YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18538
KARAR NO : 2015/8817
KARAR TARİHİ : 02.07.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/09/2014
NUMARASI : 2011/87-2014/193
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.09.2014 tarih ve 2011/87-2014/193 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin Türk Patent Enstitüsü nezdinde 2010/02969 temcil numaralı elbise tasarımının sahibi olduğunu, müvekkilinin bu tasarımının piyasada yaygın kabul edileceği düşüncesiyle bu tasarıma yatırım yaparak çok miktarda stok üretim yaptığını, ürünün gerçekten piyasada tutulması üzerine davalı tarafından müvekkilinden izin almaksızın üretimi yaptığını belirlediklerini, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2011/27 D.İş dosyası üzerinden yaptırdıkları tespit neticesinde de davalının müvekkili tasarımı ile aynı özellikleri taşıyan taklidini “C.” etiketi ile üretim ve satışını yaptığının doğrulandığını, tecavüz sebebi ile müvekkilinin maddi ve manevi zarar gördüğü gibi davalının taklit ürünleri sebebi ile müvekkilinin tasarımının itibarının da zedelendiğini iddia ederek 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminat ile 10.000 TL tasarım itibar tazminatının hüküm altına alınmasını, davalının tasarımdan doğan haklara tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulmasını, önlenmesini, tecavüz yoluyla üretilen ürünlere ve üretim araçlarına el konulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, müvekkilinin davacının tasarımını üretmediği gibi satışa da sunmadığını, dava dilekçesinde bahsedilen tespit dosyasına sunulan bilirkişi raporunda müvekkilinin işyerinde dava konusu tasarıma ilişkin ürünün üretildiği ve satışa sunulduğuna ilişkin bir delile rastlanılmadığının belirtildiğini, tespit sırasında bilirkişi tarafından müvekkilinin işyerinde kim olduğu belli olmayan sözde çalışanına ürün gösterildiği ve bu kişi tarafından da müvekkilinin üretimi olduğuna ilişkin açıklama yapıldığı hususunun gerçeği yansıtmadığını ve soyut nitelikte olduğunu, davacının zararına ilişkin iddialarının da inandırıcılıktan uzak bulunudunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, karşı davasında; dava konusu tasarımın önceden ve halen üretilen bir çok modelin belli bölümlerinin bir araya getirilmesinden oluştuğunu, yenilik ve ayırt edicilik vasfını taşımadığını iddia ederek, karşı davalı adına tescilli 2010/2969 numaralı tasarımın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, taleplerinin kabul edilmemesi halinde, 554 sayılı KHK’nın 43/2 uyarınca tasarımın dilekçede belirtilen bölümleri yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, kararın ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, “gerek değişik iş dosyasındaki tespit ve 3 Haziran 2011 tarihli rapordaki değerlendirmeler, gerek ibraz edilen emsal bilirkişi raporları, gerekse ikinci heyet tarafından düzenlenen rapor ve ek raporlar karşısında davacıya ait tasarımın başvuru tarihi itibariyle yeni ve ayırd edici olmadığı yönündeki karşı davada ileri sürülen iddianın ispat edilemediği, L. Derneği’ nin 11/10/2010 tarihli yazısında, dava konusu ürün resimlerine göre bu ürünlerin 3-4 yıldır satışı yapılan yaygın ve genel kullanıma sahip ürün tipi olduğu bildirilmiş ise de, bu görüşün soyut nitelikte bulunduğu ve hükme esas alınamayacağı, davacıya ait tasarımın yeni ve ayırd edici olduğu, davalı tarafça üretilen, satılan dava konusu elbise modellerinin, davacıya ait 2010/02969 no’ lu elbise tasarımları ile ayırd edilemeyecek kadar benzer olduğu, böylece davalının eyleminin davacının tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği” davacının “554 sayılı KHK nın 52/b maddesinde yazılı bulunan yoksun kalınan kâr tercihine göre, davacı tarafın maddi tazminat ve itibar tazminatı talebi” yönünden “her ne kadar davalı tarafın elbise modelleri nedeniyle davacının yoksun kaldığı kâr kesin olarak tespit edilememiş ise de, ürün satışları ve 3,17 TL lik brüt kar rakamı karşısında davacının yoksun kaldığı kârın her halükârda 10.000 TL den fazla olduğu….. Her ne kadar davacı taraf itibar tazminatı talebinde dahi bulunmuş ise de.. 13/03/2014 tarihli dördüncü ek raporda davalı ürünlerinin kötü bir şekilde üretimi ve uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesinin söz konusu olmadığı bildirildiğinden itibar tazminatı talebi yerinde görülme”diğinden, asıl davanın kısmen kabulüne, asıl davada davalının davaya konu elbise modellerinin, davacının 2010/02969 no’ lu tasarım tescilinden kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturması nedeniyle bu tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, salt bu ürünleri üretmeye tahsis edilmiş üretim aracı tespit edilemediğinden, üretim araçlarına el konulması ve imhası taleplerinin reddine, taleple bağlı kalınarak ve takdiren 10.000 TL maddi tazminatın ve takdiren 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Karşı dâvada karşı davacı vekili dava konusu tasarımının yeni ve ayırt edici olmadığına ilişkin delil olarak B. Tekstil’e ait 2009 katalogundaki ürünlere dayandığını belirtmiş ve katalog fotokopilerini dosyaya sunmuştur. Mahkemece, 20.06.2012 havale tarihli bilirkişi heyetinden alınan raporda, katalogda bulunan 7052 ve 7058 sayılı tasarımların benzer olduğu görüşü açıklandığı hâlde, mahkemenin kararına dayanak aldığı ikinci rapor ve üç adet ek raporda davacının dayanağı olan bu delille ilgili hiçbir değerlendirme yapılmamış, soyut ifadelerle davalı tasarımlarının yeni ve ayırt edici özellikte olduğu belirtilmiştir. 554 sayılı KHK 5. maddesine göre yeni ve ayırtedici niteliğe sahip tasarımlar belge verilerek korunur. Aynı KHK’nın 6 ve 7. maddelerinde yenilik ve ayırtedicilik vasıfları ayrıca düzenlenmiştir. O halde, mahkemece yapılacak değerlendirmenin de 554 sayılı KHK 5 ila 11. maddeleri gözönüne alınarak yapılması gerekir. Bu bakımdan davacının dayandığı katalogun aslının kendisinden istenilmesi veya ilgili yerden getirtilmesi, davalı tasarımı ile yenilik ve ayırt edicilik niteliğini ortadan kaldırdığı iddia olunan 7052 ve 7058 sayılı tasarımlar yönünden denetime elverişli yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması ve hasıl olacak sonuca göre karşı davanın konusunu oluşturan 2010/269 sayılı tasarımın hükümsüzlüğü talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu hükümsüzlük talebine yönelik karşı davada verilen kararın davalı – karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep şekline göre de davalı – karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle de asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/07/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.