Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/10039 E. 2015/9530 K. 28.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10039
KARAR NO : 2015/9530
KARAR TARİHİ : 28.09.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/06/2014
NUMARASI : 2014/268-2014/268 D.İŞ

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/06/2014 tarih ve 2014/268-2014/268 D.İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati hacze itiraz eden (borçlu) ve ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati hacze itiraz eden borçlu; ihtiyati haciz isteyen alacaklının Beyoğlu 6. Noterliği aracılığıyla gönderdiği ihtarname, Genel Kredi Sözleşmesi ve ipotek belgeleri uyarınca ihtiyati haciz isteminde bulunduğunu, mahkemece gıyabında yapılan inceleme neticesinde talebin kabulüne karar verilerek 26.06.2014 tarihinde ihtiyati haciz kararı verildiğini, ibraz edilen genel kredi sözleşmesinde isim ve imzasının yer almadığını, sadece genel kredi sözleşmesinin borçlusu olan M.. B.. lehine taşınmazını ipotek ettiğini, bu ipotek dışında herhangi bir sorumluluğunun da bulunmadığını, bahsi geçen ipoteğin Büyükçekmece 1. Aile Mahkemesi’nin 22.05.2014 tarih 2013/68 esas 2014/567 karar sayılı ilamıyla fekkine karar verildiğini, ancak kararın kesinleşmediğini, kaldı ki alacağın ipotekle teminat altına alınması nedeniyle ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığını, müvekkilinin ipotek dışında kefaletinin bulunmadığını ileri sürerek aleyhine verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili, ipotek akit tablosunun 3. maddesi uyarınca borçlunun müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatına haiz olduğunu, ipoteğin geçersiz olması halinde bile kefaletin geçerli sayıldığını, ipoteğin asıl borçlunun borcunu teminat altına aldığını, kefilin borcunun teminatının bulunmaması nedeniyle müvekkilinin ilamsız takip yoluna başvurabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; ihtiyati hacze itiraz eden borçlunun borcunun genel kredi sözleşmesinden değil ipotekten kaynaklandığı, İİK hükümleri uyarınca ihtiyati hacze konu alacağın rehinle teminat altına alındığı, gerekçesiyle itirazın kabulüyle ihtiyati haciz kararının itiraz eden O.. K.. yönünden ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati hacze itiraz eden (borçlu) ve ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkemenin, gerekçeli kararı ihtiyati hacze itiraz eden borçluya 04.02.2015 tarihinde, ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekilinin temyiz dilekçesi ise 02.03.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, gerekçeli karar HUMK’nın 433’ncü maddesinde yazılı olan 10 günlük temyize cevap verme süresi geçirildikten sonra, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu tarafından 16.03.2015 tarihinde katılma yoluyla temyiz edilmiştir. HUMK’nın 432/4’ncü maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi,
01.06.1990 gün 3-4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay tarafından da bu konuda bir karar verilebileceğinden ihtiyati hacze itiraz eden borçlunun katılma yoluyla temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Dava, ihtiyati hacze itiraz istemine ilişkindir. İİK’nın 257/1. maddesi gereğince rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Dosya içerisindeki belgelerden ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekilinin talebinin üçüncü kişi M.. B.. ile alacaklı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşlesi ve bu krediye dayalı olarak ihtiyati hacze itiraz eden borçlu tarafından üçüncü kişi M.. B.. yararına ve kredi borcunun teminatı olarak düzenlenen ipotek akit tablosuna dayandığı anlaşılmaktadır. Söz konusu ipotek akit tablosunun üçüncü bendinde “İpotek veren/ler, ipotek kapsamında kullandırılan kredilerden kaynaklanan borçlarının alacaklı Banka’ya geri ödenmemesinden, müteselsilen sorumlu olduklarını….kabul ettiğini/ettiklerini beyan ve taahhüt eder/ederler.” şeklinde bir hüküm yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca aynı zamanda ipotek maliki olan ihtiyati hacze itiraz eden borçlu üçüncü kişi ile banka arasında imzalanan kredi sözleşmesi nedeniyle doğmuş borçlardan borçlu ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu kabul ve taahhüt etmiş bulunmaktadır. Alacaklı banka tarafından kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilmesi sonucunda borcun muaccel hale geldiğinin de sabit olması karşısında ihtiyati haciz isteyen banka lehine ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmiş bulunduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde ihtiyati haciz kararırının kaldırılmasına karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Kabule göre de; asıl borçlu M.. B.. ile alacaklı banka arasında imzalanın genel kredi sözleşmesi nedeniyle düzenlenen ipoteğin asıl borçlunun borçlarının teminatı olarak verildiği, söz konusu ipoteğin ipotek akit tablosu uyarınca müteselsil borçlu olduğu anlaşılan ipotek malikinin borçlarını rehinle teminat altına almadığı anlaşılmakla mahkemece bu hususta yanılgıya düşülüp yazılı gerekçeyle ihtiyati hacze itirazın kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihtiyati hacze itiraz eden borçlunun katılma yoluyla temyiz isteminin süre yönünden reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün ihtiyati haciz isteyen alacaklı yararına BOZULMASINA, alınmadığı anlaşılan 108.00 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden borçludan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden alacaklıya iadesine, 28/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.