YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1622
KARAR NO : 2015/6795
KARAR TARİHİ : 13.05.2015
MAHKEMESİ : FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/12/2012 tarih ve 2009/264-2012/244 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin TSE markasının sahibi olduğunu, davalının “….” marka yangın tüpleri üzerinde “TSE” markasını izinsiz olarak kullanıldığının savcılık talimatı ile yapılan aramada tespit edildiğini, davalının eyleminin markaya tecavüz teşkil ettiğini, ileri sürerek TSE Ürün Belgelendirme Yönergesi ile belirlenen yıllık emsal belge kullanma tavan ücretinin iki katı ve KDV’den oluşan 8.260,00 TL maddi ve emsal belge tavan ücretinin beş katı olan 41.300,00 TL manevi olmak üzere toplam 49.560,00 TL tazminatın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin yangın tüplerinin üreticisi olmadığını, üreticinin dava dışı …. olduğunu, üreticinin kendilerine TSE markasını kullanmak için yaptığı başvuruları ve yangın tüplerinin davacı Kurum standardına uygun şekilde üretildiğine dair belgeler gösterdiğini ve bu belgelerden bir kaçını da müvekkiline verdiğini, kusurlarının bulunmadığını, üreticinin daha sonra TSE belgesi almaya hak kazandığını böylece davacı zararının ortadan kalktığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının izinsiz olarak davacı Kuruma ait markayı kullandığı, bu eyleminin markaya tecavüz teşkil ettiği, davalı markanın kullanıldığı ürünleri kendisinin üretmediğini bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuşsa da davalı fiilen kendisi üretmese dahi, ihlale konu yangın tüplerinin davalı şirket adına fason olarak üretildiği bu üretimde asli sorumluluğun davalı da olduğu, zira TSE markası kullanılmak isteniyorsa bunu temin etmek de davalının görev ve yükümlülüğü olduğu, ayrıca yangın tüpleri üzerinde marka olarak davalı markasının kullanıldığı, bu markanın altında TSE markasını gören tüketicilerin davalının …..’nden izin alıp kullandığını düşünecekleri, esasen davalının basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olduğu, üretimde kullanacağı her markanın ve işaretin ne sonuçlara sebep olacağını öngörmesi gerektiği, bu nedenle üretici olmamaları nedeniyle husumet yönlendirilemeyeceğine ilişkin savunmanın kabul edilebilir nitelikte bulunmadığı, bilirkişi raporunda belirtilen TSE markasının kullanımı karşılığı, Ürün Belgelendirme Yönetmeliği uyarınca 1 yıllık emsal belge kullanım tavan ücreti olan 3.500,00 TL’nin iki katı olan 7.000,00 TL maddi tazminat olarak hüküm altına alınması gerektiğine dair görüşe iştirak imkanı bulunmadığı, çünkü davalının bu kullanımları karşılığı (1) yıllık kullandırma tavan ücreti, tecavüz eylemi nedeniyle yoksun kaldığı gelirin üst limitini oluşturmakta olup, iki katının esas alınmasının yasal dayanağının bulunmadığı, tazminat hukukunun temelinin uğranılan zararın tespit ve tahsili esasına dayandığı, bu genel ilkeden ayrılıp caydırıcı cezai nitelikli tazminata hükmedilebilmesinin 5846 sayılı FSEK’nin 68. maddesinde belirlendiği üzere bir yasa hükmü ile olabileceği, gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.500,00 TL maddi, 3.500,00 TL manevi tazminatın tespit tarihi olan 24.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dairemizin 07.02.1983 gün 4/493, 03.06.1983 tarih 2576/2907, 19.03.1990 tarih 1874/2383 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere davacı TSE 22.11.1960 tarih 132 sayılı Kanun ile kurularak bu Kanun’un 1. maddesiyle TSE garanti markasını almış ve sicile tescil ettirmiştir. Aynı Kanun’un 1, 2 ve 11. maddelerinde belirtildiği üzere TSE’ne her türlü madde ve mamuller ile ilgili usul ve hizmet standartları yapmak, özel ve resmi sektörün isteği üzerine standartları ve projeleri hazırlamak, mütalaa vermek, standartları konusunda her türlü ilmi ve teknik inceleme araştırmalarda bulunmak görevleri verilmiş olup, TSE garanti markasını almak üreticiler için zorunlu olmamakla beraber, bu markayı mamüllerinde kullanmak isteyenler davacı Kurum’a başvurarak tahlil ve kontrol ücreti ödemek, madde ve mamüllerin Kurum’ca belirlenmiş Türk Standartlarına uygunluğunu tespit ettirip aidatları, teminatları ve ayrıca tarifeye göre hesaplanacak primi ödeyerek sözleşme yapmak zorundadır. Böylece, TSE markasını taşıyan mamüllerin kalite yönünden kontroledilerek Türk Standartlarına uygunluğunun saptanmış olduğu kamu oyunda öncelikle kabül edilmiş bulunacağından, TSE garanti markasının izinsiz kullanılması halinde kamu oyunun bu konuda ciddi bir biçimde yanıltılmış olacağı da kuşkusuzdur.
Davacı Kurum’a yasa ile verilen TSE garanti markasının hukuken korunmasının zorunlu bulunduğu açıktır. Söz konusu markanın korunması bakımından da 556 sayılı KHK hükümleri, TTK 56 v.d maddeleri ve 1322 sayılı Kanunların ve Nizamnamelerin Sureti Neşir ve ilanı Meriyet Tarihi Hakkında Kanun ve ayrıca 132 Sayılı Kuruluş Kanunu’nun verdiği yetkiye dayanılarak davacı Kurum’ca çıkartılan TSE Ürün Belgelendirme Yönergesi hükümleri’nin hep birlikte dikkate alınması gerekir.
132 sayılı TSE Kuruluş Kanunu’nun 1, 2 ve 11. maddelerine göre davacı Kurum kamu hizmeti gören bir kuruluş olup görev ve yetkileri belirlenmiş, aynı Yasa’nın 14. maddesinde de Kurum’un Yetki ve çalışma usulleri, gelirleri ile bu Yasanın uygulanmasını ilgilendiren sair konular hakkında yönetmelik çıkarma yetkisi tanınmıştır. Bu nedenle 132 sayılı Kanun hükümleriyle davacı Kurum’a verilen yetkiye dayanarak çıkartılan söz konusu Yönerge’nin de yasal sonuçlarını doğurması gerekir. Talimatname ve talimatlar, aslında idarenin iç işlerini düzenleyici nitelikte olmakla beraber, bazen bir mesele hakkında emri ve hareket tarzını gösterir ve icrai karara dönüşerek üçüncü şahısları da ilgilendirir ve onları diğer idari tasarruflar gibi bağlayıcı olabilir. ( Ord. Prof Sıddık Sami Onar; İdare Hukuku’nun Umumi Esasları, C1, 2S.291-296, 1960 )
Somut uyuşmazlıkta da, davacı Kurum’ca maddi tazminat isteminde 132 Sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanarak çıkartılan TSE Ürün Belgelendirme Yönergesi’nin 10. maddesi ve buna bağlı tarifelere dayanılmaktadır. Söz konusu Yönerge’nin 105. maddesinde ”TSE marka/markalarını ve/veya yetki belgelerini sözleşme akdetmeksizin kullanan ya da sözleşmesi herhangi bir nedenle sona erdiği halde bu marka veya belgeleri izinsiz kullananlar aleyhine ürünle ilgili ” bir (1) yıllık emsal belge kullanma tavan ücretinin iki (2) katından az olmamak üzere maddi tazminat için yasal yollara başvurulacağı ” düzenlenmiştir. Böylece, TSE markasını izinsiz kullananlar yönünden ürünle ilgili bir yıllık emsal belge kullanma tavan ücretinin iki katı tazminat alınması hususu cezai şart niteliğinde belirlenmiştir.
Bu durumda mahkemece 132 sayılı TSE Kuruluş Kanunu ve bu Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılan TSE Ürün Belgelendirme Yönergesi hükümlerine göre belirlenecek ücretin iki katına hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulü doğru olmadığı gibi maddi tazminatın hesabında esas alınması gereken TSE Ürün Belgelendirme Yönergesi’nin 10.2 maddesinde, maddi tazminat hesabında 1 yıllık emsal belge kullanma tavan ücreti tutarının dikkate alınacağı düzenlenmiş olup, ücret çizelgesinde marka kullanma ücreti bedelinin KDV eklenmek suretiyle bulunacağı belirlendiğinden hükmedilen maddi tazminat miktarının KDV’si ile beraber tahsiline karar verilmesi gerekirken KDV dahil edilmeksizin tespit edilen bedel üzerinden hüküm kurulması da doğru görülmediğinden davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 374,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.