Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/16023 E. 2015/30698 K. 03.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16023
KARAR NO : 2015/30698
KARAR TARİHİ : 03.11.2015

Tebliğname No : 15 – 2011/379230

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Antalya 14. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 12/05/2011
NUMARASI : 2009/1661 (E) ve 2011/249 (K)
SANIK : Ö.. Ö..
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müştekinin Ankutsan isimli fabrikada personel müdürü olduğu, olay günü Çalışma Bakanlığı iş müfettişi Ayşegül hanım olarak kendini tanıtan birisinin telefonla aradığını, engelliler için yardım topladığını, tanesi 150 TL’den bayrak sattığını, müştekinin ise yardımsever bir fabrika olduklarını 50 adet bayrak satın alabileceklerini söylediği, daha sonra sanığın elinde 50 adet bayrak ile geldiğini, sanığa beklemesini söyleyerek kolluk kuvvetlerine haber verdiği, bu sırada fabrikada çalışan tanık N.. Y..’ın sanığa bayrakların ne kadar olduğunu sorduğu sanığın ise 150 TL olduğunu söyleyerek cevap verdiği, böylece sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, müşteki beyanı, tanık beyanı ile tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediğine yönelik mahkemenin kabulünde aşağıda belirtilenler dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a- CMK’nın 324/4 maddesi uyarınca Devlete ait yargılama giderlerinin 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilmesi gerekirken, 18,35 TL yargılama giderinin sanıktan alınmasına karar verilmesi,
b- Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
c-TCK’nın 53. maddesi uygulanırken sanığın kendi altsoyu dışındaki kişilerle ilgili, bu maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde öngörülen “velayet hakkı ile vesayet veya kayyımlığına ait bir hizmette bulunma yetkisinden yoksun bırakılmasına karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından yargılama gideri ile ilgili kısım çıkartılarak yerine “yargılama giderinin hazine üzerinde bırakılmasına” cümlesinin yazılması ve adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”200 gün”, ”100 gün”, ”83 gün” ve ”1660 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ”5 gün” , ”2 gün”, ”1 gün” ve ”20 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi ve TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine “Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03/11/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.