Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2015/12011 E. 2015/31090 K. 11.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/12011
KARAR NO : 2015/31090
KARAR TARİHİ : 11.06.2015

Tebliğname No : KYB – 2015/126945

Tehdit, kasten yaralama ve hakaret suçlarından sanık K.. Y..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1 (iki kez), 86/2 (iki kez) ve 125/1 (iki kez) maddeleri uyarınca 6 ay hapis, 4 ay hapis ve 3 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, cezalarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezaların infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair, Edirne 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 25/12/2012 tarihli ve 2012/905 esas, 2012/884 karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/04/2015 gün ve 126945 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:

İstem yazısında; “1- Sanığın adli sicil kaydında bulunan ve tekerrüre esas alınan Edirne 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 11/11/2009 tarihli ve 2009/704 esas, 2009/951 sayılı kararına konu 2.000 Türk lirası adlî para cezasının, karar tarihinde yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305/1-son maddesi uyarınca kesin nitelikte olması karşısında, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve buna bağlı olarak denetimli serbestlik tedbirinin uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,

2- Dosya kapsamına göre, sanık K.. Y..’ın ilk olarak köy kahvesinde M.. U.. ile tartışıp kavga ettiği ve ona sinkaflı sözlerle hakaret ettiği, akabinde Mustafa’nın eve giderek durumu babası olan müşteki R.. U..’ya anlatması üzerine, her ikisinin birlikte muhtarlık binasına geldikleri ve burada karşılaştıkları sanık Kamil’in her iki müştekiye karşı “yarın nasıl kahveye çıkacaksınız hepinizi öldüreceğim” diyerek tehdit ettiğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında, tehdit suçunun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi nedeniyle, zincirleme suç hükümleri gereği tehdit suçundan bir kez ceza verilip, bu cezanın Türk Ceza Kanunu’nun 43/2. maddesi ile artırılması gerekirken, her bir müşteki için ayrı ayrı ceza verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:

Tehdit, kasten yaralama ve hakaret suçlarından sanık K.. Y.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Edirne 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 25/12/2012 tarihli kararıyla, hapis cezaları ile cezalandırılmasına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, yüze karşı verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında tekerrür hükümlerine yönelik olarak kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu, akabinde Dairemizin uyarısı üzerine tehdit suçu yönünden TCK’nın 43. maddesinin uygulanması yerine, iki ayrı ceza verilmesinin de isteme dahil edildiği anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

1- Adli sicil kaydında yer alan ve hüküm tarihi itibariyle kesin nitelikte adli para cezası verilerek açıklanması geri bırakılan ilamın, tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesine,
2- Tehdit suçu yönünden TCK’nın 43. maddesinin uygulanması yerine, müşteki sayısınca uygulama yapılarak, iki ayrı ceza verilmesine dair hukuka aykırılıklara ilişkindir.

III- Hukuksal Değerlendirme:

A-Tekerrür konusunun değerlendirilmesi,

5237 sayılı TCK’nın “suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular” başlıklı 58. maddesi;
“(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez…” şeklindedir.

Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 gün ve 57-74 sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi uyarınca kişinin mükerrir sayılması için ilk hükmün kesinleşmesinden sonra ikinci suçun 1 Haziran 2005 tarihinden sonra işlenmesi yeterli olup, ilk suçun 1 Haziran 2005 tarihinden önce veya sonra işlenmesinin herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

Bu düzenlemelere göre, tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesi ve ikinci suçun kesinleşmeden sonra işlenmesi yeterli olup, cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir “hüküm” değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, CMK’nın 223. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu kararların TCK’nın 58/1. maddesinin amir hükmü karşısında tekerrüre esas alınma imkanı bulunmamaktadır.

İnceleme konusu somut olayda; mahkemece tekerrüre esas alınan ilamın Edirne 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 11/11/2009 tarihli ve 2009/704 esas, 2009/951 sayılı kararı ile yaralama suçundan hükmolunan ve CMK’nın 231. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan 2.000 TL adli para cezasına ilişkin olduğu, bu ilamın davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir “hüküm” niteliği bulunmadığından, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilemeyeceği anlaşılmaktadır.

B-Tehdit suçu yönünden TCK’nın 43. maddesinin değerlendirilmesi,

5237 sayılı TCK’nın “Zincirleme Suç” başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrasında; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” şeklinde zincirleme suç tanımlanmış, ikinci fıkrasında ise; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır” denilmek suretiyle zincirleme suçtan farklı bir müessese olan, aynı nev’iden fikri içtima kuralı düzenlenmiştir.

Buna göre zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, bir suç işleme kararının icrası çerçevesinde bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi veya birden fazla kişiye karşı aynı suçun tek bir fiille işlenmesi gerekmektedir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu sistematiğinde, kural olarak yasadaki suç tanımına uygun her bir netice ayrı bir suç oluşturmasına karşın, bu kuralın istisnaları olarak, TCK’nın “suçların içtimaı” bölümünde, 42, 43 ve 44. maddelerine yer verilmiştir. Aynı nev’iden fikri içtima halinde, fiil yani hareket hukuksal anlamda tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Bu durumda hareket tek olduğu için, fail hakkında tek bir ceza verilecek, ancak bu ceza mağdur sayısı fazla olduğu için, TCK’nın 43/1. maddesine göre artırılacaktır.(Ceza Genel Kurulunun 05/06/2012 tarih ve 15/491-219 sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)

İnceleme konusu somut olayda; sanık K.. Y..’ın ilk olarak köy kahvesinde M.. U.. ile tartışıp kavga ettiği ve ona sinkaflı sözlerle hakaret ettiği, akabinde Mustafa’nın eve giderek durumu babası olan müşteki R.. U..’ya anlatması üzerine, her ikisinin birlikte muhtarlık binasına geldikleri ve burada karşılaştıkları sanık Kamil’in her iki müştekiye karşı “yarın nasıl kahveye çıkacaksınız hepinizi öldüreceğim” diyerek tehdit ettiğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında, tehdit suçunun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi nedeniyle, zincirleme suç hükümleri gereği tehdit suçundan bir kez ceza verilip, bu cezanın Türk Ceza Kanunu’nun 43/2. maddesi ile artırılması gerekirken, her bir müşteki için ayrı ayrı ceza verilmesi hukuka aykırıdır.

IV- Sonuç ve Karar:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,

1- Tehdit, kasten yaralama ve hakaret suçlarından sanık K.. Y.. hakkında, Edirne 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 25/12/2012 tarihli ve 2012/905 esas, 2012/884 karar sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

2- Karardaki hukuka aykırılık aynı Kanun maddesinin 4-d fıkrasına göre, sanığa daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmekle, tehdit suçu yönünden TCK’nın 106/1. maddesi uyarınca, mahkemece cezanın alt sınırdan takdir edilmiş olması da değerlendirilerek, 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,

3- Tehdit fiilinin tek bir eylemle birden fazla mağdura karşı gerçekleştirildiğinden, TCK’nın 43/1-2. maddesi uyarınca takdiren 1/4 oranında arttırılarak, 7 ay 15 gün hapis cezası ile CEZALANDIRILMASINA,

4- Tehdit suçu yönünden infazın bu miktar üzerinden yapılmasına,

5- Koşulları oluşmadığından hüküm fıkrasında yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin hükümden ÇIKARILMASINA, bozulan kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, 11/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.