YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/2886
KARAR NO : 2015/17207
KARAR TARİHİ : 09.11.2015
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükümden önce, 21.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesindeki temyiz sınırı ve hükmolunan tazminat miktarına göre, davacı vekilinin taleplerinin kabul edilen kısmı nazara alındığında hükmün temyizi kabil olduğu ve esastan incelenerek bir karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından, davalının temyiz talebinin reddine ilişkin 30.12.2014 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekili ve davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Tazminat talebine konu olan … Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/519 Esas – 2014/249 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan tutuklandığı ve atılı suçtan cezalandırılması istemiyle açılan ceza davasında, davacının eyleminin kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçu kapsamında kaldığı kabul edilerek, TCK’nın 191. maddesi gereğince 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine, hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uyulması halinde davanın düşeceği ve uyulmaması durumunda ise yargılamaya kaldığı yerden devam edileceğine karar verilmesi karşısında, bahse konu davanın sonuçlanmasından sonra davacının tazminat talebinde bulunabileceği nazara alınarak davanın reddi yerine, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi,
Kabule göre de;
1- Tazminat davasının dayanağı olan ceza dosyasında davacının tutuklu kaldığı 260 gün için, davacının tutuklu olduğu 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanacak 7.202 TL’nin maddi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tutukluluk süresinin hatalı olarak 9 ay 17 gün olarak belirlenmesi ve 2014 yılında geçerli olan asgari ücret miktarı üzerinden hesaplama yapılması suretiyle belirlenen 8.985,34 TL’nin maddi tazminat olarak fazla tayini,
2- Manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine bu ölçütlere uymayacak miktarda az manevi tazminata hükmolunması,
3- Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekili ve davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 09.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.