Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/14037 E. 2015/17411 K. 10.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/14037
KARAR NO : 2015/17411
KARAR TARİHİ : 10.11.2015

Tebliğname No : 15 – 2015/288373
Mahkemesi : Van 2.Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 11/06/2015
Numarası : 2012/505 – 2015/450

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık Agit Kzıldoğan’ın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık Kurgin Dayan hakkında zamanaşımı süresi içerisinde bir karar verilmesi mümkün görüldüğünden bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada sanık Agit Kızıldoğan hakkında tesis edilen beraat hükmüne hasren yapılan incelemede,
Sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ – yayım – internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh – ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanması gerektiği, bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu’nda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmazı üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;
Ayrıca, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen fiiller bakımından da failin iyi niyetinden bahsetmenin mümkün bulunmadığı, başka bir deyişle, Dairemizce incelenen dosyalarda sıkça karşılaşıldığı gibi, hazineye ait veya devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde inşai ve fiziki müdahale yapılması durumunda, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmemesinin sonuca etkili olmayacağı, zira bu halde failin, maliki olmadığı veya hukuka uygun şekilde yararlanma hakkını elde etmediği taşınmaza müdahalede bulunduğunu ve fiilinin hukuki korumadan yoksun olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleler yönünden ilan kuralı aranmasının, hayatın olağan akışına ve mantık ilkelerine de uygun düşmediği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; Sanık Agit Kızıldoğan’ın Van ili, Eskişehir Mahallesi, Van Kalesi mevkii, 611 ada, 17 parsel sayılı Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 19/12/2002 tarih ve 3053 sayılı kararı ile belirlenen 1.derece arkeolojik sit alanı içerisinde yer alan taşınmazın maliklerinden Aydoğan Ertuğ’dan aldığını beyan ettiği yetkiye istinaden marangozculuk yapan diğer sanık Kurgin Dayan ile suça konu yerde bulunan ağaçların ücret karşılığında kesimi hususunda anlaştıkları, sanık Kurgin Dayan’ın da dava konusu taşınmazın sanık Agit Kızıldoğan’ın tapulu arazisi olduğunu söyleyerek yevmiye karşılığında çalıştırmak üzere haklarında verilen beraat kararı kesinleşen sanıklar Cihangir Avcı, Musa Avcı, Fetullah Adanaş, Nurettin Koşar ile anlaştığı, sanıkların suça konu yerde 75 adet kavak, 2 adet söğüt ağacını motorlu testere ile kestikleri sırada suçüstü yakalandıkları, dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde “eski eserdir” şerhinin yer aldığı, ayrıca Kurul kararının mahallinde ilan edildiği, bu itibarla sanık Agit Kızıldoğan’ın suça konu taşınmazın sit alanında yer aldığını bilmesine rağmen ağaç kestirerek sit alanına fiziki müdahalede bulunduğu, bu itibarla, Van Valiliği veya Belediye Başkanlığı bünyesinde suç tarihi itibariyle faaliyette olan koruma uygulama ve denetim bürosu bulunup bulunmadığı araştırılarak, anılan büronun varlığı halinde hükümden önce, 11/10/2013 günlü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/4 maddesi; yokluğu halinde ise aynı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca, eylemin niteliği ve suç kastının yoğunluğu da dikkate alınmak suretiyle mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 10/11/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY
Sanık Agit Kızıldoğan’ın 1. derece arkeolojik sit alanı içinde yer alan taşınmazın maliklerinden Aydoğan Ertuğ’dan aldığını beyan ettiği yetkiye istinaden, marangozluk yapan diğer sanık Kurgin Dayan ile suça konu yerde bulunan ağaçların ücret karşılığında kesimi konusunda anlaştığı, sanık Kurgin’in temin ettiği işçiler ile birlikte 75 adet kavak, 2 adet söğüt ağacını motorlu testere ile kestikleri sırada yakalandıkları olayda;
Sanıkların eylemi 1. derecede arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiş olan arazideki ağaçları kesmek olup, bu ağaçların tescili sözkonusu değildir. Ağaçların kesilmesi (köklerinin kazılarak çıkartılmaması veya ağaçların kesilmesi sırasında sit alanına zarar verilmemesi şartıyla) inşai ve fiziki müdahale olarak değerlendirilemez. Yargılama konusu olayda da bu şekilde bir tespit olmadığından, yerel mahkemenin sanıkların beraatine ilişkin kararının onanması gerektiğini düşündüğümden, çoğunluğun suçun oluştuğuna ilişkin bozma kararına katılmıyorum.