Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/16333 E. 2015/30854 K. 05.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16333
KARAR NO : 2015/30854
KARAR TARİHİ : 05.11.2015

Tebliğname No : 15 – 2011/338464

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 25/05/2011
NUMARASI : 2010/97 (E) ve 2011/117 (K)
SANIK : M.. Y..
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Katılanın, avukat olan sanığın akrabaları, M.. Ö.., M.. E.., Ö.. Ö.., Meryem Dağlı ve Ayşegül Gençoğlu isimli şahıslardan bir taşınmaz almak için görüştüğü, bu taşınmaz miras yoluyla geçtiği için veraset ilamının çıkartılmasının gerektiği, bu nedenle sanığa ortak olarak vekalet verildiği, satıcı kişilerin, katılana, işlemlerin başlatılması için satış bedelinin, sanık avukata yedi emin olarak verilmesi gerektiğini söylemeleri üzerine, katılanın satış bedeli olan 123.000 TL’yi sanığa verdiği ancak sanığın, veraset ilamını yaklaşık 6 ay sonra çıkardığı gibi parayı da vermeyerek karşılığında katılana 87.000 TL’lik senet verdiği, böylece atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanık ile katılan arasında para alışverişine tanık olan M.. Ö..’ün aşamalardaki çelişkili beyanları, katılanın, parayı 02.07.2007’den önce verdiğine dair beyanı, 02.07.2007 tarihli satış vaadi sözleşmesinde bu husustan bahsedilmemesi, taşınmaz sahipleri ile katılan arasında söz konusu taşınmaza ilişkin olarak bir kapora alışverişi bulunulduğu dikkate alındığında, katılanın, sanığa, taşınmaz parasını emaneten verdiğine dair tam bir vicdani kanaate ulaşılamadığı dosya kapsamından anlaşılmakla; maddi gerçeğin kuşkuya meydan verilmeyecek şekilde açığa çıkarılması amacıyla; katılanın, soruşturma aşamasında, “parayı verdiğime dair belgem var” ifadesi de göz önüne alınarak, katılandan suça konu parayı sanığa verdiğine dair belgesi olup olmadığı sorularak var ise sunulmasının istenilmesi; yine, sanık ile katılan arasında önceden avukatlık ilişkisi olduğu iddia edildiği halde buna dair belgenin araştırılmadan eylemin basit güveni kötüye kullanma olduğunun kabul edilmesi karşısında bu eylemin şikayete ve uzlaşmaya tabi olduğu, şikayetin süresinde olup olmadığının denetimi açısından suç tarihinin belirlenmesi gerektiği, katılanın, parayı 02.07.2007’de verdiğini iddia etmesi, sanığın, borç ilişkisi nedeniyle verdiğini kabul ettiği senetlerdeki tanzim tarihinin 17.04.2008 olması ve bu senede dayalı icra takibinde kısmi tahsilatın olduğunun belli olması nedeniyle, suçun maddi unsuru olan “tasarrufta bulunma veya inkar etme” olgusunun ne zaman oluştuğu belirlenip, sonucuna göre suç vasfının ve sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.11.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.