YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13955
KARAR NO : 2015/9629
KARAR TARİHİ : 29.09.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) 49. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/06/2014
NUMARASI : 2011/515-2014/169
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 49. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.06.2014 tarih ve 2011/515-2014/169 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı-karşı davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 29.09.2015 günü hazır bulunan davalı-karşı davacılar vekili Av. İ.. Z.. ile davacı-karşı davalı vekili Av. B. S. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, hissedar olduğu B. G. Maden Enerji Kömür Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ndeki paylarını (%30) ve şirket uhdesindeki arama ruhsalarını davalılara devrettiğini, sözleşmede devir bedelinin rezerv miktarına göre belirlenmesinin kararlaştırıldığını, davalıların devirlere karşılık 4.048.000 USD ödediklerini, ancak daha sonra gönderdikleri ihtarname ile sözleşme konusu sahaların ekonomik olarak işletilemeyeceği gerekçesi ile ödemelerin iadesi ile şirket hisselerinin geri alınmasını talep ettiklerini, bu talebin kabul edilmediğini, sözleşmenin halen geçerli olduğunu, devredilen maden alanlarında 25-26 milyon ton civarında rezerv olduğunu, davalıların bakiye alacağı ödemeden imtina ettiklerini ileri sürerek 50.000 USD’nin faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 28/04/2014 tarihli ıslah dilekçesiyle talep 2.642.406 USD’ye çıkarılmıştır.
Davalılar vekili, taraflar arasında hisse ve maden ruhsat devrine ilişkin sözleşme bulunduğunu, protokolün 3.5. maddesine göre sahaların ekonomik olarak işletilemeyeceğine karar verildiğinden sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığını, bu nedenle sözleşme uyarınca yapılan ödemelerin iadesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiş, davalı şirketler vekili karşı davasında da yapılan ödemelerin iadesinin gerektiğini ileri sürerek 50.000 USD’nin karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile karşı davada talep edilen tutarı 2.245.989,60 TL’ye yükseltmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 20/02/2008 tarihli sözleşme, 21/04/2008 ve 22/12/2008 tarihli ek protokoller ve Ankara 47. Noterliği’nin 24/04/2008 tarihli 12085 yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi bulunduğu, davacı tarafından yapılan hisse devrinin devrin yapıldığı tarihte yürürlükte olan TTK’nın 520. maddesine uygun bulunması nedeniyle geçersizliğe yönelik itirazın yerinde bulunmadığı, 20/02/2008 tarihli sözleşme uyarınca da devir bedelinin madenlerin rezerv miktarına göre belirleneceği, noter onaylı hisse devrinin gerçekleştiği 24/04/2008 tarihinde henüz reverv tespiti yapılmadığından 24/04/2008 tarihli hisse devrinde yazılı 300.000 TL bedelin rezerv bedeline göre tespit edildiğinin kabul edilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşme gereğince, sözleşme anında toplam rezerv bilinmediğinden tarafları bağlayıcı olmamak üzere geçici bir kabulle 21 milyon ton olduğunun varsayıldığı ve buna göre devir bedelinin 10.500.000 USD olarak tespit edildiği, sözleşmenin 3.5. maddesinde de, alıcılara rezerv miktarına göre dönme hakkı tanındığı ve bu konuda kıstasın, “alıcıların kendi ölçülerine göre ekonomik olarak işletilemeyeceğine karar vermesi” şeklinde ortaya konulduğu, ancak bu madde gereğince alıcılara tanınan kendi ölçülerine göre ekonomik olarak işletilemeyeceğine karar verme konusundaki takdir hakkının sonsuz olmadığı, zira sözleşme, rezervin 21 milyon ton olduğu varsayımı ile kurulduğuna göre, rezervin bu miktar veya üzerinde tespiti halinde bu kuralının devreye girmesinin mümkün olmadığı, bu nedenlerle ve toplam rezervin de 25.712.044 ton olarak tespit edildiği dikkate alınarak alıcıların belirtilen hüküm gereğince dönme hakkının bulunmadığı, ödenen miktar düşüldüğünde davacının hissesine tekabül eden miktadır 2.411.547,97 USD olduğu, gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 2.411.547,97 USD’nin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, hükmedilen tutarın 50.000,00 USD’lik kısmına dava tarihi olan 07/10/2009, 2.361.547,97 USD’lik kısmına ise ıslah tarihi olan 28/04/2014’den itibaren Devlet Bankaları’nın (1) yıl vadeli aynı cins dövize uyguladığı en yüksek mevduat faizi uygulanmasına, fazla talebin reddine, karşı dava yönünden ise, tespit olunan rezerv miktarına göre davalı-karşı davacıların sözleşmeden dönme hakkının oluşmadığı gerekçesiyle karşı davanın davalı Y.. Ö.. yönünden reddine, karşı davalılar M.Serdar Baştürk ve Muzaffer Özcan hakkında açılan davanın da açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı davalı-karşı davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve sözleşmeden dönme koşullarının gerçekleşmemiş olmasına göre, davalı karşı davacılar vekilinin karşı davaya yönelik tüm, asıl davaya yönelik aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, üzerine maden ruhsatı bulunan limited şirketin hisse devrinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Taraflar arasında, 20/02/2008 tarihli sözleşme, 21/04/2008 ve 22/12/2008 tarihli ek protokoller ve Ankara 47. Noterliği’nin 24/04/2008 tarihli 12085 yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi yapılmıştır. Taraflar arasındaki hisse devri noterde yapılan 24/04/2008 tarihli sözleşme ile gerçekleşmiş, devir bedeli ile ilgili ayrıntılar ise taraflar arasında yapılan ve yukarıda tarihleri gösterilen gösterilen sözleşme ve protokollerde düzenlenmiştir.
20/02/2008 tarihli sözleşmede devir bedelinin hesaplanmasına ilişkin hükümler konulmuştur. Sözleşmenin 3.1. maddesine göre devir bedeli maden arama ruhsatlarına konu sahalardaki toplam rezerv miktarına göre belirlenecektir. Toplam rezervin 21 milyon ton olduğu kabul edilerek toplam devir bedeli 10.500.000 USD olarak belirlenmiştir. Yine sözleşmenin 3.5. maddesinde, yapılacak sondajlar sonucu toplam rezerv miktarının 21 milyon tondan fazla olduğunun tespiti halinde fazla kısım için orantı kurularak ilave ödeme yapılacağı, 21 milyon tondan az olması halinde de orantı kurularak devir bedeli bakiyesinden indirim yapılacağı belirlenmiştir. Bu hükümlere göre devir bedelinin rezervin 21 milyon ton olması halinde 10.500.000 USD olacağı, rezervin eksik veya fazla çıkması halinde oranlama yapılacağı kararlaştırılmıştır.
Mahkemece, bu hükümlere göre toplam rezerv miktarının belirlenmesine ve bu sayede devir bedelinin belirlenmesine yönelik olarak üç bilirkişi kurulundan rapor alınmıştır. Her üç rapor da toplam rezerv miktarı farklı bulunduğundan devir bedeli de farklı bulunmuştur. Esasen üç rapor da dosyada bulunan aynı bilgi ve belgere göre hesap yapmış olmasına rağmen ulaşılan sonuçlar farklı olmuştur.
İlk bilirkişi kurulu raporunun sonradan alınan iki bilirkişi kurulu raporundaki toplam rezerv miktarından düşük miktarda rezerv bulmasının ana nedeni, sonraki bilirkişi raporlarında hesaba dahil edilen ancak 1. bilirkişi kurulu raporunda hesaba alınmayan 4 adet sondajdır. Bunun yanında 1. bilirkişi kurulu raporunun sonraki iki rapordan farklılık arzetmesinin diğer nedenleri de, sondaj alanlarının büyüklüğünün farklı hesap edilmesi, toplam işletilebilir kömür kalınlıklarının farklı bulunması ve madenin özgül ağırlığının 3. bilirkişi raporundan farklı olarak 1,3 ton/m3 üzerinden hesap edilmesidir.
İkinci bilirkişi kurulu raporunda ilk bilirkişi kurulu raporunda hesaba katılmayan 4 sondaj alanı da hesaba dahil edilmiş ve bunun bilimsel gerekçesi raporda belirtilmiş ise de, 1. bilirkişi kurulu raporundan farklı olarak rezerv hesaplamalarına esas poligon alanı büyüklüğünün bulunmasının ve kömür kalınlığının farklı olmasının nedeni bilimsel olarak açıklanmamıştır.
Son bilirkişi kurulu raporunda belirlenen toplam rezervin ikinci bilirkişi kurulunun belirlediği toplam rezervden fazla olmasının nedeni, bu raporda esas alınan rezerv hesaplamalarına esas poligon alanlarının 2. bilirkişi kurulu raporundaki alanlardan fazla bulunması ve özgül ağırlığın 2. bilirkişi kurulu raporunda 1,30 ton/m3 gösterilmesine rağmen 3. bilirkişi kurulu raporunda 1,40 ton/m3 olarak gösterilmesinden kaynaklanmaktadır. Yine bu raporda da neden rezerv hesaplamalarına esas poligon alanlarının farklılık gösterdiği açıklanmadığı gibi, özgül ağırlığın neden 1,40 ton/m3 olarak kabul edildiği de yeterince tartışılmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulundan tarafların itirazlarını ve yukarıda ifade edilen çelişkileri karşılayacak, özellikle rezerv hesaplamalarına esas poligon alan farklılıklarının neden kaynaklandığı ve özgül ağırlığın bilimsel verilere göre ne olduğunu denetime elverişli bir şekilde açıklayan bir rapor alınarak, sonucuna göre toplam rezerv miktarının belirlenmesi ve buna göre devir bedelinin belirlenmesi gerekirken denetime imkan vermeyen bilirkişi raporuna göre eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış hükmün bu nedenle davalı şirketler yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı şirketler vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz taraf yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı-karşı davalı Y.. Ö..’dan alınıp mümeyyiz davalı-karşı davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.