Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/36370 E. 2015/29876 K. 13.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/36370
KARAR NO : 2015/29876
KARAR TARİHİ : 13.10.2015

MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/11/2013
NUMARASI : 2012/690-2013/652

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalıya 14.09.2011 tarihinde 20.000,00 TL borç para verdiğini ve adi yazılı belge aldığını, davalının borcu ödemediğini, alacağının tahsili amacıyla başlatmış olduğu icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek icra takibine vaki itirazın iptaline ve % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının Antalya 10. İcra Müdürlüğünün 2012/5374 E. sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, icra inkar tazminatının rediine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra- inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle ve özellikle icra inkar tazminatı asıl alacağa bağlı feri alacak niteliğinde olduğundan mahkemece reddedilen icra inkar tazminat miktarı üzerinden davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu her iki bentteki yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle mahkeme kararının hüküm bışlıklı bölümünün 4 numaralı bendinde yer alan “İcra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,“ ibaresi hükümden çıkartılarak yerine “Asıl alacağın % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılmasına, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm bölümünün 8. bendinde yer alan “Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca hesap edilen 440,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,” ibaresinin hükümden tamamen çıkarılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle düzelterek ONANMASINA, peşin alınan 341,55 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, aşağıda dökümü yazılı 1.024,65 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, 13/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.