Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/9828 E. 2015/9525 K. 28.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9828
KARAR NO : 2015/9525
KARAR TARİHİ : 28.09.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/05/2014
NUMARASI : 2011/831-2014/290

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/05/2014 tarih ve 2011/831-2014/290 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı- karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili; müvekkilinin I. Mah. S. Sok. No:.. Ü.adresinde bulunan dava dışı M.. O..’dan davalı-karşı davacı tarafından kiralanan işyerini 23.08.2011 tarihli sözleşmeyle davalı-karşı davacıdan devraldığını, devir bedeli olarak davalı-karşı davacıya 20.000,00 TL ödendiğini, ancak devralınan işyeri sahibi tarafından müsaade edilmemesi nedeniyle müvekkilince yasal izinlerin alınıp çalışılamadığını, bu nedenle devir sözleşmesinin feshedildiğini, davalı-karşı davacının devir sözleşmesi uyarınca almış olduğu bedel nedeniyle sebepsiz zenginleştiğini, ileri sürerek davalı-karşı davacının devir bedeli olarak aldığı ve fesih nedeniyle sebepsiz zenginleştiği 20.000,00 TL’nin davalı-karşı davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili; müvekkilinin, devredilen, asıl malik M.. O.. ile yaptığı 20.06.2010 başlangıç tarihli kira kontratıyla kiraladığını, kira kontratının 12. maddesi uyarınca müvekkiline işyerini alt kiracıya devretme hakkının tanındığını, müvekkilinin bu hakka dayanarak davacı-karşı davalıya devir yaptığını, davacı-karşı davalının işyerini fiilen devralıp kullanmaya başladığını, müvekkilince devir sonrasında alt kiracı ile kira sözleşmesi yapılmak istenmesine karşın davacı-karşı davalının kira sözleşmesi yapmaya yanaşmadığını, sonrasında asıl malikinin kira sözleşmesine yanaşmadığından bahisle devir sözleşmesini feshettiğini, devir tarihinden itibaren işyeri kira bedellerinin davacı-karşı davalı tarafından ödenmesi gerektiği halde müvekkilince ödendiğini ileri sürerek haksız ve kötü niyetli feshin tespitiyle 1.230,00 TL devir sonrası ödenen kira bedeli tutarı, devir bedelinin % 40’ından aşağı olmayacak şekilde haksız fesih tazminatı ve uğranılan manevi zarara binaen 10.000,00 TL manevi tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline bu bedelin davacı-karşı davalıdan alınan 20.000,00 TL’den mahsubuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; taraflar arasından yapılan 23.08.2011 tarihli devir sözleşmesinde “kira kontratları yeni yapılacak S.. Ş..” şeklinde bir ibarenin yer aldığı, bu ibare uyarınca davalı karşı davacının devralana mal sahibi ile devralan arasında kira sözleşmesi yapılması hususunda bir edimin taahhüdü altına girdiği, ancak davalı-karşı davacının bu edimini yerine getiremediği, bu nedenle davacı karşı davalı tarafından iş yerinde faaliyete başlanılamadığı, sonrasında işyeri malikinin talebi uyarınca kira sözleşmesinin sonlandırılarak tahliyenin gerçekleştirildiği, teslim yükümlülüğünün bu aşama sonrasında imkansız hale geldiği, davacı- karşı davalı tarafından devir sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayandırıldığı, gerekçesiyle asıl davanın kabulüyle 20.000,00 TL’nin davalı karşı davacıdan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava; işletme devri nedeniyle ödenen paranın devir sözleşmesinin haklı nedenle feshi nedeniyle ve sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesi, karşı dava; işletme devrinin haksız feshi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemlerine ilişkindir.
Mahkemece taraflar arasında akdedilen işletme devri sözleşmesinde yer alan “kira kontratları yeni yapılacak S.. Ş..” şeklindeki ibare davalı-karşı davacının devralan ile asıl malik arasında kira konrtratı yapılmasını garanti ettiği şeklinde yorumlanmış ve bu yorum uyarınca taahhüdün yerine getirilmediği gerekçesiyle feshin haklı sebebe dayandığı sonucuna varılmıştır. Ancak; dosya içerisinde yer alan davalı-karşı davacı ile malik M.. O.. arasında akdedilen kira sözleşmesinin 12. bendinde kiralayan konumundaki davalı-karşı davacıya kiralanan işyerini alt kiracıya devretme ve alt kiracıyla kira kontratı, yapma hususunda yetki verildiği anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacı tarafından bu yetkiye istinaden yeni bir kira kontratı hazırlanmış, davacı-karşı davalı tarafından bu kontrat imzalanmıştır. Mahkemece dinlenen tanıklar; devralınan işletmenin iki ay boyunca davacı-karşı davalı tarafından işletildiğini, bu süre içinde kira bedellerinin davacı-karşı davalı tarafından ödendiğini beyan etmişlerdir. Gerçekleşen bu olaylar karşısında devir sözleşmesinde yer alan ve mahkemece hükme dayanak yapılan ibarelerin malik ile devralan arasında kira kontratı yapılması hususunun garanti edildiği şeklinde yorumlanması olanaksızdır. Bu ibareyle kastedilen; malik ile devreden arasında yapılan kira sözleşmesinde verilen yetkiye dayanarak devreden ve devralan arasında yeni bir kira kontratı yapılması taahhüdüdür. HMK’nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Davacı-karşı davalı vekilince sunulan belgelerden feshin haklı sebeplere dayandığı iddiasının ispatlanamadığı ve HMK’nın 190. maddesi uyarınca asıl davada ispat yükünün davacı-karşı davalıda bulunduğu gözetilerek işin esasının incelenip sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.