Danıştay Kararı 10. Daire 2020/6867 E. 2021/3629 K. 24.06.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/6867 E.  ,  2021/3629 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/6867
Karar No : 2021/3629

YARGILAMANIN YENİLENMESİNİ
İSTEYEN (DAVACILAR) : … Mirasçıları;
1- … 2- … 3- … 4- …
5- …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / …
VEKİLİ : …
İSTEMİN_ÖZETİ : Davacılar tarafından, murisleri … ‘nın Türk vatandaşlığını kaybettiğine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali istemiyle İçişleri Bakanlığı’na karşı açılan dava sonucunda Danıştay Onikinci Dairesince davanın reddi yolunda verilen 02/07/1981 tarih ve E:1979/4548, K:1981/1579 sayılı kararın, yargılamanın yenilenmesi yolu ile kaldırılarak yeniden inceleme yapılmak suretiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACILARIN_İDDİALARI : Davacılar vekili tarafından, müvekkillerinin murisi olan … 20/01/1978 tarihinde Türk vatandaşı olarak vefat ettiği, vefatından sonra Bakanlar Kurulu’nun 19/09/1979 tarih ve 1552 sayılı kararıyla Türk vatandaşlığının kaybettirildiği, bu kararın iptali için vefat tarihinden sonra 1979 yılında murisleri adına Danıştay Onikinci Dairesinde dava açıldığı ve bu şekilde davaya devam edilerek sonuçlandırıldığı, ancak bir kişinin davacı olabilmesi için sağ olması gerektiği, yalnızca öleni ilgilendiren davalarda ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca dilekçenin iptal edilmesi gerektiğinin kurala bağlandığı, ayrıca ölüm ile vekalet ilişkisi sona erdiği halde … vekili tarafından hükümsüz vekaletname ile davanın yürütüldüğü belirtilerek, 2577 sayılı Kanun’un 53. maddesi, 2. fıkrası, (a) bendi uyarınca yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilerek Danıştay Onikinci Dairesinin 02/07/1981 tarih ve E:1979/4548, K:1981/1579 sayılı kararı kaldırılarak yeniden inceleme yapılmak suretiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

SAVUNMANIN_ÖZETİ : Davalı idare tarafından, Mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 39. maddesi uyarınca Bakanlıklarına verilen yetkiye dayanılarak … isimli kişiye yönelik yapılan vatandaşlık incelemesi sonucunda, söz konusu kişinin Lozan Antlaşması hükümleri uyarınca Türkiye lehine kullandığı seçme hakkını verilen süre içinde teyit etmediğinden, 04/07/1938 tarihli Protokol gereğince Türk vatandaşlığını kaybettiğinin anlaşıldığı, bu sebeple Bakanlar Kurulu’nun 19/09/1979 tarih ve 1552 sayılı kararına dayanılarak kaydının silindiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın ise yargılamanın yenilenmesi istemine konu Danıştay Onikinci Dairesi kararıyla reddedildiği, dava dilekçesinde her ne kadar … ‘nın ölümünden yaklaşık 1,5 yıl sonra 19/09/1979 tarih ve 1552 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaşlıktan çıkarıldığı ileri sürülmüş ise de, yargılamanın yenilenmesi istenen karardaki davaya konu idari işlemin vatandaşlıktan çıkarılmaya ilişkin bir idari işlem mahiyetinde olmayıp … ‘nın vatandaşlık durumunun tespitine yönelik bir işlem olduğu, öte yandan, yapılan inceleme sonucu Türk vatandaşı olmadığı anlaşılan … ‘nın nüfus kaydının silinmesine karar verilerek hataen yapılan tescil işleminin düzeltilmesinin sağlandığı ve idari makamların, yapılan işlemlerde hata olduğunun anlaşılması halinde o işlemi düzeltme yetkilerinin olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü ile davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacılar murisi … 20/01/1978 tarihinde vefat etmiştir. Ayrıca 04/07/1938 tarihli protokolün 1. maddesi gereğince Türk vatandaşlığını seçtiğini teyit etmediğinden Bakanlar Kurulu’nun 19/09/1979 tarih ve 1552 sayılı kararıyla Türk vatandaşlığını kaybetmiştir.
Sonrasında, … vekili Av. … tarafından, müvekkilinin Türk vatandaşlığını kaybettiğine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali istemiyle İçişleri Bakanlığı’na karşı dava açılmış ve bu dava sonucunda Danıştay Onikinci Dairesinin 02/07/1981 tarih ve E:1979/4548, K:1981/1579 sayılı kararıyla dava reddedilmiştir. Anılan karara karşı … vekilleri Av. … ve Av. … tarafından yapılan karar düzeltme başvurusu ise Danıştay Onuncu Dairesinin 08/11/1982 tarih ve E:1982/1268, K:1982/2212 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Öte yandan, davacılar tarafından murisleri olan … ‘nın (… ) vatandaşlıktan çıkarıldığından bahisle nüfus kaydının kapatıldığı belirtilerek kapatılan nüfus kaydının yeniden açılması talebiyle 06/11/2019 tarihinde İçişleri Bakanlığına başvuruda bulunulmuş, başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddedilmesinin ardından bu işlemin iptali istemiyle dava açılmış, anılan dava sonucunda, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E: … , K: … sayılı kararıyla; davacıların murisi … ‘nın Türkiye lehine yapmış olduğu vatandaşlık seçim hakkını belirlenen süre içerisinde teyit ettirmediğinin sabit olduğu, ayrıca bu hususa ilişkin olarak tesis edilen İçişleri Bakanlığı Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada Danıştay Onikinci Dairesi’nin 02/07/1981 tarih ve E:1979/4548 K:1981/1579 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği de belirtilerek, davacıların murisi … ‘nın vatandaşlıktan çıkarıldığından bahisle nüfus kaydının kapatıldığı, kapatılan nüfus kaydının yeniden açılması talepli başvurunun zımnen reddine dair işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Davacılar tarafından anılan davada verilen gerekçeli kararın taraflarına tebliğ edildiği 10/11/2020 tarihinde Danıştay Onikinci Dairesi’nin 02/07/1981 tarih ve E:1979/4548 K:1981/1579 sayılı kararından haberdar olunduğu belirtilerek, söz konusu kararın yargılamanın yenilenmesi yolu ile kaldırılarak yeniden inceleme yapılmak suretiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
Yargılamanın yenilenmesi istemine konu kararın verildiği tarihte yürürlükte olan (Mülga) 521 sayılı Danıştay Kanunu’nun 88. maddesinde, ehliyet ve tarafların vekilleri konusunda bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağının düzenlendiği; (Mülga) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 60. maddesinde, “Davaya vekalet, aşağıdaki hükümler müstesna olarak Kanunu Medeninin umumi hükümlerine tabidir.” kuralına yer verildiği; (Mülga) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “ölüm ve ehliyetsizliğin ve sairenin hükümleri” başlıklı 35. maddesinde, “Hilafı iki tarafça kararlaştırılmış yahut maslahatın mahiyetinden istidlal olunmuş olmadıkça hukuki bir muameleden mütevellit temsil salahiyeti mümessilin yahut temsil edilenin vefatıveya gaiplik hükmünün ilanıveya medeni hakların kullanılmasısalahiyetinin izaasıyahut ikisinden birinin yahut her ikisinin iflas ilan etmesiyle, nihayet bulur…” hükmü; aynı Kanun’un “Ölüm, Ehliyetsizlik, İflas” başlıklı 397. maddesinde ise, “Hilafımukaveleden veya işin mahiyetinden anlaşılmadıkça vekalet, gerek vekilin gerek müvekkilin ölümüyle ve ehliyetinin zavali veya iflası ile nihayet bulur.
..” hükümlerinin bulunduğu görülmektedir.
Ayrıca dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Yargılamanın yenilenmesi” başlıklı 53. maddesinde, “Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi istenebilir…
f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması,…” kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; müvekkilinin sağlığında düzenlediği vekaletname ile yetkili kılınan avukatın, müvekkilinin ölümünden sonra dava açamayacağı gibi dava açtıktan sonra müvekkilin ölmesi halinde de ölüm ile vekaletin son bulacağı, vekalet ilişkisi sona eren avukatlarla görülen davalar sonucu verilen Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına ilişkin olarak da yargılamanın yenilenmesinin istenebileceği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; davacılar murisi … 20/01/1978 tarihinde vefat ettiği ve bu tarih itibariyle vekalet ilişkisi sona erdiği halde, anılan kişi adına vekil olarak Av. … tarafından, 1979 yılında Danıştay Onikinci Dairesi’nin E:1979/4548 sayılı dosyasına kayıtlı davanın açıldığı, davanın bu şekilde görülüp 02/07/1981 tarih ve K:1981/1579 sayılı karar ile karara bağlandığı, söz konusu karara karşı da vekiller Av. … ve Av. … tarafından karar düzeltme başvurusunda bulunulduğu, Danıştay Onuncu Dairesi tarafından ise karar düzeltme isteminin reddine karar verildiği görülmektedir.
Bu haliyle, vekil olmayan avukat ile görülüp karara bağlandığı anlaşılan davaya yönelik yargılamanın yenilenmesi istemi 2577 sayılı Kanun’un 53. maddesi, 1. fıkrası, f bendine uygun bulunduğundan, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü ile Danıştay Onikinci Dairesi’nin 02/07/1981 tarih ve E:1979/4548 K:1981/1579 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi:
Dava; … ‘nın Türk vatandaşlığını kaybettiğine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Yargılamanın yenilenmesi istemine konu kararın verildiği tarihte yürürlükte olan (Mülga) 521 sayılı Danıştay Kanunu’nun 30. maddesinde, iptal davaları, idarî işlemler hakkında menfaatleri ihlâl edilenler tarafından, tam yargı davaları da idarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış; 74. maddesi, 2. fıkrası, 3. bendinde, dava dilekçelerinin, diğer ilk inceleme konuları yanında ehliyet yönünden de inceleneceği belirtilmiş; aynı Kanun’un 75. maddesi, 1. fıkrası, A bendinde, ise, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Öte yandan, Mülga 521 sayılı Danıştay Kanunu’nun ehliyet konusunda yollamada bulunduğu (Mülga) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 38. maddesinde,; “Davaya ehliyet Kanunu Medeni ile tayin olunmuştur.” hükmü; (Mülga) 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin “I – Medeni haklardan istifade” başlıklı 8. maddesinde, “Her şahıs medeni haklardan istifade eder. Binaenaleyh kanun dairesinde haklara ve borçlara ehil olmakta herkes müsavidir.” hükmü; 9. maddesinde; “Medeni hakları kullanmağa salahiyettar olan kimse iktisaba da iltizama da ehildir.” hükmü; 27. maddesinde; “Şahsiyet, çocuğun sağ olarak tamamiyle doğduğu andan başlar ve ölüm ile nihayet bulur…” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; idari yargıda dava açma ehliyetine sahip olmak için hem Mülga 521 sayılı Danıştay Kanunu’nun 88. maddesiyle atıfta bulunulan Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve (Mülga) 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nde aranılan şartları taşımak, hem de (Mülga) 521 sayılı Danıştay Kanunu’nun 30. maddesinde belirtilen “menfaati ihlal edilenlerden olma” şartını sağlamak gerekmektedir. Bahsedilen şartlardan ilki objektif ehliyet (taraf ehliyeti ve dava ehliyeti) olarak tanımlanmakta olup, ikincisine ise subjekif ehliyet (menfaat) denilmektedir. Dolayısıyla idari yargıda açılacak bir iptal davasında davacı sıfatıyla taraf olabilmek için objektif ve subjektif ehliyete birlikte sahip olunması gerektiğinden, bunlardan birinin yokluğu kişinin davacı sıfatını taşımasına engel oluşturmaktadır.
Objektif ehliyet, taraf ehliyeti ve dava ehliyeti olmak üzere iki unsurdan meydana gelmektedir. Taraf ehliyeti, bir davada davacı veya davalı olabilmeyi; dava ehliyeti ise, bir davayı davacı veya davalı sıfatıyla bizzat ya da vekil aracılığıyla açabilme, takip edebilme ve davayla ilgili usul işlemlerini yapabilmeyi ifade etmektedir. Bu bakımdan, medeni hukuktaki hak ehliyetinin medeni usul hukukundaki karşılığı taraf ehliyeti iken, medeni hakları kullanma ehliyetinin medeni usul hukukundaki karşılığı dava ehliyetidir.
Uyuşmazlıkta; davacı … ‘nın 20/01/1978 tarihinde vefat ettiği, dolayısıyla bu tarihten itibaren taraf ehliyetinin bulunmadığı, ancak Türk vatandaşlığını kaybettiğine yönelik olarak tesis edilen işlemin iptali istemiyle 1979 yılında bakılan davanın açıldığı dikkate alındığında; davanın açılış tarihi itibariyle hayatta olmadığı anlaşılan davacının objektif ehliyet şartını sağlamadığı açıktır.
Bu itibarla davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendi uyarınca davanın EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE,
2. Aşağıda ayrıntısı gösterilen … TL yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde
davacılara iadesine,
5. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.