Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/670 E. 2015/6470 K. 06.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/670
KARAR NO : 2015/6470
KARAR TARİHİ : 06.05.2015

MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/02/2014 tarih ve 2011/50-2014/25 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankaya devredilen Tasfiye Halindeki … Bankası A.Ş.’nin … Şubesi ile davalılar arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri kapsamında 26.02.1997 tarihinde davalı şirkete 1.500.000 USD’lik döviz kredisi kullandırıldığı, diğer davalı ….’un sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davalı şirketin kullanılan kredi ile ilgili olarak 09.07.1998 tarihinde 1.777.660 USD’lik taahhüt kapatma evrağını ibraz ederek ihracat taahhüdünü kapattığı ancak, bahsi geçen kredinin ihracat taahhüdüne sayılan döviz alım belgelerinin 8 adette toplam 1.393.395,87 USD’lik kısmının mal bedellerinin alıcısından temin edilemediği gerekçesiyle… Kambiyo Müdürlüğü tarafından geçersiz sayılarak iptal edildiği, ihracat taahhüt sürelerinin uzatımına ilişkin 15.06.2002 tarih 24786 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Belgesiz İhracat Kredileri ve Vergi Resim Harç İstisnası Belgeleri Hakkında Karar”a istinaden davalı şirkete müvekkili banka tarafından yazılan yazılarla, oluşan döviz taahhüt açığının kapatılmasının bildirildiğini, şirketin taahhüt açığını kapatmaması üzerine müvekkili tarafından davalı şirkete müeyyide uygulanmasını önlemek ve mevzuat gereği bu ödemeyi sağlamadaki sorumluluğuna istinaden %78,39 oranında yerine getirilmeyen döviz taahhüdü ile ilgili olarak hesaplanan %6 8.507,62 TL KKDF ve 65.594,88 TL gecikme cezası olmak üzere toplam 74.102,62 TL’nin 05.11.2002 tarihinde davalılar namına … Bakanlığı Gelirler Vergi Dairesi’ne yatırıldığını, daha sonra 05.11.2012 tarihli noter ihtarnamesi ile davalılardan kredi sözleşmesi hükümleri ve ilgili mevzuata göre söz konusu borcun ödenmesinin istendiğini ancak, borcun ödenmediğini, davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine menfi tespit davası açıldığını ve davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek, 74.102,62 TL’nin 05.11.2002 ödeme tarihinden itibaren %95 oranında işleyecek temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisiyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, gümrük beyannameleri ve döviz alım belgelerinin bankaya tesliminden beş yıl sonra banka tarafından müvekkili şirkete gönderilen bir yazı ile bahsi geçen …’lardan bir kısmının… Kambiyo Müdürlüğü’nün 20.03.2002 tarih ve 4031 sayılı talimatına istinaden iptal edildiği bildirilerek oluşan taahhüt açığının kapatılmasının istendiği ancak, döviz alım belgelerinden bir kısmının iptal edildiği hususunda müvekkiline Hazine Müsteşarlığı Kambiyo Müdürlüğü tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmadığı gibi, davacı bankanın yazısı üzerine müteaddit defalar talep edilmesine rağmen banka tarafından iptale ilişkin herhangi bir belgenin müvekkiline verilmediğini, yapılan bildirim üzerine öncelikle idare aleyhine idare mahkemesinde iptal davası açıldığını, bankanın bu uygulamasının tamamen hukuka aykırı olup, müvekkilinin bilgisi dışında ve dayanaksız olarak borçlandırılmasının hukuken kabul edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, 26.02.1997 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden davalı şirketin kullanmış olduğu döviz kredisi ile ilgili ihracat taahhüdünü 09.07.1998 tarihinde yerine getirildiğini, … Kambiyo Müdürlüğü tarafından taahhüt kapatma işleminden 4 yıl sonra, ihracat taahhüdüne sayılan döviz alım belgelerinin iptal edildiği hakkında müvekkiline hiç bir bildirimde bulunulmadığını, davacının kendiliğinden KKDF ve gecikme cezası adı altında … Bakanlığı Gelirler İdaresi’ne bir takım ödemeler yaptığı ve bu ödemeleri müvekkili ile diğer davalı namına yapmış olduğu iddiasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin döviz alım belgelerinin iptalinden ya da bankanın böyle bir ödeme yapacağından haberdar olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin taahhüt açığını kapamaması üzerine, yerine getirilemeyen döviz taahhüdü ile ilgili davacı tarafça ödenen KKDF ve gecikme cezasının davalılardan tahsili talebinin haklı bulunduğu, davalı borçlu tarafından gerçekleştirilemeyen teşvikli ihracat kredileri sonucu ödemesi gereken KKDF müeyyideleri yönünden yasal olarak ödeme yükümlülüğü altında bulunmayan davacının yaptığı ödemenin, davalının vergi borcunun BK’nın 67. maddesi anlamında üçüncü şahıs tarafından ifası niteliğinde olduğu, davacının davalıya ödediği bu miktar için sözleşmeye ve vekaletsiz iş görme hükümlerine dayanarak rücu edebileceği, davacı tarafından vergi dairesine 05.11.2002 tarihinde vergi dahil 74.102,62 TL ödenmiş olup, bu tutardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, sözleşmeye dayalı kredi alacağının tahsili söz konusu olmadığından sözleşmesel akdi faizin uygulanamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 74.102,62.TL’nin 05.11.2002 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmişlerdir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ve taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde dava konusu KKDF borcu yönünden de sözleşmede belirtilen temerrüt faizinin uygulanacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığının anlaşılmış bulunmasına göre, davacı vekili ile davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz eden davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 3.795,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 06/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.