Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2015/14792 E. 2015/7997 K. 02.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/14792
KARAR NO : 2015/7997
KARAR TARİHİ : 02.12.2015

Tebliğname No : 11 – 2011/327219
MAHKEMESİ : İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 25/05/2011
NUMARASI : 2010/803 (E) ve 2011/507 (K)
SUÇ : 213 Sayılı Kanuna Aykırılık
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanığın, işyerini uzun süre önce terk ettiği ve adresin boş olduğunun, dosya içinde bulunan 30.01.2009 tarihli yoklama memurunun adres tespit tutanağı ve kolluk makamının 18.05.2009 tarihli tutanağı ile anlaşılmış olması karşısında; tebligat tarihinde faal olmayan işyerinde vergi incelemesi yapılması zorunluluğunun bulunmadığı, 213 sayılı Kanun’un 139/2. maddesindeki istisnai şartların varlığının kabulünün gerekeceği cihetle; tebliğnamedeki bu hususa ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Defter ve belgeleri ibraz etmemek suçunun, varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit ve saklama mecburiyeti bulunan defter ve belgelerin vergi incelemesine yetkili kimselere ibraz edilmemesi ile oluşacağı, ancak dosyada bulunan vergi suçu raporunda, varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit ve saklama mecburiyeti bulunan defter ve belgelerinin bulunduğu konusunda açıklık bulunmadığı ve sanığın, babasına yapılan tebligattan haberinin olmadığını ve bu nedenle ibraz edemediğini savunması karşısında; öncelikle defter ve belgelerin varlığının sabit olup olmadığı araştırılıp, sabit olduğunun tespiti halinde ise; tebligatı alan sanığın babası H… S…’ in tanık sıfatıyla dinlenerek kendisine yapılan tebligattan sanığı haberdar edip etmediği sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdiri gerekirken eksik kovuşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre ise;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 gün ve 2008/250-13 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 231/6-c madde ve bendinde işaret olunan, zarar kavramının kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olduğu, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, zarar koşulunun ancak zarar suçlarında dikkate alınması gereken bir unsur olduğu, defter ve belge ibraz etmeme suçunda anılan maddenin aradığı anlamda somut bir zarardan söz edilemeyeceği ve adli sicil kaydındaki 3167 sayılı Kanun’un 16/1. maddesi uyarınca verilen mahkumiyete ilişkin sabıka ilamının hükümden sonra 31.01.2012 tarih ve 28193 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 03.02.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6273 sayılı Çek Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gereğince idari yaptırıma dönüştüğü de dikkate alındığında; suç tarihi itibariyle engel adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında CMK’nın 231. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.