Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/16963 E. 2015/30916 K. 05.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16963
KARAR NO : 2015/30916
KARAR TARİHİ : 05.11.2015

Tebliğname No : 15 – 2011/407118

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 13/10/2011
NUMARASI : 2011/65 (E) ve 2011/285 (K)
SANIKLAR : K.. T.., Ş.. T.., İ.. K.., D.. K.., A.. K.., H.. K.., Y.. T..
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıkların çocuklarının diğer sanık İ.. K..’a ait telekom bayiinde çalışmadıkları halde sahte olarak sigortalı gösterildiği bu suretle resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarını işlediklerinin iddia edildiği somut olayda;

Haklarında sahte olarak işe giriş çıkış bildirimi yapılmak suretiyle sigortalılık kaydı oluşturulan çocukların, sadece 2 gün sigortalı gösterildiklerinin tespit edildiği, mevzuat gereği adı geçenin 90 gün çalışması olmadığından kurum sağlık yardımlarından faydalanmasına yasal imkan bulunmadığı, kişilerin sahte olarak oluşturulan sigortalılık başlangıç kaydının kurum tarafından tespit edilerek iptal edildiği, eylemin ileriye dönük erken emekliliğin sağlanması amacıyla yapılmış olsa dahi S.. K..ndan emekliliğin ileride yıl, yaş, hizmet süresi ve prim ödeme gün sayısına göre oluşabilecek, birden ziyade koşulun bir arada gerçekleşmesi gereken bir durum olduğu, bu yönden sanıkların eyleminin hazırlık aşamasında kalacağı, ülkemizde bulunan pek çok kişinin yaptığı üzere lehine olan Sosyal Güvenlik Kanununun ve emeklilik hakkından erken yararlanma ihtimalinden faydalanabilmek amacı ile böyle bir olasılıktan yararlandırılma amacı ile işe giriş bildirgesi düzenlenmesinde ve hemen akabinde yapılan kurum kontrolünde işe girişinin iptal edilmesinde kurumun zararının olmadığı, yine küçük çocuklar Ersin Kutluata, Selin Kutluata, Sevisu Turan ve Dorukhan Karalar yönünden herhangi bir kuruma yönelik sağlık ödemesine başvurulmadığı, bu haliyle sanıklara atfedilen nitelikli dolandırıcılık suçunda suçun unsuru olan zarar olgusunun oluşmadığı ve sanıklara atfedilen resmi belgede sahtecilik suçu olarak nitelenen fakat özel belgede sahtecilik suçunu oluşturabileceği anlaşılan eylemin ise, sanıkların işe giriş bildirgesini düzenleyerek kuruma beyanda bulunmak şeklinde gerçekleşmesi ve sanıkların çocuklarının gerçekten fiilen çalıştıklarını savunmaları, sanıkların işe giriş bildirgesinin gerçek çalışmaya ilişkin olduğu yolundaki savunmasının aksine cezalandırılmasına yeterli kesin ve inandırıcı başkaca deliller bulunmaması karşısında, bu eylemlerinin sahtecilik suçunu oluşturmayacağı, kabul edilen bu kanaat altında sanıkların tutanak düzenlemeye yetkili memura işe giriş bildiriminde bulunmalarına rağmen kurumun bu beyanla bağlı kalmayacağı, beyanının doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunduğu, nitekim dosyada yer alan incelemede de kurumun bu yükümlülüğü yerine getirip, küçük çocukların çalışmadığının tespiti ile rapora bağladığı olgusu bir arada değerlendirildiğinde, sanıkların üzerlerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun da unsur itibariyle oluşmadığı gerekçelerine dayanılarak sanıkların üzerilerine atılı suçlardan beraatlerine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 05.11.2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.