YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9531
KARAR NO : 2015/9693
KARAR TARİHİ : 30.09.2015
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/10/2014
NUMARASI : 2013/859-2014/646
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/10/2014 tarih ve 2013/859-2014/646 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin rızası dışında 3. kişilerce davalı bankadaki hesabından işlem yapıldığını, banka tarfaından bilgilendirilmediğini ve onayının alınmadığını, uğradığı zarardan gerekli güvenlik önlemlerini almayan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL alacağın zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili; müvekkilinin kusuru olmadığını, tüm güvenlik önlemlerini aldığını, davacının telefon ile bilgileri teyit edilerek havale işlemine onayının dahi alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının telefon aracılığıyla kendi hesabından O. S.ün hesabına 92.350,00 TL havale yapılması talimatını verdiği, havale yaparken annesinin kızlık soyadı da dahil olmak üzere bütün soruları doğru olarak yanıtladığı, bankanın kanal güvenliği personeli tarafından davacı geri aranarak nüfusa kayıtlı olduğu il ve ilçe, iş adresi, kredi kartı numarası gibi sorular sorulduğu ve doğru cevaplar alındığı ve işleme onayının istendiği, davacının da işlemleri onayladığı, dolayısıyla davacının kendi iradesi ile söz konusu havaleyi yaptığı sonuç ve kanaatine varıldığı, bankanın yapılan işlemde herhangi bir hatasının, kusur ve ihmalinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, telefon ve internet bankacılığı yoluyla davacıya ait banka hesabından bilgisi ve talimatı dışında üçüncü kişilerce yapılan havale işlemi nedeniyle uğranılan zararın gerekli güvenlik önlemlerini almayarak zararın doğmasına sebebiyet veren davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, havale talimatı sonrasında davalı banka tarafından müşteri sistemde kayıtlı telefon numarasından arandığı, bilgilerinin teyit edildiği, havale işlemine onayının alındığını, havalenin davacı tarafından gerçekleştirildiği, doğan zarardan davalı bankanın sorumlu olmadığı gerekçe göstererek davanın reddine karar vermiştir. Davacı vekili, havale alıcısı O. S. hakında devam eden ceza yargılaması olduğunu beyan etmiş, ceza dosyasının da delil olarak incelenmesini istemiş, mahkemece tensip zaptıyla söz konusu Eskişehir 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/314 e. 2013/346 k. sayılı dosyasının celbine karar verilmiş, dosya inceleme tutanağında da Yargıtayda bulunan dosyanın dönüşünün beklenmesi yönünde ara karar verilmiş, ancak söz konusu ceza dosyası dosya içerisine alınıp incelenmeden ve değerlendirilmeden dava karara bağlanmıştır. Eskişehir 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/314 e. 2013/346 k. sayılı mahkeme kararı incelendiğinde; sanık konumunda bulunan O. S.ifadesinde işbu davanın davacısı-ceza davasının katılanı O.. G..’e mal sattığını, karşılığında fatura kestiğini, Orhan’ın da fatura bedeli olan parayı havale ettiğini, suçlamaları kabul etmediğini söylemiş ise de, mahkemece yapılan yargılama sonunda savunmasını ispat edemeyen ve parayı aldığını ikrar eden sanık hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulmuş, hüküm Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nce 18/06/2015 tarihinde onanmıştır. Bu durumda havale alıcısı sanık O. S. hakkındaki ceza dosyasının celb edilerek incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye göre hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.