Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/9996 E. 2015/18147 K. 24.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/9996
KARAR NO : 2015/18147
KARAR TARİHİ : 24.11.2015

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi

Dava : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat

Davacı vekilinin 20.05.2009 tarihli dilekçesi ile müvekkili davacının bir suç soruşturması nedeniyle tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda üzerine atılı suçtan beraatine hükmedildiğini belirterek 466 sayılı Kanun gereğince maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin açılan davanın mahkemece kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Tazminat davasının dayanağını oluşturan … Ağır Ceza Mahkemesinin, 2006/45 Esas – 2006/213 Karar sayılı ceza dava dosyasının incelenmesinde; sanığın (davacının) kasten öldürme suçundan tutuklandığı ve yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, hükmün temyiz incelemesi sonucu onanmak suretiyle 16.07.2007 tarihinde kesinleştiği, tazminat davasının 20.05.2009 tarihinde işlem tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun gereğince öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye açıldığı, dava için kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmış, mahkemece yapılan inceleme sonucunda, 07.07.2010 tarih ve 2010/65 Esas – 2010/ 82 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 549,12 TL maddi ve 2.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, kararın davalı vekili ile davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 30.12.2011 tarih ve 2011/6509 Esas – 2011/10552 Karar sayılı ilamı ile; davacı vekilinin, CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra hükmü temyiz etmesi nedeniyle, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine, davalı vekilinin temyizine hasren yapılan incelemede ise; kesinleşmiş beraat kararının davacıya tebliğ edildiğinin dosya içeriğinden anlaşılmaması karşısında, dairece de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.03.2010 gün ve 2009/256 esas, 2010/57 sayılı kararı da göz önüne alınarak, davanın süresinde açılıp açılmadığı konusunda hiçbir araştırma yapmadan davanın kabulüne karar verilmesi, gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılması karşısında, bozulan ilk hükmün davacı tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle, davalının kazanılmış hakkı olduğu gözetilerek bozulmasına karar verilen ilk hükümdeki 549,12 TL‘nin maddi tazminat olarak ödenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamenin 1. bendinde yer alan ve asgari ücret üzerinden hesap edilen maddi tazminat miktarından hafta sonu tatili, dini ve milli bayram tatilleri nedeniyle indirim yapılamayacağının dikkate alınmaması yönündeki bozma düşüncesine ve manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun vasıf, mahiyet ve niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiğinden tebliğnamenin 2. bendinde yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, isteme aykırı olarak ONANMASINA, 24.11.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.