyle satış ilanı tebligatı TK.’nun 17. maddesi ile Yönetmeliğin 26. maddesine aykırıdır. Satış ilanının usulüne uygun tebliğ edilmiş olmaması İİK.’nın 127. maddesi gereğince başlı başına ihalenin feshi nedenidir.
Öte yandan satış ilanının yapıldığı gazete tirajının düşük olduğunun beyan edilmesine rağmen, İİK.’nun 114. maddesi gereğince satış talep tarihi itibari ile gazete tirajının araştırılmamış olması da doğru değildir.
Diğer taraftan kıymet takdirine itiraz edilmek kaydı ile taşınmazın değeri altında satıldığı iddiasının ihalenin feshi davasında ileri sürülmesi mümkündür. Borçlu kıymet taktirine süresinde itiraz ettiğine ve değer düşüklüğünü ihalenin feshinde ileri sürdüğüne göre bu hususun ihalenin feshi davasında incelenmesi gerekmektedir. Mahkemece borçlunun kıymet takdirine itirazı hususunda da herhangi bir araştırma yapılmamış olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.