YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/23796
KARAR NO : 2015/38661
KARAR TARİHİ : 26.11.2015
Tebliğname No : KD – 2015/249001
Yasak silah taşıma suçundan sanık M.. Y.. hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Saray Asliye Ceza Mahkemesince verilen 22.06.2010 gün ve 2010/77 esas, 2010/285 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 12.05.2014 gün ve 2013/10 esas, 2014/16251 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen tehdit ve yasak silah taşıma eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunlarda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Tehdit suçunda TCK’nın 62. maddesinin uygulanması sonucunda 2 yıl 1 ay yerine 1 yıl 13 ay olarak eksik hapis cezasına hükmedilmiş ise de, karşı temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşıldığından sanık M.. Y..’nın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/09/2015 gün ve 2015/249001 sayılı yazısı ile;
“İtiraza konu uyuşmazlığınYargıtay 4. Ceza Dairesinin 12/05/2014 gün ve 2013/10 Esas, 2014/16251 Karar sayılı ilamıyla, sanık M.. Y.. hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan verilen 10 ay hapis cezasına ilişkin karar hakkında, CMK’nın 231/5. maddesinde yazılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin konuda mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin gerekli olup olmadığına ilişkindir.
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nda, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin üç kuruma yer verilmiş olup, bunlar sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının kural olarak kısa süreli olması halinde 50. madde uyarınca seçenek yaptırım olarak adli para cezasına veya tedbire dönüştürülmesi, taksirli suçlara özgü olarak da uzun süreli de olsa seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevrilmesi hüküm altına alınmış ve diğer taraftan da çocuklar ile altmışbeş yaşını doldurmuş kişiler hakkındaki hükümler saklı kalmak koşuluyla, hükmolunan iki yıla kadar hapis cezalarının 51. madde uyarınca ertelenmesi hükmü getirilmiştir.
Görüldüğü gibi 5237 sayılı Yasada, paraya çevirme, tedbire dönüştürme ve erteleme şeklinde üç atıfet müessesi kabul edilmiş ve ancak sanık hakkında bu atıfet müesseselerinden yalnızca birinin uygulanabileceği hüküm altına alınmış, bu kapsamda erteleme yalnızca hapis cezaları için kabul edilmiş, hükmolunan cezanın adli para cezasına veya tedbire çevrilmesi halinde erteleme olanağı ortadan kaldırılmıştır. Bu şekilde bir taraftan cezanın sanığın ileriki yaşamı üzerindeki olası etkileri azaltılmaya çalışılırken, diğer taraftan da cezaların caydırıcılığı ilkesi hayata geçirilmiştir. Ancak yeni sistemde, ertelemeyi bir infaz kurumu olarak düzenleyen yasa koyucu, bu düzenlemenin doğurabileceği olumsuz sonuçları ortadan kaldırmak için, yeni müesseselere ihtiyaç duymuş, kamu davasının mecburiliği ilkesini 5271 sayılı CYY’nın 171. maddesi ile yumuşatmak suretiyle etkin pişmanlık veya şahsi cezasızlık nedenlerinin bulunması halinde soruşturma aşamasında, C.Savcısına kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilme, kovuşturma aşamasında ise yargılama yapan mahkemeye koşulların bulunması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilme olanağı tanınmıştır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumuna ilk kez, “Hükmün geri bırakılması, denetimli serbestlik” başlığıyla Ceza Muhakemeleri Usulü Tasarısının 233. maddesinde yer verilmiş, Adalet Komisyonunca 233. maddenin Tasarı metninden çıkarılması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu pozitif bir hukuk normu olarak ilk kez çocuklar hakkında 03.07.2005 tarihinde kabul edilerek 15.07.2005 gün ve 25876 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmak suretiyle aynı gün yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasında yer almıştır.
5395 sayılı Yasanın 23. maddesi uyarınca çocuklar tarafından işlenen suçlardan dolayı hükmolunan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası, maddedeki diğer objektif ve subjektif koşulların bulunması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu olabileceği hüküm altına alınmıştır.
Daha sonra 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 40. maddesi ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi değiştirilmek suretiyle denetim süresindeki farklılık hariç olmak koşuluyla çocuklar ile yetişkinler hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı koşullara tabi kılınmıştır. 5560 sayılı Yasanın 23. maddesiyle 5271 sayılı Yasanın 231. maddesine eklenen 5-14. fıkralar ile de büyükler için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması, yetişkinler yönünden başlangıçta şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak, hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası için kabul edilmiş iken, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 23.01.2008 gün ve 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklik ile de hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezaları için uygulanabilir hale getirilmiş, şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak uygulanan bu müessese Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan İnkılâp Yasalarında yer alan suçlar ayrık olmak üzere tüm suçları kapsayacak hale getirilmiştir ve maddeye 6545 sayılı Kanunla “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” hükmü eklenmiştir.
5560, 5728, 5739 ve 6008 sayılı Kanunlarla 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;
1) Suça ilişkin olarak;
a- Yapılan yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması,
b- Suçun Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması,
2) Sanığa ilişkin olarak;
a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
c- Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,
d- Sanığın, hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması, şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Bu şartların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve onsekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır.
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
Koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesi (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin) objektif koşulların varlığı ha¬linde, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re’sen mahkemece değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanacak, koşullarının bulunmadığı veya uygulanmaması yönünde kanaate ulaşıldığı taktirde ise diğer kişiselleştirme nedenleri değerlendirilebilecektir.
Maddi olayda, sanığın sabıka kaydın bulunan hükümlülüklerin suç tarihinden sonra işlendiği ve suç tarihinden önce kasıtlı suçtan mahkumiyetinin silinme koşulları gerçekleştiğinden, sanığın işlediği kabul edilen 6136 sayılı yasaya aykırılık suçundan dolayı maddi bir zararın meydana gelmemesi ve mahkemece kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda bir kanaate ulaşılıp ulaşılmadığı konusunda yasal bir zorunluluk olarak 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 5-14. fıkralarında düzenlenmiş bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı, hiçbir isteme gerek kalmaksızın re’sen değerlendirilmesi gerekmektedir.
Saray Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2010 tarih ve 2010/77 Esas ve2010/285 Karar sayılı ilamıyla sanık M.. Y.. hakkında 6136 sk 13/1 md ve TCK 62 md 10 Ay Hapıs ve 750 TL Adpc ve TCK 54/1 md mahkumiyetine ilişkin kararda yerel mahkemece sanık hakkında CMK’nın 231/5. maddesince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi hiçbir isteme bağlı olmaksızın resen verilmesi gerektiği nedenle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 12/05/2014 gün ve 2013/10 Esas, 2014/16251 Karar sayılı kararına itiraz edilmiştir.
Sonuç ve istem: Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya kapsamına göre
1- İtirazımızın KABULÜNE,
2-Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 12/05/2014 gün ve 2013/10 Esas, 2014/16251 Karar sayılı ilamıyla sanık M.. Y.. hakkında 6136 sayılı yasaya aykırılık yönünden verilen 6136 sk 13/1, 62 md 10 Ay Hapis ve 750 TL Adpc ile mahkumiyetine ilişkin onama kararının KALDIRILMASINA,
3- Saray Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2010 tarih ve 2010/77 Esas ve2010/285 Karar sayılı ilamıyla sanık M.. Y.. hakkında 6136 sk aykırılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik olarak CMK’nın 231/5 maddesinde yazılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu nedenle bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden hükmün BOZULMASINA,
4-İtirazımız yerinde görülmediği takdirde dosyanın incelenmek üzere, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi,
İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, yasak silah taşıma suçundan sanık M.. Y.. hakkında verilen mahkumiyet kararının onanmasına dair, Dairemizin 12.05.2014 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 12.05.2014 gün ve 2013/10 esas, 2014/16251 karar sayılı yasak silah taşıma suçundan verilen onama kararının KALDIRILMASINA,
Saray Asliye Ceza Mahkemesince verilen 22.06.2010 gün ve 2010/77 esas, 2010/285 karar sayılı hükmün yasak silah taşıma suçu yönünden yeniden incelenmesi sonucu:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suç tarihi itibariyle sanığın adli sicil kaydında yer alan 3167 sayılı Kanun’a muhalefet eylemlerinin suç olmaktan çıkarılması ve diğer suçun ise “esasen vaki olmamış sayılma” koşullarının oluşması, yasak silah taşıma suçundan dolayı giderilmesi gereken somut (maddi) bir zararın oluşmaması ve manevi zararın ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel teşkil etmemesi karşısında, CMK’nın 231/6-b maddesindeki, “kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları” ölçütüne göre tekrar suç işleyip işlemeyeceğine yönelik değerlendirme yapılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık M.. Y..’nın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden itiraz yazısına uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, itiraza konu edilmeyen tehdit suçuna ilişkin Dairemizin 12.05.2014 tarihli kararındaki hususların aynen muhafazasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.