Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2014/22310 E. 2015/18158 K. 24.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/22310
KARAR NO : 2015/18158
KARAR TARİHİ : 24.11.2015

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre katılan kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Anayasa Mahkemesi’nin 13/10/2012 tarih, 28440 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; Yüksek Mahkemece “mülkiyet hakkı ihlali” iddiasının kabul edilmediği, ancak, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan “belirlilik ilkesi” ne göre, kişilerin maliki bulundukları taşınmazların korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliğiyle tescilli olduğunu ya da sit alanı içerisinde kaldığını öğrenmeleri gerektiği hususunun vurgulandığı, iptal hükmündeki gerekçeler doğrultusunda, 2863 sayılı Kanunun “tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinin 6498 sayılı Kanun ile değiştirildiği, buna göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilmesi; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulması gerektiği; belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılacağı; ilan edilmese dahi muhattapların ilgili taşınmazın sit alanında kaldığını bildiklerinin anlaşılması halinde, izinsiz yapılan uygulamalardan sorumlu olacakları, keza 6498 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin amacının, sit alanı tesciline ilişkin kararların, muhahattapları tarafından öğrenilmesini sağlamaya yönelik olduğu;
Bu bilgiler ışığında; sanığın … Koruma Kurulu’nun 19/05/1998 tarih, 3148 sayılı kararı ile 1. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen … ilçesi, …yaylasında yer alan arazi üzerinde, hediyelik eşya satmak için 6.50 x 6.30 metre ebatlarında, 2.30 cm yüksekliğinde, ahşap malzemeden bir yapı inşa ettiğinin tespit edildiği, bölgenin doğal sit alanı olarak tesciline ilişin ilgili Koruma Kurulu kararının sanığa tebliğ edilmediği görülmekle birlikte, somut olayda, 6498 sayılı kanun ile yapılan değişikliklerde dikkate alındığında, böyle bir zorunluluğun bulunmadığı, kaldı ki, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin doğal sit alanında kaldığına ilişkin ilgili koruma kurulu kararlarının 1998 ve 2009 yıllarında mahallinde usulüne uygun olarak ilan edildiği, dinlenen mahalli bilirkişi beyanları dikkate alındığında, bölgenin bu vasfının çevrede yaşayan şahıslar tarafından bilindiği, dava konusu taşınmazın hazine adına tespit görmesi hususu da gözetildiğinde, sanığın eyleminin hukuka uygun bir zeminde gerçekleşmediği, bu kapsamda, bölgenin doğal sit alanı vasfında olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, mahallinde yapılan keşifte görevlendirilen inşaat mühendisi bilirkişisi raporunda, dava konusu yapının esaslı temelinin bulunmadığı, bu nedenle sabit ve kalıcı nitelikte olmadığı belirtilmiş ise de, müdahaleye ilişkin dosyada bulunan resimler incelendiğinde, sanığın kastının, dava konusu yerde süreklilik arz edecek şekilde bir yapı oluşturma ve kullanmaya matuf olup, eyleminin birinci derece doğal sit alanının silüetini bozduğu, bu kapsamda yüklenen fiili işlediğinin tüm dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu gözetilmeksizin, 6498 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler gereğince ilgili tescil kararının sanığa tebliğ edilmediği, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı şeklindeki gerekçeye dayalı olarak ve eksik araştırma sonucu sanığın beraatine ilişkin yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak, BOZULMASINA, 24/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.