YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16599
KARAR NO : 2015/13999
KARAR TARİHİ : 02.12.2015
MAHKEMESİ : İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/06/2014
NUMARASI : 2013/41-2014/259
Davacılar U.. T.. ve diğeri vekili Avukat S.. G.. tarafından, davalılar E.. Ö.. ve diğeri aleyhine 17/07/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19/06/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacılar, A..G.. 10/04/2013 tarihli nüshasının 1. ve 15. sayfasında “..” ve “.. ” başlıklı haber ile kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar ise, davaya konu haberin basın özgürlüğü sınırları içerisinde hazırlanmış, görünen gerçekliğe uygun ve güncel bir haber olduğunu, haberin yayınlanmasında kamu yararı ve toplumsal ilgi mevcut olduğunu belirterek, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, gerçeğe aykırı haberler ile haber verme hakkının sınırlarının aşıldığı belirtilerek, istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasa’nın 28. maddesi ile 5187 sayılı B.. K.. 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa’nın T.. ve Ö.. bölümü ile T…K.. 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır
Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Dava dosyasının incelenmesinde; davacılar ile davacıların murisi S..T.. ilk evliliğinden olan oğlu M.. T.. arasında miras meselesi nedeniyle yargıya intikal eden anlaşmazlıklar olduğu, dava dışı M.. T.. tarafından K.. B.. yapılan başvurular sonucunda, davacıların işlettiği B.. O..de A.. K..M.. tarafından T.. M..uzmanlarınca inceleme yapıldığı, inceleme sonucunda, sivil mimarlık örneği bir yapıya ait olduğu açıklanan taşınmaz parçalarının B.. K.. tarafından alınan 05/06/2012 tarihli karar ile A.. M.. taşınmasına karar verildiği, davacılar tarafından A.. M.. 2012/1322 esas sayılı dava dosyasında taşıma işlemin iptali istemi ile dava açıldığı ve nakil çalışmalarına başlanılacağının bildirilmesi üzerine mahkemece yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, yine diğer dava dışı mirasçı M..T..tarafından C.. sunulan 24/05/2011 tarihli dilekçe ile K.. S.. tarafından imzalanan ve orjinal olan ”..”nın davacılar tarafından terekeye intikal ettirilmediği, gizlendiği ve yurt dışına kaçırılmış olabileceği iddiasında bulunulduğu, bu iddialarla ilgili olarak İ.. B.. 2011/172030 sayılı dosyasında soruşturma yürütüldüğü, soruşturma sonucunda, söz konusu eserin K.. B.. bağlı D.. müzelerinde tasnif, tescil ve değerlendirilmesinin yapılmış bir eser olmadığı, her ne kadar orjinal olduğu iddia edilmiş ise de ve bunu destekleyen tanık beyanları bulunmuş olsa da K.. F.. taşınır kültür varlığı olup olmadığının ancak tasnif, tescil ve değerlendirmeye ilişkin yasal prosedürün tamamlanması ile mümkün olduğu, fermanın taşınır kültür varlığı olduğu kabul edilse dahi davacı şüpheliler ve diğer şüpheliler tarafından yurt dışına çıkarıldığına ve bu şekilde 2863 sayılı Kanun kapsamındaki suçun işlendiğine dair başkaca delil elde edilemediği gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Şu durumda, dava konusu haberin güncel ve görünür gerçekliğe uygun olduğu, toplumun bilgi edinme, basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğu, davacıların murisi S.. T.. diğer mirasçısı M..T..şikayet ve başvuruları sonucunda yürütülen inceleme ve soruşturma sürecinde edinilen bilgilerin gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekecek nitelikte verilen başlık ile aktarıldığı, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte, basın özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığı ve davacıların kişilik haklarına bir saldırı bulunmadığının kabulü ile istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulü yerinde olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 02/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.