YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2270
KARAR NO : 2015/9400
KARAR TARİHİ : 17.09.2015
MAHKEMESİ : KONYA (KAPATILAN) 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/04/2013
NUMARASI : 2012/447-2013/136
Taraflar arasında görülen davada Konya (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/04/2013 gün ve 2012/447-2013/136 sayılı kararı onayan Daire’nin 06/11/2014 gün ve 2013/16134-2014/17016 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket temsilcilerinin yüksek faiz verileceği ve parasını istediği zaman geri alabileceği taahhüdünde bulunmaları üzerine müvekkilinin belge karşılığında davalılara 125.200 DM verdiğini, davalıların aynı yöntemle binlerce gurbetçiden nakit para topladıklarını, kısa bir süre sonra müvekkilinin parasını istediğini, ancak bu güne kadar kendisine ödeme yapılmadığını, hisse senetlerinin izinsiz olarak halka arz edildiğini, K. Grubu tarafından yapılan usulsüzlüklerin SPK ve diğer resmi kurum raporlarında açıklandığını, davalılar hakkında çeşitli suçlardan suç duyurusu yapıldığını, müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, kanuna uygun bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığını ve davalı H.. B..’ın zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik 133.484,25 TL’nin faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine ve geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemize ait 10.07.2012 tarihli ilama dayanılarak, davacı vekiline 25/12/2012 tarihli oturumda bilirkişi ve keşif ücretini yatırması için 30 günlük kesin süre verilip, ücretin yatırılmaması durumunda nasıl bir karar verileceğinin duraksamaya yer olmadan açıklandığı, davacının bu süre içinde bilirkişi ücretini yatırmadığı için keşfin yapılamadığına dair tutanağın tutulduğu, bilirkişi ücretinin keşif tarihinden de sonra 14/02/2013 tarihinde yatırıldığı, HMK’nın 94. maddesinde kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğunun belirtildiği, aynı Yasa’nın 324. maddesi uyarınca da hakimin verdiği kesin süre içinde keşif veya bilirkişi ücretlerini yatırmayan tarafın bu talebinden vazgeçmiş sayılacağı ve tekrar bilirkişi incelemesi talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin , 18/11/2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk karar Dairemizin 2012/536 esas, 2012/12203 karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak verilen kesin süre içinde bilirkişi ve keşif ücretinin yatırılmadığı, bilirkişi ücretinin keşif tarihinden sonra 14/02/2013 tarihinde
yatırıldığı, HMK’nın 94. maddesinde kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğunun belirtildiği, aynı Yasa’nın 324. maddesi uyarınca da hakimin verdiği kesin süre içinde keşif veya bilirkişi ücretlerini yatırmayan tarafın bu talebinden vazgeçmiş sayılacağı ve tekrar bilirkişi incelemesi talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle, HMK’nın 94. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir. Somut olayda mahkemece, 25.12.2015 tarihli oturumda davacı vekiline, bilirkişi ücretini yatırması için 30 gün kesin süre verilmiş ve bu süre içinde ücret yatırılmadığından davacının bu delilden vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir. Ancak mahkemece, kesin süreye ilişkin verilen ara kararı, HMK’nın 94. maddesindeki unsurları içermediğinden usulüne uygun bulunmamaktadır. Zira, kesin mehlin sonuç doğurması için kendisine kesin mehil verilen tarafa düşen yükümlülüklerinin açık ve net bir şekilde belirtilmesi gerekir. Mahkeme ara kararında mahkeme yolluğunun miktarı ve vasıta ücreti açıkça belirtilmemiş olup bu durum kesin mehil verilen tarafın bu süre içinde ne miktar delil avansı yatıracağı konusunda tereddüt uyandırdığından verilen kesin mehil sonuç doğurmaz. Bu nedenle mahkemece yeniden usulüne uygun kesin mehil verilmesi ve celse arasında yatırılan delil avansının buna göre tamamlanması gerekirken delil avansı olan keşif giderinin kesin sürede yatırılmadığı gerekçesi ile davanın reddi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerektiğinden davacı vekilinin karar düzeltme isteminin bu yönden kabulü ile Dairemizin 06.11.2014 gün ve 2013/16134 Esas 2014/17016 karar sayılı ilamının kaldırılarak yerel mahkeme kararının anılan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulüyle, Dairemizin 06.11.2014 gün ve 2013/16134 Esas 2014/17016 karar sayılı ilamının kaldırılarak yerel mahkeme kararının anılan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 17/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.