YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/6442
KARAR NO : 2015/27834
KARAR TARİHİ : 02.07.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/171992
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen 25/06/2015 gün ve KYB. 2015171992 sayılı ihbarnamesi ile;
Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan hükümlü K.. Y..’ın, 5237 sayılı TCK’nun 204/2, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinin 02/07/2008 tarih ve 2008/20 esas, 2008/39 karar sayılı kararı esas yönünden temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiştir.
Dosyanın yapılan incelemesinde:
Yine aynı sanık hakkında benzer şekilde aynı yer mahkemesince;
1-)Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığının 29.03.2005 tarihli iddianamesi, sanık K.. Y..’ın Vezirköprü İlçe Nüfus Müdürlüğünde Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni olarak görevli olduğu, aynı zamanda 2003-2004 tarihleri arasında İlçe Nüfus Müdür vekili olarak da görev yaptığı, Y.. Y..’in ve eşi D.. Y..’in Vezirköprü … köyünde yaşadığı, kızları Ö.. Y..’i nüfus kütüğünün 17. sırasına 10.10.1990 doğumlu olarak 23.12.1994 tarihinde kaydettirdiği, kızı Ö..’i K.. K.. ile evlendirmek istediği, bu nedenle nüfus müdürlüğüne eşi, kızı ve damat adayı K.. ile birlikte gittiği, Nüfus Müdürlüğünde görevli nüfus memuru sanık K.. Y..’dan kızının evlenmesi için yaşının büyültülmesi konusunda yardım istediği, sanık K..’nın da 27.01.2005 düzenleme tarihli mernis doğum formunu Ö.. Y.. adı ile ve 27.01.1988 doğum tarihli olarak düzenlediği, bu mernis doğum tutanağına dayanarak …köyü nüfus kütüğünün 34. sırasına gerçeğe aykırı şekilde ikinci kez aynı isimle yaşını da büyülterek doğum tarihini 27.01.1988 olarak kayıt ettiği, bu kayıda dayalı Ö..’in evlendiği iddiası ile açılan kamu davasının Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasında sanığın 06/06/2008 tarihli ve 2008/32 esas, 2008/27 karar sayılı kararıyla 5237 TCK’nun 204/2, 62/1 ve 53. maddelerine göre 3 yıl 1 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından 05/03/2009 tarih ve 2008/21651 esas, 2009/1967 karar sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği,
2-)Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığının 07/02/2008 tarih ve 2008/80 esas sayılı iddianamesi ile sanık K.. Y..’ın H.. A..’ın kızı Ş.. A..’ı N.. A.. ile evlendirmek istemesi üzerine, Ş..’ın nüfustaki yaşının küçük olması nedeniyle evlenme işlemlerinin yapılabilmesi için kızı Ş.. A..’ın yaşını büyütmek isteyen H.. A..’ın Vezirköprü İlçe nüfus müdürlüğüne gittiği, nüfus müdürlüğünde sanık K.. Y.. ile birlikte Ş.. A..’a mükerrer doğum tutanağı hazırladıkları, bu doğum tutanağında Ş.. A..’ı 23/08/1984 doğumlu ve ismini de Ş.. olarak yazarak, doğum tutanağını düzenledikleri, mükerrer olarak nüfusa Ş.. A.. olarak tescil ettikleri, böylece sanığın içerik itibariyle sahte olan doğum tutanağı düzenledikleri, sahte olan doğum tutanağı ile nüfusa tescil ettikleri, tescil tarihinden 5 gün sonra Ş.. A.. olan Ş.. A..’ın N.. A.. ile resmi nikahla evlenmesini sağladıkları iddiası ile açılan kamu davasının Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasında sanığın, 02/07/2008 tarihli ve 2008/18 esas, 2008/38 karar sayılı kararıyla 5237 TCK’nun 204/2, 62/1 ve 53. maddelerine göre 3 yıl 1 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından 25/05/2010 tarih ve 2009/1368 esas, 2010/6280 karar sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği,
3-)
a)Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığının 18/10/2008 Tarih ve 2008/444 Esas sayılı iddianamesi ile sanık K.. Y..’ın, Vezirköprü İlçe Nüfus Müdürlüğü’nde Veri Hazırlama ve Kontrol Denetmeni olarak suç tarihinde görev yaptığı dönemde, N.. G..’in kızı F.. G..’i, K.. K.. ile evlendirmek istediği, N.. G..’in kızı F.. G..’in Vezirköprü İlçesi, … Köyü … cilt, … nolu hanenin … sırasında F… G.. ismiyle 10/03/1991 doğumlu olarak 31/03/1993 tarihinde kayıt edilmiş olduğu, nüfustaki yaşı küçük olan F.. G..’in suç tarihinde resmi nikahla evlenemediği, evlenme işlemlerinin yapılabilmesi için kızı F.. G..’in yaşını büyütmek isteyen şüpheli N.. G..’in, A.. G.. ile Vezirköprü İlçe Nüfus Müdürlüğüne gittiği, Nüfus Müdürlüğünde sanık K.. Y.. ile birlikte Necip ve A.. G..’in kızları F.. G.. için 18/01/2005 tarihinde sahte doğum formu düzenledikleri, bu sahte doğum formunda kızları F.. G..’i 14/01/1988 tarihinde doğmuş olarak yazdıkları ve bu doğum formu ile F.. G..’i mükerrer olarak nüfusa tescil ettikleri, sonuç olarak K.. Y.., A.. G.. ve N.. G..’in içerik itibariyle sahte olan doğum formunu düzenledikleri ve F.. G..’i sahte olan doğum formu ile nüfusa tescil ettikleri ve aynı gün, tescil tarihinde F.. G..’in K.. K.. ile resmi nikah kıyarak evlenmesini sağladıkları,
b)Yine N.. G..’in kızı S.. G..’in Vezirköprü İlçesi, … Köyü … cilt, … nolu hanenin … sırasında S.. G.. ismiyle 15/02/1991 doğumlu olarak 31/03/1993 tarihinde kayıt edilmiş olduğu, nüfustaki yaşı küçük olan S.. G..’in suç tarihinde ilköğretime kaydını yaptıramadığı, kayıt işlemlerinin yapılabilmesi için kızı S.. G..’in yaşını büyütmek isteyen N.. G..’in eşi A.. G.. ile Vezirköprü İlçe Nüfus Müdürlüğüne gittiği, Nüfus Müdürlüğünde sanık K.. Y.. ile birlikte kızları S.. G.. için sahte doğum formu düzenledikleri, 05/03/2004 tarihinde düzenledikleri bu sahte doğum formunda S.. G..’i 05/03/1987 tarihinde doğmuş olarak yazdıkları ve S.. G..’i mükerrer olarak nüfusa tescil ettikleri iddiası ile açılan kamu davasının Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasında sanığın, 11/11/2009 tarihli ve 2008/100 esas, 2009/126 karar sayılı kararla 5237 sayılı TCY’nın 204/2. maddesi uyarınca 3 yıl 8 ay 20 gün ve 5237 sayılı TCY’nın 204/2. maddesi uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından 25/05/2010 tarih ve 2010/3064-6283 esas-karar sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği,
4-)Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığının 25/10/2007 tarih ve 2007/790 esas sayılı iddianamesi ile suç tarihinde Vezirköprü İlçe Nüfus Müdürlüğünde Veri Hazırlama ve Kontrol Denetmeni olarak görev yapmakta olan sanık K.. Y..’ın, evlendirilmesi düşünülen ancak yaşı tutmayan 02.02.1988 doğumlu İ.. Ç..’ın evlenmesini sağlamak için İ..’ın babası olan K.. Ç..’ın ilçe nüfus müdürlüğüne müracaatı üzerine 14.03.2002 tarihinde İ.. Ç..’ı 14.03.1985 doğumlu ve S.. Ç.. ismi ile mükerrer olarak nüfusa kayıt işlemi yaptığı iddiası ile açılan kamu davasının Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasında sanığın, 05/11/2008 tarihli ve 2007/70 esas, 2008/84 karar sayılı kararıyla 5237 TCK’nun 204/2, 62/1 ve 53. maddelerine göre 3 yıl 1 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu karar Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından 25/05/2010 tarih ve 2009/8133 esas, 2010/6279 karar sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği,
5-)Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığının 29.03.2005 tarihli iddianamesi ile suç tarihinde Vezirköprü İlçe Nüfus Müdürlüğünde VHKİ olarak görev yapmakta olan sanık K.. Y..’ın, evlendirilmesi düşünülen ancak yaşı tutmayan 15.09.1988 doğumlu D.. Ş.. (C..)’in evlenmesini sağlamak için D..’in babası olan Z.. Ş..’in ilçe nüfus müdürlüğüne müracaatı üzerine 24.09.2002 tarihinde D.. Ş.. (C..) hakkında 24.09.1985 doğumlu olarak mernis doğum formu düzenlemek sureti ile yeniden nüfusa kayıt işlemi yaptığı, sanık K.. Y..’ın gerçeğe aykırı olarak resmi evrak tanzim etmek sureti ile üzerine atılı resmi evrakta sahtecilik suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasında sanığın, 06/06/2008 tarihli ve 2008/35 esas, 2008/30 karar sayılı kararla 5237 TCK’nun 204/2, 62/1 ve 53. maddelerine göre 3 yıl 1 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından 25/05/2010 tarih ve 2008/19317 esas, 2010/6281 karar sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği,
6-)Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığının 29.03.2005 tarihli iddianamesi ile suç tarihinde Vezirköprü İlçe Nüfus Müdürlüğüne VHKİ olarak görev yapmakta olan sanık K.. Y..’ın, evlendirilmesi düşünülen ancak yaşı tutmayan 15.03.1991 doğumlu Ş… A.. (Ö..)’in evlenmesini sağlamak için Ş..’nin anne ve babası olan S.. ve T.. A.. ile nişanlısı K.. Ö..’in ilçe nüfus müdürlüğüne müracaatı üzerine 26.10.2004 tarihinde Ş.. A.. (Ö..) hakkında 26.10.1987 doğumlu olarak mernis doğum formu düzenlemek sureti ile yeniden nüfusa kayıt işlemi yaptığı, sanık K.. Y..’ın gerçeğe aykırı olarak resmi evrak tanzim etmek sureti ile üzerine atılı resmi evrakta sahtecilik suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasında sanığın, 06/06/2008 tarihli ve 2008/36 esas, 2008/31 karar sayılı kararla 5237 TCK’nun 204/2, 62/1 ve 53. maddelerine göre 3 yıl 1 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından 25/05/2010 tarih ve 2008/21721 esas, 2010/6275 karar sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği,
7-) Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığının 29.03.2005 tarihli iddianamesi ile suç tarihinde Vezirköprü İlçe Nüfus Müdürlüğüne VHKİ olarak görev yapmakta olan sanık K.. Y..’ın, evlendirilmesi düşünülen ancak yaşı tutmayan 10.08.1988 doğumlu M.. Y..’ın evlenmesini sağlamak için M..’nın annesi H.. Y.. ve nişanlısı S.. P.. ile kayınpederi İ.. P..’ın ilçe nüfus müdürlüğüne müracaatı üzerine 04.02.2005 tarihinde M.. Y..’ı S.. Y.. ismi ile 04.02.1987 doğumlu olarak mernis doğum formu düzenlemek sureti ile yeniden nüfusa kayıt işlemi yaptığı, sanık K.. Y..’ın gerçeğe aykırı olarak resmi evrak tanzim etmek sureti ile üzerine atılı resmi evrakta sahtecilik suçunu işlediği, iddiası ile açılan kamu davasının Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasında sanığın, 06/06/2008 tarihli ve 2008/39 esas, 2008/32 karar sayılı kararla 5237 TCK’nun 204/2, 62/1 ve 53. maddelerine göre 3 yıl 1 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu karar Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından 25/05/2010 tarih ve 2008/21722 esas, 2010/6277 karar sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği,
8-)Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığının 29.03.2005 tarihli iddianamesi ile suç tarihinde ilçe nüfus müdürlüğünde Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni olarak görev yapan sanık K.. Y..’ın yaşı küçük olan S.. B..’un babasının müracaatı üzerine S.. B..’un evlendirilmesi için yaşının büyütülmesi amacı ile nüfus kütüğünde … sırada 10.08.1989 doğumlu olarak kayıtlı iken, sanık tarafından nüfus kütüğüne 14.01.2005 tarihinde nüfus kütüğünün … sırasına mernis doğum tutanağı düzenleyerek kayıt edildiği, 14.01.1988 doğumlu olarak mernis doğum formu düzenleyerek nüfus kütüğüne kayıt edildiği, toplanan delillerden sanığın resmi evrakta sahtecilik suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasında sanığın, 06/06/2008 tarihli ve 2008/34 esas, 2008/29 karar sayılı kararla 5237 TCK’nun 204/2, 62/1 ve 53. maddelerine göre 3 yıl 1 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu karar Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından 25/05/2010 tarih ve 2008/21650 esas, 2010/6276 karar sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği,
9-) Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığının 29.03.2005 tarihli iddianamesi ile sanık K.. Y..’ın Vezirköprü İlçe Nüfus Müdürlüğünde Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni olarak görevli olduğu, aynı zamanda 2003-2004 tarihleri arasında İlçe Nüfus Müdür vekili olarak da görev yaptığı, H.. Y..’in Vezirköprü … köyünde yaşadığı, kızı D.. Y..’i nüfus kütüğünün … sırasına 01.11.1990 doğumlu olarak 05.01.1993 tarihinde kaydettirdiği, kızı D..’yü İ.. Ç.. ile evlendirmek istediği, bu nedenle nüfus müdürlüğüne kızı ile birlikte gittiği, Nüfus Müdürlüğünde görevli nüfus memuru sanık K.. Y..’dan kızının evlenmesi için yaşını büyültülmesi konusunda yardım istediği, sanık K..’nın da yaş tespit formu ile doktora sevk ettiği, 17.12.2003 düzenleme tarihli mernis doğum formunu D.. Y.. adı ile ve 17.01.1986 doğum tarihli olarak düzenlediği, bu mernis doğum tutanağına dayanarak … köyü nüfus kütüğünün … sırasına gerçeğe aykırı şekilde ikinci kez aynı isimle yaşını da büyülterek doğum tarihini 17.01.1986 olarak kayıt ettiği, bu kayda dayalı D..’nün evlendiği ve evlilik soyadı ile D.. Ç.. olarak nüfus cüzdanı aldığı iddiası ile açılan kamu davasının Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasında sanığın, 06/06/2008 tarihli ve 2008/33 esas, 2008/28 karar sayılı kararla 5237 TCK’nun 204/2, 62/1 ve 53. maddelerine göre 3 yıl 1 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından 25/05/2010 tarih ve 2008/21649 esas, 2010/6282 karar sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği,
10-)
a)Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığının 21/03/2006 tarih ve 2006/132 esas sayılı iddianamesiyle sanık K.. Y..’ın Vezirköprü İlçe Nüfus Müdürlüğünde Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni olarak görev yaptığı, H.. K..’ın 01/03/1988 doğumlu olarak 20/09/1993 tarihinde nüfusa kayıtlı olduğu, nişanlısı H.. K.. ile evleneceği zaman evlenme işlemlerini takip eden A.. K..’ın Nüfus Müdürlüğü’ne gittiğinde, H.. K..’ın yaşının küçük olduğunu öğrendiği, ancak nüfus memuru sanık K.. Y..’ın bu durumu halledebileceğini söylediği, daha sonra H.. K..’ın nişanlısının amcası olan A.. K.. ile birlikte Nüfus Müdürlüğü’ne gittiği, K.. Y..’ın H.. K.. nüfus kütüğünün … sırasında kayıtlı olduğu halde, ikinci kez, nüfus kütüğünün … sırasına, 10/02/1987 tarihinde, 10/02/1987 doğumlu olarak sahte işlemle nüfusa kaydettiği, buna dair sahte nüfus kaydı ve nüfus cüzdanı verdiği,
b)Yine N.. G..’nin 20/10/1989 doğumlu olarak, 14/11/1989 tarihinde nüfusa kaydedilmiş olduğu, nişanlısı Y.. K.. ile evleneceği zaman evlenme işlemlerini takip eden, babası S.. G..’nin Nüfus Müdürlüğü’ne evlenme işlemlerini sormak amacıyla gittiğinde, sanık K.. Y..’ın kızının yaşının evlenmeye müsait olmadığını, ancak halledebileceğini söylediği, onbeş gün sonra gelmesini söylediği, S.. G.. belirtilen tarihte Nüfus Müdürlüğü’ne gittiğinde, N.. G..’nin adının A.. G.. olarak ve 15/10/1986 tarihli olarak yazılmış sahte nüfus kayıt örneği ve nüfus cüzdanını teslim ettiği, N.. G.. nüfus kütüğünün … sırasında kayıtlı olduğu halde, K.. Y..’ın N.. G..’yi nüfus kütüğünün … sırasına, ikinci kez, 15/10/1986 doğumlu olarak 15/01/2004 tarihinde sahte olarak kayıt ettiği, bu şekilde sanık K.. Y..’ın kamu görevlisinin resmi evrakta sahtecilik suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasının Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasında sanığın, 29/01/2010 tarihli ve 2006/59 esas, 2010/4 karar sayılı kararla iki defa uygulanmak suretiyle 5237 TCK’nun 204/2, 62/1 ve 53. maddelerine göre ( iki defa) 3 yıl 1 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından 11/04/2012 tarih ve 2012/5086-5317 esas karar sayılı kararıyla düzeltilerek onanmasına karar verildiği,
11-) Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığının 30/04/2008 tarih ve 2008/256 esas sayılı iddianamesi ile olay tarihinde sanık K.. Y..’ın nüfus müdürlüğünde nüfus memuru ve müdür vekili olarak görev yaptığı, M.. Ş..’in babası H.. Ş..’in nüfus müdürlüğüne müracaatı üzerine sanık K.. Y.. tarafından nüfus kayıtlarında … Köyü Cilt … Hane …‘de kayıtlı 28.08.1990 doğumlu olan 27.06.1994 tarihi ile tescilli olan H.. ve N.. kızı M.. Ş..’in yaşının büyütülmesi amacıyla isminin M.. Ş.. olarak 20.01.1987 doğum tarihli, 20.01.2004 tescil tarihli olarak 2. kez … köyü cilt … hane …, Bsn …’e kayıt edildiği, böylece ismi ve yaşı değiştirilen M.. Ş..’in bir gün sonra evlendirildiği iddiası ile açılan kamu davasının Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasında sanığın, 30/07/2008 tarihli ve 2008/50 esas, 2008/61 karar sayılı kararla 5237 sayılı TCK’nun 204/2, 62/1 ve 53. maddelerine göre 3 yıl 1 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından 30/05/2012 tarih ve 2010/14075 esas, 2012/10108 karar sayılı kararıyla düzeltilerek onanmasına karar verildiği,
12-)Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığının, 24/11/2008 gün ve 2008/562 esas sayılı iddianamesi ile Vezirköprü İlçe Nüfus Müdürlüğünde veri hazırlama ve kontrol denetmeni olarak görevli sanığın, yaş küçüklüğü nedeniyle evlenme engeli bulunan ve 20.06.1988 doğumlu olarak 15.07.1988 tarihinde nüfusa tescil olan A.. Ş..’in 15.05.1998 tarihinde ölmüş gibi sahte ölüm tutanağına istinaden 21.08.2003 tarihinde nüfus kütüğünde sahtecilik yaparak kayıtları kapattıktan sonra aynı kişiyi bu kez sanki 21.08.1986 tarihinde doğmuş gibi 21.08.2003 tarihli mernis doğum tutanağı düzenleyerek nüfus kütüğüne sahte tescil işlemi yaptığı iddiası ile açılan kamu davasının Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasında sanığın 20/03/2009 tarihli ve 2008/109 esas, 2009/46 karar sayılı kararla 5237 TCK’nun 204/2, 62/1 ve 53. maddelerine göre 3 yıl 1 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından 12/01/2012 gün ve 2011/11574 esas, 2012/232 karar sayılı kararıyla eleştirilerek onanmasına karar verildiği,
13-) Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığının 31/10/2008 tarih ve 2008/457 esas numaralı iddianamesi ile suç tarihinde Vezirköprü İlçe Nüfus müdürlüğünde Veri Hazırlama ve kontrol Denetmeni olarak görev yapmakta olan sanık K.. Y..’ın evlendirilmesi düşünülen ancak yaşı tutmayan 01/05/1994 doğumlu E.. (M..) T..’ü babası Y.. T..’ün nüfus müdürlüğüne müracaatı üzerine 12/01/2004 tarihinde 08/01/1987 doğumlu olarak mernis doğum formu düzenlenmek suretiyle yeniden nüfus kayıt işlemi yaptığı sanık K.. Y..’ın gerçeğe aykırı olarak resmi evrak tanzim etmek suretiyle üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasında sanığın, 20/03/2009 tarihli ve 2008/103 esas, 2009/45 karar sayılı kararla 5237 TCK’nun 204/2, 62/1 ve 53. maddelerine göre 3 yıl 1 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından 30/05/2012 tarih ve 2012/67 esas, 2012/10110 karar sayılı kararıyla düzeltilerek onanmasına karar verildiği,
14-) Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığının 24/10/2008 tarih ve 2008/449 esas sayılı iddianamesi ile suç tarihinde Vezirköprü İlçe Nüfus müdürlüğünde veri hazırlama ve kontrol denetmeni olarak görev yapmakta olan sanık K.. Y..’ın evlendirilmesi düşünülen ancak yaşı tutmayan 02/12/1988 doğumlu Ş.. K..’yı Ş.. K..’nın nüfus müdürlüğüne müracaatı üzerine 09/03/2004 tarihinde 09/03/1987 doğumlu olarak mernis doğum formu düzenlenmek suretiyle yeniden nüfus kayıt işlemi yaptığı, sanık K.. Y..’ın gerçeğe aykırı olarak resmi evrak tanzim etmek suretiyle üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasında sanığın, 20/02/2009 tarihli ve 2008/101 esas, 2009/18 karar sayılı kararla 5237 sayılı TCK’nun 204/2, 62/1 ve 53. maddelerine göre 3 yıl 1 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından 30/05/2012 tarih ve 2011/5658 esas,2012/10111 karar sayılı kararıyla eleştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar verildiği,
15-) Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığının, 28/10/2008 gün ve 2008/451 esas sayılı iddianamesi ile Sanık K.. Y..’ın Vezirköprü İlçe Nüfus Müdürlüğü’nde Veri Hazırlama ve Kontrol Denetmeni olarak suç tarihinde görev yaptığı, H.. G..’in, kızı Ş.. (Ü..) G..’i tanık Z.. G.. ile evlendirmek istediği, Ş.. G..’in 17/16/1988 doğumlu olarak 17/06/1997 tarihinde nüfusa kayıt edilmiş olduğu, nüfustaki yaşı küçük olan Ş.. (Ü..) G..’in, suç tarihinde evlenme işlemlerinin yapılabilmesi için yaşını büyütmek isteyen annesi H.. G..’in Vezirköprü İlçe Nüfus Müdürlüğünde sanık K.. Y.. ile birlikte Ü.. G.. adına sahte mernis doğum formu düzenledikleri, düzenledikleri sahte mernis doğum formunda Ş.. G..’i 15/01/1987 tarihinde doğmuş olarak gösterdikleri, doğum formunun 15/01/2004 tarihinde düzenlemiş olduğu ve düzenledikleri doğum formu ile mükerrer olarak nüfusa Ş.. G..’in Ü.. G.. olarak tescil edilmesini sağladıkları, sanık K.. Y..’ın içerik itibariyle sahte olan doğum formu düzenleyerek Ş.. G..’i ikinci kez nüfusa Ü.. ismiyle tescil ettiği ve Z.. G.. ile resmi nikah kıyarak evlenmesini sağladığı iddiası ile açılan kamu davasının Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasında sanığın 20/02/2009 tarihli ve 2008/102 esas, 2009/19 karar sayılı kararla yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verildiği ve bu karar Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından eleştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar verildiği,
Sanık hakkında bu dosyalar kapsamında açılan her bir kamu davasındaki suç tarihlerinin düzenlenen en son tarihli iddianame tarihinden önceki döneme ait olması ve bu kapsamda hukuki kesintinin gerçekleşmemiş olduğu anlaşıldığından,bu suçlar nedeniyle sanık hakkında gerçek içtima hükümlerinin değil zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekeceği itirazın konusunu oluşturduğu, şöyle ki;
Dairemizin 20.01.2015 gün ve 2015/824 karar sayılı kararında da belirtildiği gibi;
“Uyuşmazlıkların sağlıklı bir şekilde çözümlenmesi için öncelikle suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 765 Sayılı TCK ve suç tarihlerinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK hükümlerine göre zincirleme suçun incelenmesi gerekmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 gün ve 2013/11- 397 2014/202 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; 5237 sayılı TCK’na hakim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza” söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda da; “Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır’ şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimai bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnalarına ise, 5237 sayılı TCK’nun “suçların içtimai” bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44. (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir.
Zincirleme suç, 765 sayılı Kanunun 80. maddesinde; “Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün bir kaç defa ihlal edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır” şeklinde düzenlenmiştir. Buna karşın 5237 sayılı TCK’nun 43/1. maddesinin ilk cümlesinde; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” biçiminde zincirleme suç, ikinci fıkrasında ise; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır” denilmek suretiyle de aynı neviden fikri içtima düzenlemesine yer verilmiştir.
5237 sayılı TCK’nun 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için;
a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,
b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,
c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.
765 sayılı TCK’da yer alan “muhtelif zamanlarda vaki olsa bile” ifadesi karşısında, aynı suç işleme kararı altında birden fazla suçun aynı zamanda işlenmesi durumunda, diğer şartların da varlığı halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi mümkündür. Nitekim 765 sayılı TCK’nun yürürlüğü zamanında bu husus yargısal kararlarla kabul edilmiş ve uygulama bu doğrultuda yerleşmiştir. 5237 sayılı TCK’nun 43/1. maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gereklidir ki, bunun sonucu olarak, aynı mağdura, aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suçun oluşacağı kabul edilmiştir. Bu halde zincirleme suç hükümleri uygulanarak artırım yapılamayacak, ancak bu husus TCK’nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde gözönüne alınabilecektir.
5237 sayılı Kanunun 43/1. maddesinin açıklığı karşısında öğretide de, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerektiği konusunda görüş birliği bulunmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.12.2013 gün ve 1475-577, 30.05.2006 gün ve 173/145, 13.10.1998 gün 305/304, 20.03.1995 gün ve 48/68 ile 02.03.1987 gün ve 341/84 sayılı kararlarında, öğretideki yukarıda değinilen görüşlere yer verildikten sonra “aynı suç işleme kararından” yasanın aynı hükmünü birçok kez ihlal etme hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyetin anlaşılması gerektiği, bu bağlamda failin suçu işlemeden önce bir plan yapmasının veya bu suça niyet etmesinin, fakat fiili bir defada yapmak yerine kısımlara bölmeyi ve o surette gerçekleştirmeyi daha uygun görmesinin, bu plan çerçevesinde hareket etmesinin, hareketinin önceki hareketinin devamı olmasının ve tüm bu hareketleri arasında sübjektif bir bağlantı bulunmasının anlaşılması, aynı suç işleme kararının varlığı, olaysal olarak suçun işlenmesindeki özellikler, suçun işleniş biçimi, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, mağdurların farklı olup olmadıkları, ihlal edilen değer ve yarar ile korunan değer ve yarar, olayların oluşum ve gelişimi ile tüm özellikleri değerlendirilerek belirlenmesi gerektiği, suçların işlenme tarihleri arasında az veya çok bir zaman aralığı bulunması, suç mağdurlarının birden fazla olması halinde teselsülü reddetmenin adalet ve hakkaniyete uygun bulunmayacağı hususlarının genel bir kabul gördüğü de kabul edilmiştir.
Öte yandan, kanunumuz zaman konusunda olduğu gibi, suçların işlendikleri yer bakımından da bir sınır koymamıştır. Ancak, suçların aynı yerde işlenmeleri, suç işleme kararındaki birliğin bir işareti olarak kabul edilebilir.
Bağımsız kastları birleştiren suç işleme kararından, kanunun aynı hükmünü birkaç defa ihlal etmek hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyet anlaşılmalıdır.
Fail, önceden belirlediği böyle bir plân veya niyet kapsamında, bunu bir defada gerçekleştirmek yerine, kısımlara bölmeyi ve o suretle gerçekleştirmeyi daha uygun görmüş ve bu plâna göre hareket etmiş olduğundan, birden fazla olan kısımlar, yani ayrı suçlar, tek bir müteselsil suç meydana getirirler. (Sulhi Dönmezer-Sahir Erman, Nazarî ve Tatbikî Ceza Hukuku, Beta Yayınevi, Cilt I, 14. Bası, s. 398)
Suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade eder. Önce suç işleme kararı verilir ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların herbirinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer alır. Böylece suç işleme kararı denilen genel plân, niyet veya karar, zinciri oluşturan ve her biri birbirinden bağımsız olan suçları birbirine bağlayan ortak bir zemini oluşturur.
Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilir. Yine de çeşitli suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermez. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılacaktır. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir.
Görüldüğü üzere, zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusundaki tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır.
Sahtecilik suçunun farklı kişilere yönelik gerçekleşmiş olması nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinin 2. fıkrası üzerinde de durmak gerekir. Aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacak, ancak bu ceza TCK’nun 43/1. maddesine göre artırılacaktır. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuksal anlamda tekliğidir. Bazen suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuksal anlamdaki “tek bir fiili” oluşturmaktadır.
5237 sayılı TCK’nda, bazı suçlarda özel olarak aynı neviden fikri içtima hükmüne yer verilmiştir. Örneğin; belirsiz sayıda kişilerin sağlığını bozmak amacıyla ve bu amacı gerçekleştirmeye elverişli olacak surette, radyasyona tabi tutulması halinde, radyasyon yayma suçunun temel şekline nazaran daha ağır ceza öngörülmüştür (TCY’nın 172/2. md.). Bu suçlar için özel bir aynı neviden fikri içtima kuralı öngörülmüş olduğundan, ayrıca TCY’nın 43/2. maddesi uyarınca cezanın artırılması yoluna gidilmeyecektir.
Aynı neviden fikri içtimadan söz edilebilmesi için;
1- Hareket ya da fiilin hukuksal anlamda tek olması,
2- Birden fazla suçun işlenmiş olması,
3- İşlenen birden fazla suçun “aynı suç” olması,
4- Bu suçların mağdurlarının farklı olması gerekmektedir.
Bu dört şart birlikte gerçekleştiğinde, faile tek ceza verilecek, ancak bu ceza artırılacaktır.Birden çok belgede sahtecilik suçunun, zincirleme ya da ayrı suçlar mı oluşturacağı problemini çözümlerken, korunan hukuki yarar, suçun mağduru ve suçtan zarar gören kavramları da ele alınmalıdır.
Belgede sahtecilik suçları 765 sayılı TCK’nun “Cürümler” başlıklı ikinci kitabının, “Ammenin İtimadı Aleyhinde Cürümler” başlıklı altıncı babının, “Evrakta Sahtekarlık” başlıklı üçüncü faslında düzenlenmişken, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun ise “Özel Hükümler” başlıklı ikinci kitabının, “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının, “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” başlıklı dördüncü bölümünün 204 ila 212. maddelerinde düzenlenmiş olup, her iki kanun yönüyle de belgede sahtecilik suçlarının hukuki konusu kamunun güvenidir.
Nitekim 765 sayılı Kanun döneminde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.06.2004 gün ve 94-132 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında istikrarlı olarak, suçla korunan yararın kamu güveni olduğu kabul edilmiş ve; “Evrakta sahtecilik suçlarının hukuki konusu kamunun güvenidir. Belgelerin gerçeğe aykırı düzenlenmesi, gerçek belgeye eklemeler yapılması, tamamen veya kısmen değiştirilmesi, eylemlerinin kamu güvenini sarstığı kabul edilerek suç sayılıp, yaptırıma bağlanmıştır. Bu nedenle de fiilen bir zararın ortaya çıkması aranmamakta, zarar olasılığı yeterli görülmektedir” denilmiştir. Hatta, 765 sayılı TCK’nun 339 ve 355. maddeleri ile ilgili olarak ceza miktarlarını belirlemede kanun koyucunun suçun kamu güvenini bozmadaki etkinliğini ölçü aldığı kabul edilmiştir. (CGK’nun 06.11.2007 gün ve 223-224 sayılı kararı) Aynı şekilde Yargıtay bu görüşünü 5237 sayılı TCK’nun yürürlüğe girmesinden sonra da sürdürmekte olup, Ceza Genel Kurulunun 06.03.2007 gün ve 276-55 sayılı kararında bu husus; “Evrakta sahtecilik suçlarının hukuki konusu kamu güvenidir. Belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, gerçek bir belgeye ekleme yapılması, tamamen veya kısmen değiştirilmesi eylemlerinin kamu güvenini sarstığı kabul edilerek suç sayılmıştır” şeklinde ifade edilmiştir. Özel Daire kararları da aynı yöndedir, Örneğin; “Belgede sahtecilik … suçunun hukuki konusu kamunun güveni olup, suçun oluşması için genel kast ve zarar olasılığı yeterlidir” (Yargıtay 11. CD’nin 05.03.2008 gün ve 1232-1298 sayılı kararı).
Mağdur; Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğünde, “haksızlığa uğramış kişi” olarak tanımlanmaktadır. Ceza Hukukunda ise mağdur kavramı, suçun konusunun ait olduğu kişi ya da kişilerdir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde suçun maddi unsurları arasında yer alan mağdur, ancak gerçek bir kişi olabilecek, tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün ise de bunlar mağdur olamayacaklardır.
Mağdurun belirlenmesi, suçun unsurlarının veya nitelikli hallerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti ile özellikle 5237 sayılı TCK yönüyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının çözümü konusu başta olmak üzere bir çok ceza hukuku hükmünün doğru ve isabetli uygulanabilmesi açısından önemli olmasına rağmen, 5237 sayılı TCK başta olmak üzere ceza kanunlarımızda mağdurun bir tanımı yapılmamıştır. Öğretide de kabul olunduğu üzere kanun koyucunun bu tercihi öncelikle kapsayıcı bir tanım yapmanın zorluğundan kaynaklanmakta, diğer taraftan kavramın bazen dar bazen de geniş yorumlanmasına duyulan ihtiyaç bu yönde bir tercihi zorunlu kılmaktadır.
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramı ise, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulanmış, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceği kabul edilmiştir. Nitekim bu husus, Ceza Genel Kurulunun 03.05.2011 gün ve 155-80, 04.07.2006 gün ve 127-180, 22.10.2002 gün ve 234-366 ile 11.04.2000 gün ve 65-69 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça belirtilmiştir.
Mağdur ile suçtan zarar gören kavramları aynı şeyi ifade etmemektedir. Mağdur suçun işlenmesiyle her zaman zarar görmekte ise de,suçtan zarar gören kişi her zaman suçun mağduru olmayabilecektir. Bazı suçlarda mağdur belirli bir kişi olmayıp; toplumu oluşturan herkes (geniş anlamda mağdur) olabilecektir. (Mehmet Emin Artuk – Ahmet Gökçen – A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Turhan Kitabevi, 3. Bası, Ankara, 2007, s. 444; İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 9. Bası, Ankara, 2013, s. 212 – 215; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 6. Bası, Ankara, 2013, s. 107- 109; Osman Yaşar-Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunu, Ankara, Adalet Yayınevi, 2014, 6. Cilt, s.958-7959)
Mağdurun kim olduğunun belirlenmesinde öncelikle madde metnine bakılmalı, madde metninin yeterli olmadığı durumlarda hükmün konuluş amacı, suçun düzenlendiği yer gibi hususlar birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmaya çalışılmalıdır.
Bu bağlamda gerek 765 sayılı TCK’nun, gerekse de 5237 sayılı TCK’nun belgede sahtecilik suçlarının düzenlendiği madde metinlerinde suçun mağdurunun kim olduğuna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemesi, belgede sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamunun güveni olması ve bu suçların kamu güvenine karşı suçlar bölümünde düzenlenmiş bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde, bu suçların mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğunun, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil,suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekmektedir. Aksinin kabulü halinde, somut olayda olduğu gibi birden fazla kişiye karşı işlenmiş olan sahtecilik suçlarında hükmolunacak sonuç ceza miktarları gözönünde bulundurulduğunda, 5237 sayılı TCK’nun “Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik İlkesi” başlıklı 3. maddesinin gerekçesinde, “Suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak ceza hukuku yaptırımlarının haklı ve ölçülü olması gerekir. Çünkü ancak haklı ve suçun ağırlığıyla orantılı bir yaptırım ile suç işleyen kişinin bu fiilinden pişmanlık duyması sağlanabilir ve yeniden topluma kazandırılması söz konusu olabilir” şeklinde açıklanmış olan ölçülülük ilkesine aykırı davranılmış olunacaktır.
Öğreti de, belgede sahtecilik fiilinin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde ilgili kişinin de mağdur sayılacağı yönünde bir kısım görüşler olmakla birlikte, çoğunluk itibariyle, anılan suçların mağdurunun kamu olduğuna ilişkin, “Sahtekarlık suçlarının mağduru daima Devlettir. Bu suçlar dolayısıyla maddi ya da manevi bir zarara uğrayan kimse ise, mağdur olmayıp, ‘suçtan zarar gören kişi’ sayılır ve böyle bir veya bir kaç kişinin bulunması, suçun hukuki konusunu etkilemez” (Sahir Erman, Ticari Ceza Hukuku Cilt III, Sahtekarlık Suçları, İstanbul 1981, 4. Baskı, s. 10), “Resmi evrakta sahtecilik suçları TCK’da topluma karşı işlenen suçlar bölümünde düzenlenmiş olduğu için bu suç tiplerinin toplumu oluşturan bireylerin tamamına karşı işlenmiş olduğunun kabulü gerekir.” (Veli Özer Özbek, Mehmet Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 4. Baskı, 2012, s. 759) şeklinde görüşler bulunmaktadır.”
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanığın incelemeye konu Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesinin 02/07/2008 tarihli ve 2008/20 esas, 2008/39 karar sayılı dosyası ile Dairenizce incelenen yine aynı mahkemeye ait 2009/1967, 2010/6280, 2012/10110, 2012/10111, 2012/10108, 2012/232, 2010/6282, 2012/5317, 2010/6277, 2010/6276, 2010/6283, 2010/6279, 2010/6281, 2010/6275, 2012/10109 ( Daireniz karar sayılı) karar sayılı dosyaları kapsamında onama ve düzeltilerek onanmasına karar verilen mahkemenin 2009/19, 2008/30, 2008/31, 2009/126, 2008/84, 2008/32, 2008/29, 2008/28, 2010/4, 2008/61, 2009/46, 2009/45, 2009/18, 2008/27, 2008/38 karar sayılı dosyalarının bir dosyada birleştirilip, nüfus müdürlüğünde görevli memur olan sanığın bu süre içerinde gerçekleştirdiği sahtecilik eylemlerinin zincirleme şekilde tek suçu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde ayrı ayrı resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Vezirköprü Ağır Ceza Mahkemesi’nin 02.07.2008 tarih, 2008/20 esas, 2008/39 sayılı kararının CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde ikmaline sanığın bu suçtan tahliyesine, gereği için mahalline müzekkere yazılmasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 02.07.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.