YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/135
KARAR NO : 2015/17812
KARAR TARİHİ : 12.11.2015
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde;…Koruma Kurulu’nun 07/07/1993 tarih ve 4720 sayılı kararı ile belirlenen kentsel sit alanı içerisinde yer alıp; … Kurulu Başkanlığı’nın 10/12/1976 tarih ve 9544 sayılı kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen taşınmaza, sanık tarafından ilave kat yapıldığının iddia olunduğu, dosya kapsamında mevcut 01/09/1995, 01/10/1995 ve 01/02/1996 başlangıç tarihli toplam beş adet kira sözleşmesine göre sanığın, suça konu binanın farklı dairelerini, “bakım ve onarıma muhtaç” durumda olarak, Balıklı
… Hastanesi… Lisesi Vakfı’ndan kiraladığı, anılan sözleşmelerin tamamında, “yapının eski eser vasfına uygun hareket etmek” kaydı yer aldığı gibi, sanığın da aşamalardaki savunmalarında, üzerinde müdahale gerçekleştirilen taşınmazdan, “kültür varlığı” olarak söz ettiği, dolayısıyla, kira konusu taşınmazın niteliğinin sanık tarafından bilindiği hususunda tereddüt bulunmadığı;
Bununla birlikte, olay yerindeki keşiften sonra inşaat bilirkişisince düzenlenen 26/11/2012 tarihli raporda, kullanılan malzemelerin niteliği ile yıpranma durumuna göre, harap vaziyetteki binada 1995 – 2000 yılları arasında esaslı tadilat yapıldığının, 2000 yılında çelik konstrüksiyon malzemeden çatı imal edilip, beşinci kattaki yayımcı kuruluşun stüdyoları olarak kullanıldığının, 2005 yılından beri de çelik konstrüksiyon malzemenin bir bölümü sökülmek suretiyle çatı katında açık teras alanı yaratıldığının, bir bölümünün ise yemekhane vasfıyla kullanıldığının belirtildiği anlaşılmakla; kentsel sit alanı içerisindeki tescilli binaya izinsiz ilave kat yapımına ilişkin olarak en son gerçekleştirilen müdahalenin zamanının 2005 yılı olduğu kabul edilmiştir.
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK’nın 7/2 maddesi yollamasıyla lehe neticeler doğuran (mülga) 765 sayılı TCK’nın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 104/2 maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 2005 yılından itibaren 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK’nın 223/9 maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının DÜŞMESİNE, 12/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.