YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3353
KARAR NO : 2015/9386
KARAR TARİHİ : 16.09.2015
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/10/2014
NUMARASI : 2013/200-2014/271
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/10/2014 tarih ve 2013/200-2014/271 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 2011/02069 sayılı ve “ N.” ibareli marka başvurusuna, müvekkilinin “N.” esas unsurlu seri ve tanınmış markalarını mesnet göstererek yaptığı itirazın TPE YDİK tarafından reddedildiğini oysa, müvekkili unvanının asıl unsurunun da ”N.” ibaresi olup, anılan ibarenin uzun süredir nizasız ve fasılasız müvekkili tarafından kullanılarak ayırt edicilik kazandırıldığını, markalar arasında iltibasa neden olacak ölçüde benzerlik bulunduğunu ayrıca, müvekkil markasının tanınmış olup, davalı şirketin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, TPE YDİK’in 2013-M-2936 sayılı kararının iptali ile tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin “N.içerisinde markaya yüksek ayırt edicilik ve bilinirlik sağlandığını, ”N.” ibaresinin ayırt ediciliği yüksek olmayıp, birçok kişiye ait ”N.” ibareli markalar olduğunu, taraf markaları arasında benzerlik bulunmayıp, markaların farklı mal ve hizmet sınıfları için kullanıldığını, hitap ettikleri kitlenin de farklı olması nedeniyle markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, başvuru markası ile davacı markasının tescil kapsamlarının aynı tür olduğu, anlamsal açıdan ise farklı oldukları, başvuru markasındaki “N.” kelimesinin ortaklığına karşın, ek kelime sebebiyle görsel, kavramsal ve işitsel açıdan farklılaştığından
556 s. KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı ayrıca, markanın tanınmış olduğu ileri sürülmüş ise de, başvuru markasının bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı markasına benzer olmaması ve KHK’nın 8/4 maddesindeki risklerin varlığının ispat edilememesi sebebiyle bu maddenin uygulanması imkanının bulunmadığı, davacı tarafça ticaret unvanının “N.” ibaresini taşıması nedeniyle KHK’nın 8/5 maddesindeki imkandan yararlanmak istenilmiş ise de, “N.” ve “N.” ibarelerinin bir bütün olarak birbirlerine benzemedikleri ve davacı şirketin tescil kapsamında kalan mal ve hizmetlere ilişkin bir faaliyeti ispat edilemediğinden bu maddenin uygulama imkanının da bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 16/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.