Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2016/28302 E. , 2021/2289 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2016/28302
Karar No : 2021/2289
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Kurulu / …
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ve bu karara karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın somut delile dayanmadığı ve yargısal kararın sorgulanması anlamına geldiği, birtakım şahısların mal varlığı hakkında verilen tedbir kararının mesleğin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olmadığı, hakimlerin yargısal yetkilerini kullanırken yanlış tasarrufları veya ihmalleri nedeniyle sorumlu tutulmamaları gerektiği, usulüne uygun savunma hakkı kullandırılmadığı, davalı idarenin bağımsız ve tarafsız olmadığı, dava konusu karar sürecinde adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacının tedbir talebini mevzuat hükümlerine uygun şekilde karara bağlamak yerine FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda hareketle “yargı yetkisini” kötüye kullandığı, davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemelerde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ : Davacının eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılarak subuta eren eylemi nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında ve ceza nedeniyle yapılan yeniden inceleme ve itiraz başvurularının reddine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’NUN DÜŞÜNCESİ : Davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu …Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının ve bu karara karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının iptali istenilmektedir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 520 sayılı Yasanın 4. maddesiyle değişik 69.maddesinde, meslekten çıkarma, bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesi olarak tanımlanmış, 3. fıkrasında, hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50. maddesindeki ceza ve tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilebileceği, son fıkrasında ise, disiplin cezasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfus ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası uygulanabileceği öngörülmüştür.
Öte yandan, 18.12.2010 tarih ve 27789 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’nun hakkında meslekten çıkarma kararı verilmiş olanların durumu başlıklı Geçici 3. maddesinde, haklarında meslekten çıkarma cezası verilen hakim ve savcıların, bu cezanın kaldırılması için idari dava açmadan önce, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış gün içinde Kurula başvurmaları gerekeceği, Genel Kurulun, usulüne uygun yapılan başvurular üzerine, dosya üzerinden yapacağı inceleme sonucunda, talep halinde, başvuranın bizzat veya vekili aracılığıyla yazılı ya da sözlü savunmasını da almak suretiyle, başvurunun kabulü veya reddi yolunda karar tesis edeceği, başvurunun kabulü halinde önceki kararın kaldırılmasına karar verebileceği hükme bağlanmıştır.
Davacı hakkında yaptığı iş ve davranışlarıyla görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırdığı, bu kapsamda İstanbul TMK 10. maddesi ile görevli Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğinin …sırasına kayıtlı “Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak ve Yönetmek, Kurulan Örgüte Üye Olmak, İhaleye Fesat Karıştırmak, Nüfus Ticareti, Rüşvet ve Kamu Malına Zarar Vermek” suçlarından Cumhuriyet Savcısı … tarafından yürütülen soruşturmada; şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli şüphe bulunması ve delilleri karartma durumu bulunduğu gerekçesiyle 25.12.2013 tarihinde saat 09:23’te UYAP üzerinden yapılan talebi, saat 10:39’da açarak ekranında kararı oluşturduğu, CMK’nın 128. maddesi gereğince sanığa ve şüpheliye ait mal varlığına tedbir koyabilmek için aranılan suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphenin olup olmadığı, mal varlığının bu suçtan elde edilip edilmediği hususlarında hiçbir inceleme ve araştırma yapmadan, UYAP sistemine kaydedilmeyen Cumhuriyet savcılığı uhdesinde mühürlü torba içinde bulunan soruşturma evrakı getirtilip incelenmeden, ancak talep yazısının, okunarak kararın yazılmasına yetebilecek 24 dakika gibi kısa bir sürede CMK’nın 128. maddesine aykırı bir şekilde (7) gerçek ve (2) tüzelkişi adına kayıtlı tüm malvarlığına el konulmasına karar verdiği hususlarında yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen rapor içeriği bilgi ve belgelerin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından değerlendirildiği ve netice olarak, davacının, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak şekilde davranışlarda bulunduğu kanaatine varılmak suretiyle ilgili hakkında meslekten çıkarma cezası verildiği anlaşılmıştır.
Davacı, dosya içeriğinde yer alan açıklamalarında, hakimlerin vicdani kanaatlerine göre verdikleri kararlar nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığını, iddiaların; mesleğin şeref ve onurunu bozacak nitelikte olmadığını, somut delillere dayanmayan rapor içeriği esas alınarak Yüksek Kurul tarafından başvurusunun reddedilmesinin hakkaniyete uygun düşmediğini ileri sürerek Kurul kararının iptalini istemiştir.
Yargıç ve savcıların kararlarının normatif kurallara ve hukuka uygun olması, gerekçelerinin hukuk alemini tatmin etmesi kuşkusuz çok önemlidir. Ancak bir o kadar önemli husus da bir bütün olarak yargı camiasının özellikle de yargı mensuplarının kamuoyunda bıraktıkları intibadır. Adalet mekanizmasının en büyük amaçlarından birisi hiç şüphe yok ki kamu vicdanının tatminidir. Toplumda adalete güven ve inancın artmasında meslek mensuplarının isabetli kararlarının yanında vakur ve tarafsız duruşlarının katkısı yadsınamaz bir realitedir.
Ceza yargılamasında hükme esas alınacak kanıtların kesin ve şüpheye mahal bırakmayacak kuvvette olması gerekir. Karineler, varsayımlar, kurgular gibi hususlar hüküm için yeterli doneler değildir. Ancak, disiplin cezalarında her türlü done değerlidir ve kanaat oluşumu için önem arz eder. Bu değerlendirmeden, yargıcın hukukilikten ve objektiflikten uzaklaşacağı sonucu çıkarılmamalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken fiil veya fiillerle ceza arasındaki dengenin iyi kurulması, cezanın makul ve ölçülü olması kriterinin esas alınmasıdır.
Dosya içeriği ve ekleri ile diğer bilgi ve belgeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacının tutum ve davranışlarının meslekten çıkarma cezasını gerektiren 2802 sayılı Yasanın 69.maddesinde öngörülen tanıma; şekil ve öz bakımından uymadığı, nitekim her ne kadar kusurlu ve uygunsuz bir davranış sergilemek suretiyle hiç bir inceleme ve araştırma yapmadan 24 dakika gibi kısa bir sürede mal varlıklarına tedbir kararı vermiş ise de bunun itiraz yolu açık bir karar olması nedeniyle aynı Yasanın 68.maddesi uyarınca yer değiştirme cezasını gerektirdiği sonuç ve kanaatine ulaşıldığından meslekten çıkarma cezasının kaldırılması talebinin reddine dair işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı ve iptali gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 24/06/2021 tarihinde, davacı vekilinin gelmediği, davacının SEGBİS vasıtasıyla katıldığı, davalı idare vekili Av. …’ün geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı, gelen taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra gelen taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmedi ve işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacının yargı mensubu olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır.
Anılan karara yapılan yeniden inceleme talebinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itiraz Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Diğer yandan, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, gizliliğin ihlali, Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme ve açıklama, görevi kötüye kullanma suçlarından ceza davaları açıldığı ve …Ağır Ceza Mahkemesinin E:…, Yargıtay … Ceza Dairesinin (ilk derece) E:…, Yargıtay …. Ceza Dairesinin (ilk derece) E:…, Yargıtay …. Ceza Dairesinin (ilk derece) E:…, Yargıtay …. Ceza Dairesinin (ilk derece) E:…, Yargıtay … Ceza Dairesinin (ilk derece) E:…, Yargıtay …. Ceza Dairesinin (ilk derece) E:…sayılı dosyalarında yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 68. maddesinde “Yer Değiştirme Cezası”, bulunulan bölgenin en az bir derece altındaki bir bölgeye o bölgedeki asgari hizmet süresi kadar kalmak üzere atanmak suretiyle görev yerinin değiştirilmesi olarak tanımlanmış olup, maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde, kusurlu ve uygunsuz hareket ve ilişkileri ile mesleğin şeref ve nüfuzu ile şahsi onur ve saygınlığını yitirmek; (b) bendinde, yaptıkları işler veya davranışlarıyla görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırmak, (c) bendinde, hatır ve gönüle bakarak veya kişisel duygulara kapılarak görev yaptığı kanısını uyandırmak, (d) bendinde, göreve dokunacak surette ve kendi kusurlarından dolayı meslektaşlarıyla geçimsiz ve dirliksiz olmak, (e) bendinde, madde tayin ve deliller elde edilmemiş olsa bile, rüşvet aldığı veya irtikapta bulunduğu kanısını uyandırmak, (f) bendinde, doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemek ve görev sırasında olmasa dahi çıkar sağlamak amacı ile verilen hediyeyi kabul veya iş sahiplerinden borç istemek veya almak, yer değiştirme cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
Anılan Yasa’nın “Meslekten Çıkarma Cezası” başlıklı 69. maddesinin birinci fıkrasında; “Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.”, son fıkrasında; “Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri’nin 2.1. maddesinde, “Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir.”; 2.2. maddesinde, “Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır.”; 3.2. maddesinde, “Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.”, 4.2. maddesinde, “Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır.” şeklinde ilkelere yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun meslekten çıkarma cezası yaptırımını düzenleyen 69. maddesinin son fıkrasında yer alan “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiiller” ibaresi ile kasdedilen eylem ve davranışların ne olduğu hususu, yoruma açık ve soyut olarak düzenlenmiştir.
Yasa’nın 68. ve 69. maddesinde düzenlenen fiiller arasında önemli ölçüde benzerlikler, öngörülen cezalar arasında hukuki etki ve sonuçları bakımından önemli farklar bulunmaktadır. Her iki madde birlikte değerlendirildiğinde; 68. maddenin, yargı mensubunun kendi kişisel saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak eylemleri cezalandırmayı, 69. maddenin ise, yargı mensubunun kendi kişisel – özel mesleki saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını bozacak nitelikte eylem ve davranışları cezalandırmayı amaçladığı sonucuna varılmıştır.
Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Olayda, İstanbul TMK 10. maddesi ile görevli Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğinin …sırasına kayıtlı “Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak ve Yönetmek, Kurulan Örgüte Üye Olmak, İhaleye Fesat Karıştırmak, Nüfuz Ticareti, Rüşvet ve Kamu Malına Zarar Vermek” suçlarından Cumhuriyet Savcısı M.A. tarafından yürütülen soruşturmada; şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli şüphe bulunması ve delilleri karartma durumu bulunduğu gerekçesiyle 25/12/2013 tarihinde saat 09:23’te UYAP üzerinden yapılan talebi, saat 10:39’da açarak ekranında kararı oluşturduğu, CMK’nın 128. maddesi gereğince sanığa ve şüpheliye ait mal varlığına tedbir koyabilmek için aranılan suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphenin olup olmadığı, mal varlığının bu suçtan elde edilip edilmediği hususlarında hiçbir inceleme ve araştırma yapmadan, UYAP sistemine kaydedilmeyen …sırasına kayıtlı soruşturmaya ait 1005 sayfadan ibaret 2 klasör kolluk fezlekesi, 11 adet ağzı kolluk mührü ile kapalı telefon dinlemelerini içerir tapeler ve içinde bir kısım evrakın bulunduğu klasörler olduğu halde soruşturma evrakı getirtilip incelenmeden, ancak talep yazısının, okunarak kararın yazılmasına yetebilecek 24 dakika gibi kısa bir sürede CMK’nın 128. maddesine aykırı bir şekilde (7) gerçek ve (2) tüzelkişi adına kayıtlı tüm malvarlığına el konulmasına karar vermesi eylemine ilişkin olarak yaptığı iş ve davranışlarıyla görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırdığından bahisle düzenlenen soruşturma raporuna istinaden davacının, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak şekilde davranışlarda bulunduğu kanaatine varılmak suretiyle davacı hakkında meslekten çıkarma cezası verildiği anlaşılmıştır.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülmüş olan soruşturma kapsamında ortaya konulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 1005 sayfa fezleken oluşan ve 11 adet mühürlü torba içinde bulunan klasör eki olan dosyada (7) gerçek ve (2) tüzelkişi adına kayıtlı tüm malvarlığına el konulmasını içeren talebe 24 dakika gibi kısa bir süre içerisinde karar verilmesi hayatın olağan akışına aykırı olup davacının tarafsızlığının sorgulanmasına sebep olduğu, bu şekilde davacıya isnat edilen eylemin, kendi kişisel saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak nitelik ve ağırlıkta olduğu, dolayısıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrasında belirtilen meslekten çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçuna uyduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda; eyleminin “mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” olduğundan, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca verilen meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile anılan karara yapılan yeniden inceleme talebinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun …tarih ve E:…, K:…sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işleri için belirlenen …TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.