YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12478
KARAR NO : 2015/9635
KARAR TARİHİ : 29.09.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/04/2014
NUMARASI : 2011/20-2014/92
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/04/2014 tarih ve 2011/20-2014/92 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı Y. Uluslararası Taşımacılık Lojistik Turizm Sanayi Ticaret A.Ş. dışındaki davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 29/09/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. T.. K.. ile davalılardan İkibinelli Ü. İş Merkezleri İnşaat Turizm ve Sanayi Ticaret Anonim Şirketi, H.. A.. vekilleri Av. Ö. A., Av. Y. B. ve O. Arazi Yönetim ve Ticaret Anonim Şirketi vekilleri Av. B.. B.., Av. M.P. ve F. A. vekili Av. İ. D. A. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalılardan H.. A..’ın inşa etmeyi düşündüğü kompleksin mimari projesinin hazırlanması konusunda diğer davalı N.. T.. ile anlaştığını, bu anlaşmaya göre davalı N.. T..’nun bir mimari proje hazırladığını, daha sonra aynı yer ile ilgili davalı H.. A..’ın müvekkili gerçek kişiden yeni bir proje hazırlamasını istediğini, müvekkilinin de ileride sorun olmaması için öncelikle davalı N.. T..’nun muvafakatını alarak bir mimari proje hazırladığını, bu projenin beğenilmesi üzerine müvekkili şirket ile davalılardan H.. A.. arasında 2 ayrı sözleşme akdedildiğini, hazırlanan bu projenin belediye sunulduğunu ve ruhsat alındığını, daha sonra projeye dayalı olarak inşaatın başladığını ancak ekonomik kriz nedeniyle inşaatın durdurulduğunu, 2005 yılında davalılardan H.. A..’ın bu kompleks ile ilgili olarak T. grubu ile anlaştığını ve davalı 2050 T. Şirketi’nin kurulduğunu, devamında davalılardan N. T.’nun müvekkiline ait mimari proje üzerinde izin almaksızın değişiklikler yaptığını, bu şekilde oluşturulan projenin belediyeye sunularak onay alındığını, bu eylem nedeniyle davalı Nuran hakkında ceza davası açıldığını ve mahkumiyetine karar verildiğini, davalı H.. A..’ın aynı zamanda diğer davalı İkibinelli Ü. Şirketi’nin yönetim kurulu başkanı olduğunu ve üzerinde değişiklik yapılan projeyi belediyeye sunan kişi olduğunu, söz konusu projenin daha sonra 2050 T. Şirketi’ne satıldığını, davalılardan N.. T.. ile sözleşmeyi de bu şirketin imzaladığını, dolayısıyla tüm davalıların söz konusu eylemlerden sorumlu bulunduklarını ileri sürerek, FSEK’in 68. maddesi uyarınca 500.000 TL maddi tazminatın 05.06.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, bu talebin kabul edilmemesi durumunda FSEK’in 70/2-3. maddeleri gereğince aynı miktarın hüküm altına alınmasına, ayrıca 50.000 TL manevi tazminatın da tahsiline tecavüzün ref’ine, eser üzerinde yapılan değişikliklerin ortadan kaldırılmasına ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar H.. A.. ve İ.. A… vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, projenin onayından sonra inşaat ruhsatının sahibinin müvekkilleri olmadığını, dolayısıyla müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, alınan inşaat ruhsatının hiçbir zaman kullanılmadığını ve projenin hayata geçirilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı N.. T.. vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, ceza mahkemesince verilen mahkumiyet kararının itiraz üzerine kaldırıldığını, ceza mahkemesinde eksik inceleme yapıldığını, projenin uygulamaya konulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı 2050 T. İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin söz konusu projeyle bir ilgisinin bulunmadığını, dolayısıyla müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı F.. A.., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davalılarca zamanaşımı definde bulunulmuş ise de gerek davaya konu eylemin aynı zamanda suç teşkil etmesi nedeniyle uyuşmazlığa ceza zamanaşımının uygulanacak olması ve gerekse FSEK’in 68. maddesine dayalı olarak açılan işbu davanın 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunması karşısında davalıların zamanaşımı definin yerinde görülmediği, davalı H.. A..’ın inşa etmeyi düşündüğü kompleks ile ilgili olarak 1998 yılında davalı N.. T..’nun bir mimari proje hazırladığı, davalı H.. A..’ın talebi üzerine aynı yıl içinde aynı kompleks ile ilgili bu defa davacı Y. Ö. tarafından bir proje hazırlandığı, FSEK’in 18. maddesi uyarınca bu projenin mali haklarını kullanma yetkisinin davacı şirkete ait bulunduğu, davacı tarafa ait bu projenin, davalı N.. T.. tarafından diğer davalıların istekleri doğrultusunda değiştirildiği, tüm davalılarca iktibas edilen bu projenin izinsiz şekilde kullanıldığı, davacı gerçek kişi tarafından hazırlanan mimari projeyi değiştiren davalı N.. T..’nun yanında bu projeyi talep ve sipariş eden, yaptıran İ. Ü. Şirketi’nin ve şirket sahibi H.. A..’ın, yine bu projeyi kullanan, belediyeye ibraz eden davalılar 2050 T. Şirketi ile bu şirketin müdürü olarak hareket eden ve davalılardan N.. T.. ile mimari projedeki değişiklikler için sözleşme imzalayan davalı F. A.’nın da eylemden sorumlu oldukları, yargılama sırasında davalı 2050 T.Şirketi’nin tam bölünmesi ile kurulan O. Arazi Yönetim ve Ticaret A.Ş. ile Yaygın Uluslararası Taşımacılık Lojistik Turizm Sanayi Ticaret A.Ş’nin bölünen davalı şirketin borçlarından sorumlu olmaları nedeniyle kendilerine husumet yöneltilebileceği, davaya konu mimari projenin gerçek kişi davacı Y. Ö.’e ait olmakla birlikte FSEK’in 18/2 maddesi gereğince mali hakları kullanma yetkisinin davacı şirkette bulunduğu, bu durumda eser sahibi gerçek kişinin manevi tazminat, diğer davacının ise maddi tazminat isteyebileceği, projenin izinsiz kullanımı nedeniyle talep edilebilecek rayiç bedelin 174.797 TL olduğu, FSEK’in 68/1 maddesi gereğince rayiç bedelin 2 katı oranında bir telif tazminatına hükmolunmasının hakkaniyete uygun görüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 349.594,00 TL telif tazminatının ve 25.000 TL manevi tazminatın 05.06.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, telif tazminatının davacı şirkete, manevi tazminatın ise davacı gerçek kişiye verilmesine, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı Y. Uluslararası Taşımacılık Lojistik Turizm Sanayi Ticaret A.Ş. dışındaki davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı tarafa ait mimari proje üzerinde davalılar tarafından izinsiz olarak değişiklik yapıldığı iddiasıyla maddi ve manevi tazminatın tahsili ile tecavüzün refi istemlerine ilişkindir.
Anayasa’nın 36, 1086 sayılı HUMK’nın 73 ve 6100 sayılı HMK’nın 27. maddelerinde taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden yani hukuki dinlenilme hakkı yerine getirilmeden karar verilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu husus yargılamaya hakim olan ilkelerden olup, mahkemece buna uyulması gerekmektedir. Tarafların açıklanan haklarını kullanabilmeleri ancak 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve ilgili Yönetmelikte açıklanan usule uygun kendilerine tebligat yapılması ile sağlanabilir. Ayrıca, HGK’nın 16.04.2014 tarihli, 2013/1027 E., 2014/528 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere sadece davanın açılması aşamasında değil, yargılamanın diğer aşamalarında da tarafların yargılamadan haberdar edilmelerinin, diğer bir deyişle taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesi, davalılardan F. A.’nın adres kayıt sisteminde kayıtlı olduğu adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 6099 sayılı Kanun ile değişik 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş, yargılama sırasında çıkarılan bir kısım tebligatlar, davalının söz konusu adreste oturmaması nedeniyle iade olunmuş ve sözlü yargılama gününün tebliğine ilişkin tebligat ise aynı adrese 7201 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir. Oysa, 6099 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Kanunun 35. maddesinin ikinci fıkrasında, adresini değiştiren kimsenin yenisini bildirmemesi ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin de tespit edilemediği hallerde bu madde uyarınca tebliğ yapılacağı düzenlenmiş olup artık adres kayıt sisteminde yazılı adresi bulunanlara, 7201 sayılı Kanunun 35. maddesine göre tebligat yapılması mümkün değildir. Bu durumda, dava dilekçesi usulünce tebliğ olunmasına rağmen yargılama sırasındaki diğer tebligatların ve özellikle sözlü yargılama gününün davalı F. A.’ya 7201 sayılı Kanun hükümlerine uygun biçimde tebliğ edilmemesi ve bu suretle anılan davalının savunma hakkının kısıtlanması doğru görülmediğinden hükmün bu yönden davalı F.A.yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, diğer mümeyyiz davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı F. A.vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı F. A. yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer mümeyyiz davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalı F. A.’ya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 29/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.