Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/8907 E. 2015/9539 K. 28.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8907
KARAR NO : 2015/9539
KARAR TARİHİ : 28.09.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL(KAPATILAN) 42. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/05/2013
NUMARASI : 2011/209-2013/125

Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 42. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/05/2013 tarih ve 2011/209-2013/125 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, bir müşterinin formlarındaki imzanın farklı olduğu gerekçesiyle taraflar arasında imzalanmış acentelik sözleşmesini feshettiğini, ancak anılan poliçenin müvekkili tarafından değil davalının call center personeli tarafından düzenlendiğini, bu itibarla feshin haksız olduğunu, davalıya yeni müşteriler kazandıran müvekkilinin denkleştirme tazminatına hak kazandığını, TTK’ya göre 3 aylık fesih ihbar süresinin bulunduğunu, bu süreye uyulmadığını, müvekkilinin portföyünün diğer acentelere kaydırıldığını, haksız ithamla sona eren sözleşme nedeniyle manevi zararın doğduğunu ileri sürerek 18.000 TL denkleştirme tazminatı, 20.000 TL haksız fesih nedeniyle müvekkilinin çalışamadığı dönem için tazminat, 5.000 TL komisyon bedeli, 10.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 53.000 TL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı defiinde bulunduklarını, müşteri A. Ö.’e ait sahte imzalı başvuru ve bilgilendirme formlarının davacı tarafından müvekkiline iletilmesinden sonra Aile Koruma Planı Sigorta Poliçesinin düzenlendiğini, müşterinin kredi kartından aylık olarak prim tahsilatının yapıldığını farketmesi üzerine şikayet dilekçesinde “poliçenin kendisine sorulmadan düzenlendiğini” belirtip iptal ve prim iadesi istediğini, ardından acente hakkındaki şikayetini çektiğinden bahisle dilekçe vermişse de son olarak aslında davacıya acıdığı için ve ısrarlı ricasıyla bu dilekçeyi verdiğini belirttiğini, grafolojik inceleme sonucunda formlardaki imzanın müşteriye ait olmadığının tespit edildiğini, acentenin davacı adına sahte imzalar attığının sabit olduğunu, bu eylemin müvekkiline yönelik güveni sarsacağını, istenen kalemlerdeki tazminatlara hak kazanılamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, düzenlenen hayat sigortalarındaki imzaların A. Ö.’e ait olmadığı, davacının sigorta poliçesinin kendisi tarafından düzenlenmediği iddiasını kanıtlayamadığı, davalı sigorta şirketinin davacı ile arasındaki acentecilik sözleşmesinin feshine davacının kusurlu davranışlarının sebebiyet verdiği, feshin haklı olduğu, davacının herhangi bir tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.