YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5703
KARAR NO : 2015/6377
KARAR TARİHİ : 24.06.2015
MAHKEMESİ : İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/02/2014
NUMARASI : 2013/599-2014/161
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine davalı borçlu tarafından yasal sürede itiraz edilmesi üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması, icra inkar tazminatı ve kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile itirazın 71.000 USD üzerinden kaldırılmasına, davalının tahliyesine ve asıl alacağın %20 si oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere ve temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin tahliyeye ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Türk Borçlar Kanunu’nun 315.maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle açılacak tahliye davasının kural olarak kiraya verenler tarafından açılması gerekir. Kiraya verenler birden fazla ise aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan ihtarnameyi birlikte göndermeleri ve yine davayı da birlikte açmaları zorunludur. Kiraya veren durumunda olmayan malik veya kiralananı sonradan iktisap eden yeni malikin önceden kiracıya ihbar göndererek kira paralarının kendisine ödenmesini istemesi bu ihbarın sonuçsuz kalması halinde yasal içerikli ihtarname tebliğ ettirmek suretiyle dava açması gerekir. Kiralanan paylı mülkiyete konu ise pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması, elbirliği halinde mülkiyete konu teşkil ediyorsa tüm ortakların davaya katılmaları gerekir. Dava hakkına ilişkin bu husus mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulmalıdır.
Olayımıza gelince; Davaya dayanak yapılan ve karara esas alınan 01.12.2004 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı F.. B.. hissedarlar adına imzaladığı kira sözleşmesi ile dava konusu taşınmazı davalı şirkete kiralamıştır. Dosya arasında bulunan tapu kaydına göre davaya konu taşınmazın 1/3 payı davacıya ait olup kalan hisseler dava dışı paydaşlara aittir. Davacı F.. B.. kiralayan olduğunu belirterek itirazın kaldırılmasına ve kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Temerrüt nedeniyle tahliye kararı verilebilmesi için kira sözleşmesinde birden fazla kiralayan olması halinde icra takibinin tüm kiralayanlar tarafından yapılması ve davanın da birlikte açılması zorunludur. İcra takibi sadece davacı F.. B.. tarafından yapılmış dava da yine sadece adı geçen davacı tarafından açılmıştır. Takip talepnamesindeki ve ödeme emrindeki bu eksikliğin sonradan giderilmesi mümkün değildir. Mahkemece tüm kiralayanlar tarafından icra takibi yapılmaması nedeniyle tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken karar verilmesi doğru değildir.
3-Davalı vekilinin alacağa ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı F.. B.. İstanbul 32. İcra Müdürlüğü’nün 2013/18379 sayılı icra dosyası ile yapmış olduğu icra takibi ile 2012 yılı Ocak ayından 2013 yılı Temmuz ayı dahil 76.000 USD kira bedeli ve 4.331,095 USD faiz olmak üzere toplam 80.331,95 USD karşılığı 153.691,08 TL nin tahsilini istemiştir. İcra takibini yapan davacı kiralayanlardan biri olup sözleşmedeki kira bedelinden payına düşen kısım için icra takibi yapmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. mahkemece davacının hissesi oranında alacağa hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde alacağın tümü yönünden değerlendirme yapılarak karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (2) ve (3) No’lu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 24.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.