YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14785
KARAR NO : 2015/16420
KARAR TARİHİ : 16.09.2015
MAHKEMESİ : Bakırköy 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/01/2014
NUMARASI : 2014/56-2014/24
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlu, aleyhine başlatılan boşanma ilamına dayalı takipte İcra Mahkemesi’ne; boşanma davası sonunda ve devamında alacaklı ile birlikte yaşadıklarını, ayrı kaldıkları sürenin dört beş ay olduğunu, bu konuda tanıkları bulunduğunu belirterek borcun tamamına, faiz ve ferilerine itiraz etmiştir.
Nafaka ile yükümlü bulunan borçlunun sorumluluğu lehine nafaka hükmedilen kişinin infak ve iaşesi amacına yöneliktir. Borçlunun bu sorumluluğunun yerine getirilmesinin istenebilmesi için çocuğun alacaklı yanında olması gerekir. Borçlu boşanma davasından sonra birlikte kaldıklarını bu konuda şahitleri olduğunu ve şahitlerin isimlerini bildirerek borca faiz ve fer’ilerine itiraz ettiğine göre bu maddi vak’anın ispatı için duruşma açılıp deliller toplanmalı, tanıklar dinlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme İsteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Mahkemece talep şikayet olarak nitelenmiş ise de; dava ve temyiz edilen hüküm; İİK’nun 33. madde uyarınca ilamlı icra takibine karşı itfa (borcun düştüğü) iddiasına dayalı bir itiraz davasına ilişkindir. Mahkemece itirazın borcun düşmesiyle ilgili belge sunulmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş; hükmü davacı temyiz etmiştir.
İcra hukuk mahkemesi sınırlı yetkili bir mahkeme olarak, daha çok şekli hukuka göre inceleme yapar. Maddi hukuka (genel hükümlere) göre inceleme yapılabilmesi için, kanunda bu konuya ilişkin açık bir yetki bulunması gerekir. Nitekim istihkak davalarına yönelik inceleme için, bu konuda açık hüküm mevcuttur (İİK. m.96/11).
Bu nedenle icra hukuk mahkemesinde para borcunun ödendiğine ilişkin iddiaların İİK’nun m. 33, 68/1. maddesinde sözü edilen nitelikteki senet, makbuz veya belgeye dayalı şekli incelemeye tabi tutulması gerekir.
Davacı (takip borçlusu) itirazında nafaka borcuna ilişkin ilama konu borcun “borca ilişkin dönemde takip alacaklısıyla birlikte yaşama nedeniyle” düştüğünü ileri sürmektedir.
İcra Mahkemesi’nde itiraz yargılamasının genel hükümlere göre yürütüldüğüne ilişkin bir düzenleme mevcut değildir.Bu ödeme/düşme/itfa iddiasının İİK’nun 33 ve 68/1. maddesinde sözü edilen nitelikteki senet/makbuz/belgeyle kanıtlanması gerekir. Bu konuda “tanık” deliline başvurulması; icra hukuk mahkemesinin itiraz yargılamasına uygun düşmez. Asliye hukuk mahkemesinde genel hükümlere göre “olumsuz tespit davası” (İİK. M.72) açılması halinde tanık dinletilmesi mümkündür.
Açıkladığım sebeplerle, şikayetin reddine ilişkin mahkeme kararının onanması gerektiğini düşünüyor; değerli çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.16.09.2015