Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/2175 E. 2015/9402 K. 17.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2175
KARAR NO : 2015/9402
KARAR TARİHİ : 17.09.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/06/2013
NUMARASI : 2013/296-2013/198

Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/06/2013 gün ve 2013/296-2013/198 sayılı kararı onayan Daire’nin 18/11/2014 gün ve 2013/17927-2014/17847 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalının bir dönem ortağı ve çalışanı olan müvekkilinin, şirketin öz sermaye taban açığı bulunması nedeniyle SPK tarafından talep edilen ve kanunen şirket tarafından ödenmesi gereken bedeli kendi hesaplarından ödediğini, davalı faaliyetinin sona erdirildiğinin ve yetki belgesinin iptal edildiğinin öğrenildiğini, anılan bedelin istenmesine rağmen iade edilmediğini ileri sürerek, 88.000 TL’nin nemalarıyla birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkilinin ortağı olduğunu, her ortak gibi şirkete karşı taahhüdünü yerine getirdiğini, bir borç vermesinin veya iddia ettiği gibi şirket adına SPK’ya olan yükümlülüğünü yerine getirmesinin söz konusu olmadığını, daha sonra şirketteki hisselerini devir ederek ilişiğini kestiğini, 22.10.2008 tarihli imzalı beyanıyla da şirketten bir alacağının kalmadığını açıkladığını, kabul etmemekle birlikte olası alacağının çıkması halinde kendisine ait dönemle ilgili olarak yasal borçların ödendiğini, davacının payına düşen kısmı takas ve mahsup ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı şirketin aracı kurum faaliyetinde bulunduğu, davacının, bu şirketin ortağı olduğu ve sonradan hisselerini devir ederek ayrıldığı, Sermaye Piyasası Kanunu gereğince aracı kurumların sermayelerine ve sermaye yeterliliğine ilişkin esasları gösteren tebliğ çerçevesinde ve bu tebliğin 32. maddesi kapsamında aracı kurumların sermaye yeterliliği tabanının 8. maddede belirtilen yükümlüklerin altına düşmesi halinde, nakit blokaj veya teminat mektubu şeklinde alınacak teminatların sermaye yeterliliği tabanı yükümlülüğünün yerine getirilmesine kadar İMKB Takas ve Saklama Bankası’na tevdii edileceğinin hükme bağlandığı, davalı kayıtlarında öz sermaye açığı bakımından ticari defter kayıtları itibariyle yevmiye defterinde ve defter-i kebirde emanet nakdi ve benzeri hesaplar adı altında tanımlanan hesapta 47.000 TL tutarında ve davacının teminat alacaklısı olarak yer aldığı, yevmiye defterinde de SPK blokajlı 04.08.2008 tarihli Takasbank’ta asgari öz sermaye açıklaması olarak görülen bir kaydın bulunduğu ve şirket kayıtlarına bu bedelin yansıtıldığı, 22.10.2008 tarihli davacı imzasını taşıyan belge kapsamına göre davacının 240.000 TL’lik hisse payını devrettiği ve şirketten herhangi bir alacağının kalmadığı yönünde yazılı beyanının olduğu, 88.000 TL tutarında gönderilen paranın, 2499 sayılı Mülga Sermaye Piyasası Kanunu’nun 22. maddesinin 2. fıkrası ve 31. maddesi kapsamında çıkartılan 130 nolu tebliğ kapsamında gönderildiği, teminatların kurul
adına T.’a yatırılacağı ve 3. kişi tarafından tevdi edildiğinde bir temlikname ile teminata ilişkin hakların şirkete devredilmesi gerektiğinin düzenlendiği, davaya konu bedelin emanete alınan bir bedel olarak şirket kayıtlarına yansıtıldığı, bu konuda yönetim veya genel kurul kararı olmadığı, davacının ödediği bedel itibariyle 3. kişi durumunda olduğu, davacının bir hakkının kalmadığına ilişkin imzalı adi yazılı belgenin soyut bir temlikten ibaret bulunduğu, BK’nın 132. maddesi kapsamında bir ibra sözleşmesinden söz edilemeyeceği, davalı şirket imzasının yer almadığı, davalının mülkiyetine girmeyen bu bedel itibariyle Takasbank’taki miktarın niteliği itibariyle sermaye borcu kapsamında ödenen bir bedel olmadığı, bu tür bir ödemenin ortaklığa karşı bir borç olduğu, öz sermaye yeterliliğine ilişkin olarak yapılan bu ödeme bakımından davacının 3. kişi sıfatıyla teminat verme amacıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, davasında haklı olduğu gerekçesiyle 88.000.00 TL tutarındaki alacağın tahsiline dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 18.11.2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 57,60 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 17/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.