YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/542
KARAR NO : 2015/9270
KARAR TARİHİ : 15.09.2015
MAHKEMESİ : SARIGÖL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/11/2012
NUMARASI : 2011/53-2012/198
Taraflar arasında görülen davada Sarıgöl Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/11/2012 tarih ve 2011/53-2012/198 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15/09/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. K. B. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait taşınmazın deprem ve konut poliçeleri ile sigortalandığını, Bakanlar Kurulu’nun 10.11.2008 tarihli kararı ile S. İlçesinin tektonik krip nedeniyle afete maruz bölge ilan edildiğini, davalıların ödemede bulunmadığını ileri sürerek, 10.000 TL’nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı D.. K.. ve I. Sigorta AŞ. vekili, tektonik kripin deprem kapsamında bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davaya konu taşınmaz üzerindeki hasarların fay hattının sebebiyet verdiği aktif tektonizma ile meydana geldiği, fakat tam bir deprem niteliğinde olmadığı, teminat kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, zorunlu deprem ve konut sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu’nun 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, binalarda deprem sonucu meydana gelebilecek maddi zararların karşılanmasını teminen yaptırılacak zorunlu deprem sigortası ile sigorta şirketlerince teminat verilemeyen veya teminat verilmesinde güçlükler bulunan çeşitli afetler ve riskler sonucu meydana gelebilecek maddi ve bedeni zararların karşılanabilmesini teminen sunulacak sigorta ve reasürans teminatlarına ilişkin usul ve esasları belirlediği açıklanmış, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarının Sigortanın Kapsamı Başlıklı A.1/2 maddesinde ise “bu sigorta ile depremin doğrudan neden olduğu maddi zararlar ile deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, tsunami (dev dalga) veya yer kaymasının sigortalı binalarda neden olacağı hasarlar (temeller, ana duvarlar, bağımsız bölümleri ayıran ortak duvarlar, bahçe duvarları, istinat duvarları, tavan ve tabanlar, merdivenler, asansörler, sahanlıklar, koridorlar, çatılar, bacalar ve yapının benzer nitelikteki tamamlayıcı kısımlarında meydana gelenlerde dahil olmak üzere) sigorta bedeline kadar Doğal Afet Sigortaları Kurumu tarafından teminat altına alınmıştır” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, S. ilçesi tektonik krip nedeniyle afete maruz bölge ilan edilmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tektonik krip olayının deprem niteliğinde bulunmadığı belirtilmiştir. Oysa, bir kısım geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, bazı binalarda meydana gelen hasarlarla ilgili olarak hak sahiplerince B. Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Genel Müdürlüğü’ne başvuruda bulunulmuş, 17.7.2009 günlü yazı cevabında “t. k.”‘in düşük frekanslı bir deprem olduğu bildirilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece tektonik krip’in niteliği konusunda K.Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Genel Müdürlüğü’nün mütalaası temin edilerek, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile arasında çelişki bulunması nedeniyle, üniversitelerin jeoloji mühendisliği bölümlerinden seçilecek deprem-tektonik krip hareketleri konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak, rizikonun depremden ileri gelip gelmediği, zararın poliçe kapsamında bulunup bulunmadığı araştırılarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.