Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/6482 E. 2015/30806 K. 04.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/6482
KARAR NO : 2015/30806
KARAR TARİHİ : 04.11.2015

Tebliğname No : 4 – 2013/321181

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 05/06/2013
NUMARASI : 2012/339 (E) ve 2013/339 (K)
SANIK : H.. A..
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret, kasten yaralama

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Katılan sanık N.. M..’nin TOKİ konutlarında kapıcı olarak çalıştığı, sanıklar Mustafa ve H.. A..’ın 05/02/2012 tarihinde TOKİ konutlarına kamyonla kömür getirdikleri, katılan ile sanık Halil arasında kömürlerin döküleceği yer konusunda yaşanan tartışmada katılan sanık N.. M..’nin temyiz dışı sanık Mustafa’ya hitaben” …Al git o zaman kömürünü o. çocuğu.. ” diyerek hakaret ettiği, sanık H.. A..’ın “Senin ananı avradını sin kaf ederim..” diyerek katılana hakaret ettiği ve birbirlerine yumrukla vurdukları, N.. M..’nin olay yerinden kaçarak uzaklaştığı, görgü tespit tutanağına göre H.. A..’ın katılan sanık Nurullah’a yönelik kasten yaralama eylemi sırasında gözlüğünün camının kırıldığı, katılan sanık ve sanığın alınan doktor raporlarına göre olayda basit tıbbi müdahale ile iyileşecek şekilde yaralandıkları, bu suretle sanık Halil’in hakaret, yaralama ve mala zarar verme suçlarını işlediği iddia edilen olayda;
1-Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyizin incelenmesinde,
5271 sayılı CMK’nın 231. Maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından, 5271 sayılı CMK’nın 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyizin incelenmesinde;
Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre, karar tarihi itibariyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna, 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26. maddesiyle eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, doğrudan verilen 3.000 TL ve altında kalan adli para cezalarının temyizinin mümkün olmaması karşısında, sanığın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
3-Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükme yönelik temyizin incelenmesinde ise;
Dosya kapsamında bulunan tüm delilere göre , sanık H.. A.. ve N.. M.. arasında yaşanan hakaret eyleminin karşılıklı olarak işlenmiş olması nedeniyle olayın mahiyeti dikkate alınarak her iki sanık hakkında da 5237 sayılı TCK nun 129/3 maddesi gereğince ceza vermekten vazgeçilmesine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 04.11.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.