Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/12245 E. 2015/9293 K. 15.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12245
KARAR NO : 2015/9293
KARAR TARİHİ : 15.09.2015

MAHKEMESİ: İSTANBUL(KAPATILAN) 52. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/12/2013
NUMARASI : 2012/448-2013/288

Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 52. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/12/2013 tarih ve 2012/448-2013/288 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve Y.. A.. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15/09/2015 günü hazır bulunan davalılardan Y.. A.. vekili Av. E.A., davalı B. Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. vekili Av. D. B. ve davacı vekili Av. H.. A.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi E. K. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının işlettiği ve yükünü taşıttığı C. bayraklı geminin Ç. Boğazı geçişinde müvekkilince kılavuzluk hizmeti verildiğini, verilen hizmet nedeniyle davalıya muhtelif tarihlerde düzenlenen faturaların gönderildiğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı B. Boru Hatları İle Petrol Taşıma A.Ş. vekili, husumet itirazında bulunmuş, esas yönünden de davanın yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Kendisine dava dilekçesi tebliğ edilen Y.. A.. vekili, müvekkilinin acentelik işi ile iştigal etmesi nedeniyle dava konusu borçtan doğrudan sorumlu olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, borcun muhatabının B. olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tarafların sulh protokolü sundukları, donatana izafeten acente hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı, usul yasasında dahili dava müessesesinin olmadığı gerekçesiyle, Y.. A.. hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı B. yönünden ise sulh nedeniyle HMK’nın 315. maddesi gereğince esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile Y.. A.. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, davacı tarafından C. bayraklı gemiye verilen kılavuzluk hizmeti nedeniyle düzenlenen ve ödenmeyen fatura bedellerinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davalı B. yönünden tarafların sulha varmış olmaları nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Y.. A.. yönünden ise hakkında usulüne uygun bir dava açılmadığı ve usul hukukumuzda da dahili dava müessesesinin olmadığı gerekçesiyle bu şirket hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, Y.. A.. yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmiştir. Ancak, davacı tarafından, icra takibine itiraz edilmesi üzerine Cezayir bayraklı geminin donatanına izafeten ve kendisine asaleten B.’a karşı işbu dava açılmış olup yargılama sırasında davalı B.’ın söz konusu geminin donatanı olmadığını savunması üzerine donatana izafeten acentesi Y. Deniz Acenteliği A.Ş’ye dava dilekçesi tebliğ edilmiş ve adı geçen şirket de bu sıfatla yargılamaya katılmıştır. Bu durumda, donatanın acentesi olarak B.’a husumet yöneltilerek dava açılmasına rağmen, daha sonra temsilde yanılma nedeniyle davanın donatanın doğru acentesine yöneltilmesi ve yanılgının giderilmesi mümkün bulunmaktadır. Diğer yandan, sulh protokolü davacı ile B. arasında akdedilmiş olup protokolde B.’ın donatanın acentesi olarak izafeten hareket ettiğine dair bir ibare bulunmamaktadır. O halde, davanın, kılavuzluk hizmeti verilen geminin donatınına karşı açıldığı dikkate alınarak, taraf teşkilinin, davacının tercihine göre doğrudan doğruya davalı asile davetiye tebliği suretiyle ve/veya donatana izafeten acentesine tebligat yapılmak suretiyle sağlanması ve bundan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde acente hakkında usulünce bir dava açılmadığı gerekçesiyle hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve lehine yargılama giderlerine hükmedilmesi doğru olmadığı gibi esasen Y. Deniz Acenteliği A.Ş’ye acente sıfatıyla dava dilekçesi tebliğ edildiğinden asaleten davalı sıfatı bulunmayan anılan şirket yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre Y. Deniz Acenteliği A.Ş’nin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Y.. A.. vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı B.’a verilmesine, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin Yakındoğu Deniz Acenteliği A.Ş’den alınıp davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 15/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.