YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10072
KARAR NO : 2015/9564
KARAR TARİHİ : 28.09.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/11/2014
NUMARASI : 2014/404-2014/338
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/11/2014 tarih ve 2014/404-2014/338 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı Banka tarafından hiçbir hukuki ve fiili mesnedi olmaksızın Merkez Bankası kayıtlarına müvekkili firma adına, haksız ve mesnetsiz bir şekilde, 25.324,00 TL miktarlı, olumsuzluk kaydı düşürüldüğünü, iş bu olumsuzluk kaydının müvekkili firmanın ticari onur ve itibarını zedelediğini, tüm uyarılara karşın söz konusu haksız ve mesnetsiz şerhin kaldırılmadığını ileri sürerek müvekkili firmanın ticari şeref ve itibarının zedelenmesi sonucu oluşan zararın tazmini için 50.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren geçerli yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin, müvekkili Banka’ya başvurarak S. Y. adına şirket kredi kartı talebinde bulunduğunu, davacının talebi üzerine müvekkili Banka nezdinde yapılan araştırmada şirket hesabından adına kredi kartı üretilmesi talep edilen kişinin Şirket Şube müdürü olduğunun tespit edildiğini, müvekkili Banka’ca yapılan iş bu inceleme üzerine, davacının talebi gereği kredi kartı başvuru formunda talep edilen şekilde, davacı şirket hesabı altında S. Y.adına üretilerek iki adet kredi kartının 28.04.2008 tarihinde, başvuru formunda belirtilen şirket adresinde kartlardan birinin şirket yetkilisi A. Y.’a diğerinin ise şirket yetkilisi B.Y.’a olmak üzere teslim edildiğini, kredi kartının kullanıma açılması ile birlikte kart ile harcama işlemlerinin gerçekleştirildiği ve kullanıma açılma tarihinden itibaren her dönem şirket adına ekstrelendirilerek şirket adresine tebliğ edildiğini, kredi kartı ödemelerinin yapılmaması üzerine icra takibine geçildiğini, davacının itirazı üzerine takibin durduğunu, davacının ayrıca istemi olmadığı halde kredi kartı üretildiği iddiası ile suç duyurusunda bulunduğunu, kartın üretilmesinde müvekkili Banka’nın kusuru bulunmadığını, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; bankacılık teamül ve uygulamalarına göre tüzel kişi adına şirket yetkilisinin kredi kartı başvurusunda bulunabildiği, kredi sözleşmesinde, şirketi temsil ve yetkili kişilerin imzasının olması, söz konusu kredi sözleşmesinin BK hükümleri bakımından geçerli bir sözleşme olarak değerlendirilmesi sonucunu doğurduğu, şirket kredi kartı başvuru formu sözleşmesinde Y. Ltd. Şti. adına başvuru yapan kişinin S. Y. olarak yer aldığı, ayrıca Y.Ltd. Şti’nin kaşesinin ve 18.04.2008 tarihli kredi sözleşmesinin müteselsil kefili olarak şirketi temsil ve imzaya yetkili olan A. Y. ve B. Y.’un imzalarının bulunduğu, bu kişilerin kredi kartı başvuru formu sözleşmesini imzalaması ile birlikte davacı şirketi bağlayan işlemin gerçekleştiği, şirket yetkili temsilcilerinin, kartın üzerinde şirket tüzel kişiliğinin unvanı ile birlikte isminin yer almasını istediği kişiyi belirleyebileceği, somut olayda, kart üzerinde Y.Ltd. Şti’nin yanında S.Y.’un isminin yer almasının mümkün olduğu, bunun için S. Y.’un şirket yetkilisi olmasının gerekmediği, G. Bankası’nca alıcı S. Y.’a gönderilen ve içinde kredi kartının bulunduğu zarfın 28.04.2008 tarihinde B.Y.’a teslim edildiği ve teslimat detay bilgilerinde S. Y.’un firmanın M. Şubesi’nin müdürü olarak görev yaptığının belirtildiği, böylelikle davacı şirket tarafından, davalı Bankanın M.Şubesi’nce ticari kredi için müracaat sırasında yanlışlıkla imza atıldığı iddiasını ispat edemediği, şirket tüzel kişiliğine her ay düzenli olarak kredi kartı ve hesap ekstrelerinin gönderilmiş olduğu, davacı tarafın tacir olması sebebiyle tüm hesap ve kredi kartlarına ait bilgilerin interaktif bankacılık sisteminde kayıtlı olmasından dolayı kredi kartından ve ekstrelerden haberdar olmamasının hayatın olağan akışı içerisinde mümkün bulunmadığı, davalı Bankanın bankacılık usul ve esaslarına uygun olarak cari hesapta bakiye borç olarak görünen ve uzun süre ödenmeyen ve bu nedenle takibe düşen kredi borçlusunun kredi notu ve kodlamalarını sistemine işleyerek risk merkezine bildirimde bulunabileceği, risk işlem merkezine bildirimde bulunmakta bankanın zorunlu olduğu ve bu bildirim dolayısıyla davalı bankaya herhangi bir kusur izafe edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 28/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.